Defended türkçesi Defended nedir

Defended ile ilgili cümleler

English: Ali defended himself.
Turkish: Ali kendini savundu.

English: Johnson defended his policies.
Turkish: Johnson kendi politikalarını savundu.

English: He defended himself tooth and nail.
Turkish: Var gücüyle kendisini savundu.

English: Democracy must be defended in all oil-rich countries, but not in Saudi Arabia.
Turkish: Demokrasi petrol zengini ülkelerde savunulmalı ama Suudi Arabistan'da değil.

English: His logic cannot be defended in any way.
Turkish: Onun mantığı herhangi bir şekilde savunulamaz.

Defended ingilizcede ne demek, Defended nerede nasıl kullanılır?

Defended him : Onu savundu. Onu korudu. Onu destekleri. Onu savunarak konuştu veya hareket etti.

Defended himself : Kendini korudu. Kendini savundu.

Undefended : Avukatsız. Korunmamış. Savunmasız. Müdafaasız. Korumasız. Savunulmamış. İtiraz edilmeyen.

Defendee : Savunulan.

Defender : Müdafaa eden. Ünvanını koruyan şampiyon. Savunma oyuncusu. Müdafi. Tarafını tutan. Savunan kimse. Savunan. Savunan kişi. Koruyucu kimse. Savunucu.

Defend himself : Kendini korudu. Kendini savunmak. Kendini savundu.

Defend : Korumak. Reddetmek. Arkasında olmak. Kanat açmak. Savunmak. Saklamak. Himaye etmek. Müdafaa etmek.

Defendable : Savunulabilir. Savunulur. Korunabilir.

 

Defend the suit : Davayı üstlenmek. Davaya bakmak.

Defend oneself : Kendini savunmak. Korunmak.

İngilizce Defended Türkçe anlamı, Defended eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Defended ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cocoon : Koza. Kokon. Koza örmek. Sarmak. İpekböceği kozası. Koza oluşturmak. Tam başkalaşım gösteren böceklerin pireler gibi erişkinlerin içerisinde geliştiği puparyum kılıfı. halkalı solucanlarda (sülükler) slitellum tarafından oluşturulan ve döllenmiş yumurtayı çevreleyen yumurta kesesi. trematod ve sestodlarda zigota ilave olarak çok sayıda vitellin bez hücrelerinden oluşan yumurtalar. cockroaches’lerin türe bağlı olarak 16-40 adet yumurta içeren ootekası. düz kanatlılarda (orthoptera) içine yumurtaların bırakıldığı süngerimsi yapı.

Preserver : Konserve yapan kimse. Korucu (av). Koruyucu. Koruyucu madde.

Arguing : İkna etmek. Tartışmak. İtiraz etmek. Münakaşa etmek. Tartışma. İspatı olmak. İddia etmek. Karşı gelmek. Görüşmek. Belli etmek.

Fireman : İtfaiyeci. Ateşçi. Gemide makine görevlisi. İtfaiye eri.

Conserves : Koruma altında tutmak. Konserve yapmak. Reçel. Konserve. Muhafaza etmek. Şeker ile saklanan meyve. Konservesini yapmak.

Fighter : Cidalci. Savaşçı. Savaşımcı. Dövüşçü. Alperen. Kavgacı. Mücahit. Mücadeleci kimse. Boksör. Savaş uçağı.

Escort : Eşlik etmek (korumak veya gözetmek amacıyla). Maiyet. Eşlik etme. Refakat etmek. Kavalye. Koruma. Muhafız. Kavalyelik etmek. Refakatçi. Eşlik eden (koruma veya gözetim için).

Uphold : Yukarı kaldırmak. Arka çıkmak. Desteklemek. Sürdürmek (ingiliz ingilizcesi). Sürdürmek. Devam ettirmek (ingiliz ingilizcesi). Kaldırmak. Tutmak. Tasdik etmek. İltizam etmek.

 

Convoying : Konvoy. Katar. Refakat etmek. Yol arkadaşlığı. Yoldaşlık etmek. Eşlik etmek. Birlikte gitmek.

Protector : İltimasçı. Muhafaza edici. Kral vekili. Hami. Koruyucu. Veli. Dayı. Gözetici. Sahip. Mevla.

Defended synonyms : peace officer, steward, stand up, defend, declare oneself, foster parent, chaperon, convoyed, pleads, hero, paladin, champion, convoy, advocating, guard, guardian, argue for, keeper, championed, custodian, reminder, shielder, pleaded, chaperone, watchdog, fire eater, pled, fend for, cocoons, premediate, advocate, championing, excuse.

Defended zıt anlamlı kelimeler, Defended kelime anlamı

Attack : Saldırı. Atak. Uğraşmak. Saldırmak. Eleştirmek. Atılım. Doğrudan doğruya sayı kazanmak amacıyla yapılan hamle. Bir dürtüş ya da vuruşun gerçekleşebilmesi için, ileri doğru gelişen saldırı eylemlerinin her birine verilen genel ad. Kesin sonuç almak için tarafların kurduğu, oyunu karşı taraf alanına aktaran düzen. Akın.

Let : Müsaade etmek. Kiraya vermek. Vermek. Gevşetmek. Bırakmak. Kiraya verilmek. Tenis, masa tenisi alanlarında kullanılır. Meydan vermek. İhale etmek. Dürmek.

Question : Sorular sormak. Problem. Konu. Kuşkulanmak. Soru sormak. Sorgu. Şüphelenmek. Kuşku. Bilinmez.