Deficit türkçesi Deficit nedir

  • Kasa açığı.
  • Açık (bütçe veya hesap vb'nde).
  • Açık (hesaplarda).
  • İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Açık (mali).
  • Eksik.
  • Dezavantaj.
  • Hesap açığı.
  • Zarar.
  • Eksiklik.
  • Açık hesap.
  • Açık.
  • Gelirin gideri karşılamaması durumu. bk. gedik.
  • Tecim işlerinde ve genel olarak ödenekliklerde o kuruluşun gelirleriyle giderleri arasındaki olumsuz-dengesizlik, giderin gelirden fazla olması. kasa, ambar, mal değerlerinin sayım sonucu yazılımlara göre eksik çıkması.

Deficit ile ilgili cümleler

English: He made up for the deficit.
Turkish: O, zararı telafi etti.

English: The country is trying hard to make up for her trade deficit.
Turkish: Ülke, dış ticaret açığını telafi etmek için çok çabalıyor.

English: A huge federal budget deficit has been plaguing the American economy for many years.
Turkish: Dev bir federal bütçe açığı, yıllardır Amerikan ekonomisinin başına bela oldu.

English: We have a deficit.
Turkish: Bir açığımız var.

English: The only way to lose weight is to create a caloric deficit by burning more calories than you eat.
Turkish: Zayıflamanın tek yolu yediğinden daha fazla kalori yakarak bir kalori açığı oluşturmaktır.

Deficit ingilizcede ne demek, Deficit nerede nasıl kullanılır?

Deficit account : Borç toplamları, alacak toplamından daha çok olan sayışım. Eksi bakiye veren hesap. Borç artığı veren sayışım. Borçlu bakiye veren hesap. Borç bakiyesi veren kar zarar hesabı.

 

Deficit budget : Açık veren bütçe. Tahmini masrafların gelirden daha fazla olacaklarını esas alan bütçe.

Deficit financing : Bütçe açığının kapatılması. Açık finansman. Bütçe açığının merkez bankası kaynakları kullanılarak kapatılması. Açık kapama. Masrafların gelirden daha fazla oldukları durum.

Deficit of the balance of payments : Ödemeler dengesi açığı.

Deficit spending : Açığa dayalı harcama. Giderin gelirden fazla olması. Açık bütçe harcamaları. Tazmin harcaması. Toplam talebi arttırarak deflasyonist gediği kapatmaya yönelik harcamalar. krş. deflasyonist gedik. Bütçe açığı. Açık harcama. Telafi edici kamu harcaması.

Policy of deficit budget : Bilinçli olarak bütçe açığı verilmesi politikası. Açık bütçe politikası.

Actuarial deficit : Aktuaryal açık. Sigorta uzmanı tarafından değer biçilen ve hesaplanan hesap açığı (mali istatistikler hesaplayan kimse).

Apostrophe deficit disorder : Apostrof açığı bozukluğu. Add. Apostrof kullanamama durumu.

Account deficit : Hesap açığı.

Budget deficit : Bütçe açığı. Geliri aşan harcama miktarı (dengede negatif yönlü etki yaratan).

İngilizce Deficit Türkçe anlamı, Deficit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deficit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lack : Yoksun kalmak. Olmamak. -e sahip olmamak. Olmayış. İhtiyacı olmak. Yoksun olmak. -sizlik çekmek. Eksik olmak. -sizlik. Yokluk.

 

Aperture : Boşluk. Gedik. Menfez. Bir ışık düzengecinin açılma derecesi, ayarlandığı açıklık. Işık düzengeci açıklığı. Pencere. Delik. Açıt. Pervane yuvası. Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik.

Drawback : Engel. Geri verilen vergi. Vergiyi- geri verme. Gümrük, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir ülkeye giren mallardan alınan gümrük vergisinin o malların tekrar yurt dışma çıkarılmaları halinde iyesine geri verilmesi. Güçlük. Mahzur. Bir maldan, o malı oluşturan maddelerden, bunların yapılmasında kullanılanlardan, girişte alınan vergilerin bir bölüğünü ya da tümünün, o malın çıkışında geri verilmesi yöntemi. bu kurala göre geri verilen verginin niceliği. Sorun.

Handicaps : Elverişsiz durum. Mahzur. Engel olmak. Ket vurmak. Sakatlık. Engel. Engel koymak. Engellemek. Handikap. Özür.

Defect : Hayvanın verim yeteneğinin zayıflaması veya yaşam gücünün azalması. genetik anormalliklere neden olan allel. ayıp. Kaçakçılık sayılan durumlar dışında herhangi bir biçimde vergi kaybına yer vermeyi gerektirmeyen yanlışlar. Arıza. Sakatlık. Eksiklik. kusur. biçim bozukluğu. Eksiklik, kusur, kısmi sakatlık. Defekt. Sığınmak. Bozukluk. Döneklik etmek.

Defalcations : Kusur. Zimmetine para geçirmek. Zimmete geçirilen para. Çalma. Zimmetine geçirme. Zimmete geçirilen miktar. Zimmete para geçirme. Zimmete geçirme.

Charge account : Kredi kartı hesabı. Veresiye hesabı.

Dearth : Kıtlık. Açlık. Yokluk.

Aboveground : Yer düzeyi üstünde. Yeryüzündeki. Toprak üstündeki. Topraküstü. Toprağın üzerinde olan. Yeryüzünde. Yerüstü. Zemin üstündeki.

Deficit synonyms : oxygen deficit, account deficit, blankest, devastation, deficient, bawdy, apparent, bare, want, handicap, aboveboard, depredation, amiss, bads, decrement, drawing account, destituent, absence, defectiveness, apparentness, shortage in cash, deficiencies, running account, cash shortage, drawbacks, deficits, disadvantageousness, bleakish, barest, short, decrements, defalcation, barer.

Deficit zıt anlamlı kelimeler, Deficit kelime anlamı

Sufficiency : Yeterlik. Yeterli miktar. Yeterli olma. Uygunluk. Yeterli bir miktar. Elverişlilik. Yeterlilik. Kifayet. Yeterli şey.

Adequacy : Yeterlilik. Kifayet. Bir örneğin, yansıttığı ayrıtların süreğen olduğu yolunda güven verecek sayısal büyüklükte olması. İstihkak. Yetenek. Ehliyet. Yeterlik. Uygunluk.

Lead : Madencilik, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. İletme teli. Yıldız oyuncu. Kurşun. Öncülük yapmak. Önderlik etmek. İskandil. Sürmek. Kurşundan yapılmış. Balık vücudu ve torpil benzeri biçimlendirilebilen kurşun, çinko, demir malzemeden yapılmış delikli batırıcı. oltanın ucuna bağlanan, olta ipinin gergin durmasına ve gerektiğinde derinliğin ölçülmesine de yarayan ağırlık.

Deficit ingilizce tanımı, definition of Deficit

Deficit kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a deficit in taxes, revenue, etc. Lack. A falling short. Deficiency in amount or quality.