Defect türkçesi Defect nedir

  • Eksiklik, kusur, kısmi sakatlık.
  • Döneklik etmek.
  • İltica etmek.
  • Arıza.
  • Hayvanın verim yeteneğinin zayıflaması veya yaşam gücünün azalması. genetik anormalliklere neden olan allel. ayıp.
  • Kaçmak.
  • Noksan.
  • Bozukluk.
  • Ayrılmak.
  • Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Defekt.
  • Özür.
  • Yanılgı.
  • Eksiklik. kusur. biçim bozukluğu.
  • Kaçakçılık sayılan durumlar dışında herhangi bir biçimde vergi kaybına yer vermeyi gerektirmeyen yanlışlar.
  • Eksiklik.
  • Sakatlık.
  • Kusur.
  • Sığınmak.

Defect ile ilgili cümleler

English: She has a character defect.
Turkish: Mayası sağlam değil onun.

English: He defected to the Soviet Union in the 1950's.
Turkish: 1950'lerde Sovyetler Birliğine iltica etti.

English: What defect can you find in the present system of education?
Turkish: Şu andaki eğitim sisteminde hangi eksikliği bulabilirsin?

English: If defective in structure, they are perfect in function.
Turkish: Yapı olarak kusurlu olsalar bile, onlar fonksiyon olarak mükemmeldir.

English: Recent investigations have demonstrated that the application of Emmet's theory is not always without defects.
Turkish: Son araştırmaların gösterdiğine göre, Emmet'in teorisinin uygulanması her zaman kusursuz değildir.

Defect ingilizcede ne demek, Defect nerede nasıl kullanılır?

 

Defect coagulapathy : Defekt koagulopatisi. Doğuştan veya kazanılmış olarak kanda bulunan pıhtılaşma faktörlerinin eksikliği veya pıhtılaşma faktörlerindeki işlevsel değişikliklerin neden olduğu pıhtılaşma bozuklukları.

Defect in character : Kişilik bozukluğu.

Defect of hearing : Olağan yakınlıktaki bir kaynaktan çıkan olağan güçteki sesin dış, orta ve iç kulaktan geçerek beyne ulaşıp tam olarak algılanmaması sonucu sağırlık ya da ağır işitme biçiminde beliren özür. bk. ağır işiten, sağır. İşitme özürü.

Defect of vision : Görme bozukluğu.

Zero defect production : Toplam kalite yönetiminin temel ilkelerinden biri olup hatasız üretimin amaçlandığı üretim anlayışı. krş. kalite kontrol çemberleri, tam zamanında üretim. Sıfır hatalı üretim.

Essential defect : Başlıca kusur. Esas kusur. Temel hata.

Design defect : Tasarım kusuru.

Atrial septal defect : Atriyal septal defekt. Atrial septal defekt. Kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasındaki septumda doğuştan delik veya açıklık bulunması. Atriyal septum defekti.

Conductive hearing defect : Dış ya da orta kulakta herhangi bir bozukluk yüzünden ya da bu örgenlerin görevlerini tam yapamayışları nedeniyle sesin iç kulağa ve beyne tam olarak iletilememesi. İletsel işitme özürü.

Cardiac defect : Kalp anomalisi.

İngilizce Defect Türkçe anlamı, Defect eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Defect ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Allegations : İleri sürme. Sav. İddia. Bahane. Mazeret.

Crouch down : Çömmek. Çömelmek. Sinmek.

Error : Günah. Falso. Hata. Yanlışlık. Dalalet. Doğabilimsel ölçümlerde ölçü aygıtlarından, insan değerlendirmelerinin yetersizliğinden kaynaklanan belirsizlikler. Yanlış. Bir niceliğin gerçek değeri ile ölçülen değer arasındaki fark. Yanılma.

 

Beat a retreat : Bir yerden kaçmak. Hızla geri çekilmek. Ricat etmek. Vazgeçmek. (soğuk veya tehlikeli) bir yerden ayrılmak. Toz olmak. (soğuk veya tehlikeli) bir yeri terk etmek. Geri çekilmek.

Bolt : Saplaç. İki parçayı birleştiren yuvarlak, çelik burmalı çivi. Tüymek. Katları oluşturan oyuncuların bir sürgü gibi kapanıp açılmalarına dayanan oyun biçimi. Fırlamak. Futbol, madencilik alanlarında kullanılır. Sürgülemek. Sürmelemek. Cıvatalamak. Elemek.

Accident : Bir nesnenin ikincil ve öze ilişkin olmayan özelliği. Tesadüf. Kaza. Hukuk, madencilik alanlarında kullanılır. Araz. İlinek. İş kazası. Rastlantı. Umulmayan durum.

Deformations : Deformasyon. Biçimsizleştirme. Şekil değiştirme. Bozulma. Biçim bozulması. Çirkinleştirme. Biçimini bozma. Değiştirim. Yamulma.

Cavil : Tartışmak (önemsiz şeyler üzerinde). Bahane aramak. Bahane. Şikayetçi olmak. İtiraz. Kusur bulmak.

Abscond from : Sessizce sıvışmak.

Blemish : Lekelemek. Şaibe. Leke. Güzelliğini bozmak. Hata. Bozmak. Damga. Çirkinleştirmek. Karalamak.

Defect synonyms : congenital anomaly, congenital defect, congenital abnormality, myelatelia, congenital disorder, be through, glitches, asylum, absconding, absent oneself from, flaw, disadvantage, delusions, excuse, defaults, bow out of, harboring, apostatizes, amends, deformation, decrementing, defectiveness, fall back upon a thing, short coming, faults, cavils, blemishing, bolted, harbours, ratted, errors, harbored, absquatulate.

Defect zıt anlamlı kelimeler, Defect kelime anlamı

Perfection : Kusursuzluk. Mükemmelleştirme. Mükemmeliyet. Bitirme. Kusursuz kişi ya da şey. Eşsiz örnek. Tekamül. Ustalık. Yetkinlik. Bir ölçme aracı ya da bir ölçme sürecinin ölçüm yanılgılarını en aza indirgeme yeteneği.

Advantage : İstifade. Bir kişi, nesne, durum ya da koşuldan yana olan, başarı ya da kazançta yardımı dokunan olumlu özellikler, bkz.götürü. Avantaj. Futbol, bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. İntifa. İyilik. Fayda. Üstünlük. Getiri. Yarar.

Defect ingilizce tanımı, definition of Defect

Defect kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To damage. Opposed to superfluity. To become deficient. To fail. Want or absence of something necessary for completeness or perfection. To injure. Deficiency.