Definite türkçesi Definite nedir

Definite ile ilgili cümleler

English: Give me a definite answer.
Turkish: Bana kesin bir cevap ver.

English: It will be four years before the definite result of beef liberalization emerges.
Turkish: Sığır serbestleştirilmesinin kesin sonucu ortaya çıkmadan önce dört yıl olacak.

English: It is definite that he will go to America.
Turkish: Onun Amerika'ya gideceği açık.

English: I couldn't get a definite answer from him.
Turkish: Ondan kesin bir cevap alamadım.

English: I want you to have a definite plan before you leave.
Turkish: Ayrılmadan önce belirli bir planının olmasını istiyorum.

Definite ingilizcede ne demek, Definite nerede nasıl kullanılır?

Definite article : İsmin spesifik olduğunu belirtmek için önünde kullanılan “the” kelimesi (dilbilim). Belirli artikel. Belirli tanımlık. Belirli belirtme edatı. Belgili tanımlık.

Definite integral : Belirli entegral. Belirli tümlev. Belirli integral. Belgin tümlev.

Definite invoice : Sayışıma geçirilecek bütün bilgi ve ayrıntıları gereği gibi kapsayan satımca. Kesin satımca.

Definite letter of warranty : Kati teminat mektubu.

Definite matrix : Tanımlı dizey.

 

Positive definite : Pozitif tanımlı. Artı belgili. Kesin artı.

Positive definite matrix : Kesin artı matris. Pozitif tanımlı dizey.

Past definite : Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki… okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Belirli geçmiş zaman. Görülen geçmiş zaman kipi.

Definite method of measurement : Tanımlı ölçüm yöntemi.

Positive semi definite matrix : Yarı-kesin artı matris.

İngilizce Definite Türkçe anlamı, Definite eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Definite ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Localised : Yerelleşmiş. Belirli bir bölgeye yoğunlaşmış (ayrıca localized). Lokal. Lokalize. Bölgesel hale getirilmiş. Yerleşik. Yerel. Belirli bir yere mahsus olan. Sınırlandırılmış.

 

Easily : Rahatça. Muhtemelen. Rahat rahat. Rahat. Rahatlıkla. Kolayca. Su gibi. Şakır şakır.

Decidedly : Tamamen. Kararlı bir şekilde. Kesin olarak. Katiyetle. Kesinlikle. Karalı bir şekilde. Muhakkak.

Givens : Verili. Doğuştan olan. Verilen. Bahsi geçen (durum vb). Müptela. Düşkün. Verilmiş. Bilinen.

And no mistake : Öyle olduğu kesin. Kesinlikle. Muhakkak.

A hundred percent : Bütün. Şüphesiz (yüzde yüz). Hepsi. Yüzde yüz. Tam.

Express : Ekspres. Belli etmek. Ekspresle göndermek (mektup). Süratli. Düşüncelerini belirtmek. Hızlı. Açık etmek.

Determinate : Muayyen. Hudutlu. Sabit bir sayıya sahip olan. Mukarrer.

Incontestable : Tartışmasız. Tartışılmaz. İtiraz edilemez. İtiraz kabul etmez. Temyiz edilemez. Bilinen. İnkar edilemez.

Decisive : Azimli. Kesin sonuca ulaştıran. Belirleyici. Sonuca götüren. Kararlı. Sonuç üzerinde rol oynayan.

Definite synonyms : exact, bawdy, uncontestable, measurable, accent bar, clearly, unchallenged, barest, apparent, doubtless, naturally, blanking, undeniable, broad, narrow, absolute device, access control entry, crossing, indubitable, cutbacks, avowed, axiomatical, apostrophes, closure, abstract syntax tree, above board, apostrophe, explicit, affirmative, apodeictic, categoric, break, admittedly.

Definite zıt anlamlı kelimeler, Definite kelime anlamı

Indefinite : Sayısız. Belirtisiz. Sonsuz. Süresiz. Kesin olmayan. Sınırsız bir süre için. Mühletsiz. Belirsiz. Sınırsız. Belgisiz.

Unclear : Bulanık. Belirsiz. Zor anlaşılır. Açık olmayan. Karışık.

Undefined : Tanımlanmamış. Tanımsız.

Definite antonyms : indistinct, implicit, uncertain.

Definite ingilizce tanımı, definition of Definite

Definite kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Limited. A definite measure. A definite period or interval. A thing defined or determined. As, definite dimensions. Fixed. Having certain or distinct. Determinate in extent or greatness.