Delinquent türkçesi Delinquent nedir

  • İhmalcilik.
  • Suçlu.
  • Görevini yerine getirmeyen.
  • Suç işleyen.
  • Suç işleyen (çocuk).
  • Zamanında yapılmayan ödeme.
  • Geciktirilmiş.
  • Çocuk suçlu.
  • Mücrim.
  • İhmalkar kimse.
  • Kabahatli kimse.
  • Borçlarını ödememiş.

Delinquent ile ilgili cümleler

English: Ali is a juvenile delinquent.
Turkish: Ali bir çocuk suçlu.

English: What shall we do with this delinquent girl?
Turkish: Bu hatalı kızla ne yapacağız?

Delinquent ingilizcede ne demek, Delinquent nerede nasıl kullanılır?

Delinquent account : Açık hesap. Gecikmiş cari hesap.

Delinquent child : İçinde yaşadığı toplumun gelenek ve törelerine karşı koyan çocuk. sürekli olarak yasaları çiğneme eğilimi gösteren çocuk. okul ya da benzeri eğitim kurumlarının koyduğu kurallara uymamakta direnerek sık sık suç işleyen çocuk. Suçlu çocuk.

Juvenile delinquent : Çocuk suçlu. Suçlu çocuk.

Delinquently : Hatalı bir şekilde. Geciktirilmiş bir şekilde. Geciktirilmiş olarak. İhmalkar bir şekilde.

Delinquents : Kabahatli kimse. Suçlu. Zamanında yapılmayan ödeme. İhmalkar kimse.

Delinquency ratio : Temerrüt oranı. (ekonomi) bir şirketin toplam borçları ile ödenmemiş olan borç veya vergileri arasındaki oranı.

Delinquency : Kötüye kullanma. Suçluluk. Görevi ihmal etme. Herhangi bir toplumsal görevi yapma ya da bir yasağa uymada bireyin başarısız kalması, toplumsal bir yükümlülüğe aykırı davranması durumu. Kabahat. Kurallara uymama. İhmal. Hata. Suç işleme (çocuklarda). Suç işleme.

 

Juvenile delinquents : Çocuk suçlular. Çocuk suçlu.

Delinquency area : Suç sayılan eylem ve davranışların oranının yüksek olduğu genellikle kentsel yerleşme bölgesi. Suç bölgesi.

Delinquencies : Borçların ödenmemesi. Suçluluk. Kurallara uymama. Suç işleme (çocuklarda). Suç işleme. Kabahat. İhmal. Hata. Kötüye kullanma. Suç.

İngilizce Delinquent Türkçe anlamı, Delinquent eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Delinquent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Actor : Fail. Bireycil ya da kümecil oyunda ilgi konusu olan olayları, sorunları oyunlukta eylemsel olarak sergilemek üzere, tasarlanan bir oyun metnine göre çeşitli üstlenceler yüklenen, eylem içinde gözlem ve çözümleme konusu yapılan birey ya da küme. bk. kümeölçüm. Bir film ya da televizyon oyununda rol alan erkek. Aktör. Hukuk, sinema, televizyon, tiyatro, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir oyun kişisini, sanatçı yaradılışı ve bilgisi ile, canlandıran ya da gösteren tiyatro sanatçısı. oyun oynama eylemini yapan kişi. (erkek ya da kadın). Oyuncu. Erkek oyuncu. Tiyatrocu. Uygulama modülü (sensör).

Negligent : İhmalkar. Kayıtsız. İhmalci. Savsak. Lakayt. Lakayıt. Dikkatsiz. Baştan savmacı. Umursamaz.

Backlog : Yarım kalmış işler. Yarım kalmığ işler. Geciktirilmiş işler. İhtiyat. Hizmet bekleyen. Yedek kütük (ocak). Birikim. Şöminenin arkasına konan küllük.

 

Hampered : Köstek olmak. Zorluk çıkarmak. Engellenmiş. Engel olmak. Aksatmak. Engellemek.

Retarded : Rötarlı. Yavaşlamış. Hızını kesmek. Gecikmiş. Alıkoymak. Geciktirmek. Geri zekalı. Frenlemek. Gecikmeli. Yavaşlatmak.

Offhandedness : Düşüncesizlik. İhmalkarlık. Kayıtsızlık.

Cloggier : Takılı. Yığılı. Bağlı.

Culprits : Fail. Hükümlü. Maznun. Sanık. Zanlı.

Laxities : Umursamazlık. İhmalkarlık. Laksite. Gevşeklik. Belirsizlik.

Cloggy : Yapışkan. Yığılı. Bağlı. Takılı. Tıkanma eğilimi olan.

Delinquent synonyms : laxness, juvenile delinquents, apache, juvenile delinquent, evil doer, blameful, neglecter, guiltiest, guilty, malefactors, juvenile offender, neglector, negligence, cloggiest, perpetrator, neglectfulness, deferred, bushranger, guiltier, criminal, derelict, arrested, apaches, dereliction, accused, offender, derelictions, delinquents, carelessness, delayed, backlogs, remissness, infractor.

Delinquent zıt anlamlı kelimeler, Delinquent kelime anlamı

Innocent : Saftrik. Safdil. Zararsız. Saf. Suçsuz. Temiz kalpli. Azade. Zararsız kimse. Masum. Günahsız.

Diligent : Gayretli. İşine düşkün. Hamarat. Gayretkeş. Özenli. Çalışkan. Dikkatli. Özenle ve sebat ederek çalışan (kimse). Özenle ve sebat edilerek yapılan (iş).

Delinquent ingilizce tanımı, definition of Delinquent

Delinquent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Offending by neglect of duty. A culprit. An offender or transgressor. One who fails or neglects to perform his duty. Failing in duty. One who commits a fault or a crime.