Demands türkçesi Demands nedir

Demands ile ilgili cümleler

English: Tom's boss demands a lot of work.
Turkish: Tom'un patronu çok iş istiyor.

English: Tom's demands are not unreasonable.
Turkish: Tom'un talepleri mantıksız değil.

English: His demands are reasonable.
Turkish: Onun talepleri makul.

English: Ali is the type of person who always demands that something be done rather than request that it be done.
Turkish: Ali bir şeyin yapılmasını rica etmek yerine bir şeyin yapılmasını her zaman talep eden türden bir insan.

English: This problem demands immediate attention.
Turkish: Bu soruna hemen dikkat edilmesi gerekir.

Demands ingilizcede ne demek, Demands nerede nasıl kullanılır?

Place great demands on : Kapasitesini zorlamak.

Elicit demands : Talepleri meydana çıkarmak. Talepleri ortaya çıkarmak.

Redemands : Tekrar talep etmek.

Demand an explanation : Bir cevap istedi. Zorla bir açıklama istedi. Bir açıklama talep etti.

Demand assignment : İsteme göre paylaştırma. İstek güdümlü paylaştırma.

Demand elasticity : Bir ürünün fiyatındaki değişikliğe bağlı olarak talebinde meydana gelen değişiklik oranı. Talep esnekliği.

Demand deficient unemployment : İktisadi dalgalanmaların gerileme ve durgunluk dönemlerinde toplam istemdeki daralmaya bağlı olarak ortaya çıkan bir dönemsel işsizlik türü. krş. mevsimlik işsizlik. Çevrimsel işsizlik.

 

Demand change : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Demand curve : İstem eğrisi. Çeşitli fiyatları baz alarak tüketicilerin satın alacakları miktarları gösteren eğri. Talep eğrisi. Bir malın kendi fiyatı dışındaki diğer tüm değişkenlerin sabit olduğu varsayımı altında, tüketicilerin o maldan satın almayı istediği fiyat-miktar bileşimlerini gösteren noktaların geometrik yeri, diğer bir deyişle bireysel istem eğrilerinin yatay toplamından elde edilen eğri.

Demand draft : Banka çeki. İbrazında ödenecek poliçe. Keşidesinde ödenecek senet. İbrazında ödenen poliçe. İbrazında ödenecek senet. Göründüğünde ödenecek poliçe. Görüldüğünde ödenecek poliçe. Anında ödenecek senet.

İngilizce Demands Türkçe anlamı, Demands eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Demands ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Make a request : İstekte bulunmak. İstek yapmak. Bir ricada bulunmak. Talepte bulunmak.

Inquire : Sorgulama yapmak. Aramak. Tahkik etmek. Soru sormak. Akıl sormak. Araştırmak. Sorup öğrenmek. Bilgi almak. Soruşturmak.

Dun : Kuru tuzlanmış balıklarda küflerin özellikle sporendonema spp.’nin oluşturduğu kahverengileşmeyle görülen bozulma. Esmer. Boz renk. Dun. Alacağını istemek. Karanlık. Borçluyu sıkıştırmak. Boz. Ödenmesini istemek. Sıkıştırmak.

 

Consults : Görüşmek. Danışmanlık etmek. Danışmanlık vermek. Danışmanlık yapmak. Akıl danışmak. Müracaat etmek. Bakmak. Başvurmak. Dikkate almak.

Adjured : Rica etmek. Yeminle istemek. Yalvarmak. Yalvara yakara istemek.

Wage claim : Vergin artış talebi.

Inquires : Soru sormak. Sorgulama yapmak. Soruşturmak. Araştırmak. Aramak. Akıl sormak. Tahkik etmek. Bilgi almak.

Enquires : Soru sormak. Soruşturmak.

Call : Bağırmak. Farzetmek. Dava açmak. Uyandırmak. Lakap takmak. Demek. Telefonda konuşmak. Çağrı. Telefon etmek. Çağrıda bulunmak.

Call for : Gönderilmesini istemek. İhtiyaç duymak. Gidip gelmek. Uğrayıp almak. Çağırmak. İcap ettirmek. Gerektirmek. Çağrıda bulunmak. Gerekmek.

Demands synonyms : margin call, enquiring, demand, beg for, requisition, clamor, petition, requests, insisting, ask for trouble, be spoiling for, ask for it, challenge, require, clamour, claim, quest, begged, request, assert, want, aspire to, consult, claimed, asks, pretending, be in need of, invoked, pretend, bespeak, be after, ask about, adjure.

Demands zıt anlamlı kelimeler, Demands kelime anlamı

Obviate : Çözmek. Önüne geçmek. Yetmemek. İzale etmek. Gereksiz kılmak. Önlemek. Bertaraf etmek. Karşılamamak. Çare bulmak. Halletmek.

Inactivity : Etkisizlik. Hareketsizlik. Üşengeçlik. Tembellik. Durgunluk. Tesirsizlik. Avarelik.