Derd nedir, Derd ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Dert.
Derd ile ilgili Cümleler
- İlişkilerdeki rol dağılımını sürekli karıştırdığımdan, benim de temizlikçilerle başım hep derde girmiştir.
- Onun derdi günü roman okumak! Dağ başındasın / Derdin günün hasretlik / Akşam olmuş / Güneş batmış / İçmeyip de ne halt edeceksin?
- Merak etme erenler, derdi veren devasını da verir.
- Hurşit Bey seni ağırlar, derdine derman olur.
- Rüyada deniz görmek zenginliktir, derdi büyükannem.
- Derdini anlatabileceğin hiç kimsen yok mu?
- Bu iddiayla yola çıktılar mı Milli Kongre'yi basarlar, Esat Paşa'yı derdest ederler.
- Mutlu değildi. Büyük başın derdi de sıkıntısı da büyük olur.
- Elin derdi seni mi gerdi?
- Tom'un başını derde sokmasını istemiyorum.
- Derdimi Fransızca anlatabildim.
- Kendi derdimiz başımızdan aşkın, bir de başkasının derdi ile uğraşacak vaktimiz yok.
- Herkes can derdinde, ben de Şahin'in ardına düşmüşüm.
- Sana istifa ettiğimi söylesem ne derdin?
- Savaş yüzünden herkes kendi derdine düşmüştü.
- Mutlaka umarsız dertlere düştüğümü biliyor.
- Benim derdim başımdan aşkın, bir de onunla uğraşamam şimdi.
- Bu çocukların her zaman ebeveynleri ile başı derde girer.
- Kızım, derdini söylemeyen derman bulamaz. Gel bana işin doğrusunu söyle de bir çaresine bakalım.
- Ağlamak, dertleşmek, dertlerine deva bulmak ihtiyacı her zamankinden fazla idi.
- Efendinin ona ihtiyacı en ziyade kendi derdini dökmek, kalbini boşaltmak içindi.
- Derdini Fransızca anlatabilir misin?
- Polislerle başı hep derde giriyordu.
- Ben hayır derdim.
- Dert sana dert oluncaya kadar, derdi dert etme.
- Derdimi Fransızca anlatamadım.
- Derdimi dinleyecek birilerini arıyorum.
Derd ile ilgili Atasözü veya Deyim
baş yastığı baş derdini bilmez : insanın derdi içindedir, en yakını bile onu anlamaz anlamında kullanılan bir söz.
başı derde girmek : sıkıntılı bir duruma düşmek.
bin derde deva : pek çok işe yarayan her sıkıntıyı gideren.
bir mum al da derdine yan : başkalarıyla uğraşacağına kendi durumunu düşün anlamında kullanılan bir söz.
(birinin) derdi başından aşkın (olmak) : birçok sorunu bulunan aşırı derecede meşgul.
(birinin) derdi günü : çok ilgilenilen, üzerinde çok düşünülen şey.
(birinin) derdini deşmek (veya depreştirmek) : derdini hatırlatıp yeniden üzülmesine yol açmak.
borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek : borçlu ve dertli bir biçimde yaşanılmaz; borçtan kurtulmanın yolu onu vermek, onulmaz dertten kurtulmanın çıkar yolu ise ölmektir anlamında kullanılan bir söz.
büyük başın derdi büyük olur : büyük işlerin başında bulunanların karşılaşacağı güçlükler de çoktur anlamında kullanılan bir söz.
can derdinde olmak : zor bir durumdan kurtulmaya çalışmak.
can derdine düşmek : ölüm korkusuna kapılmak.
canının derdine düşmek : canından başka bir şey düşünemeyecek kadar sıkıntıda olmak.
derde düçar olmak : kötü bir duruma düşmek.
derde (veya derdine) derman olmak : soruna çözüm bulmak, sıkıntıyı geçirmeye çare göstermek.
derde (veya dertlere) düşmek : sorunla karşılaşmak Mecaz anlamı hastalanmak.
derdest etmek : yakalamak.
derdi veren devasını da verir : her sıkıntının, üzüntünün bir çaresi vardır anlamında kullanılan bir söz.
derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen : derdi olmayan kimse önemsiz şeyleri kendisine dert edinerek söylenir, borcu olmayan kimse de evlenirken birçok şey satın almak zorunda kaldığı için borçlanır anlamında kullanılan bir söz.
derdine deva bulmak : sıkıntıyı çözümlemek, atlatmak, çaresizliği yenmek.
derdine düşmek : yapılması gereken bir şeyi gerçekleştirmenin yollarını aramak.
derdine yanmak : kendi durumuna üzülmek.
derdini çekmek : üzüntüsüne katlanmak.
derdini dökmek : derdini, sıkıntılarını ayrıntılı olarak anlatmak, dile getirmek.
derdini söylemeyen (veya anlatmayan) derman bulamaz : insan sıkıntısını başkasına açıklayarak giderebilir anlamında kullanılan bir söz.
evladın var mı derdin var : çocuklarının sıkıntıları, hastalıkları ana baba için sürekli derttir anlamında kullanılan bir söz.
her dağın derdi kendine göre : herkesin kendi durumuna bağlı olarak sorunları vardır anlamında kullanılan bir söz.
her derde deva olmak : birçok şeye çare olmak.
herkesin bir derdi var, değirmencininki su : herkesin kendi yaşayışı ile ilgili bir derdi vardır, bir kişinin derdi ötekininkine benzemez anlamında kullanılan bir söz.
kendi derdine düşmek : kendi sorunu sebebiyle başka şeyle ilgilenememek.
koyun can derdinde, kasap yağ derdinde : keçiye can kaygısı, kasaba et (veya yağ) kaygısı.
Derd kısaca anlamı, tanımı
Derdala : Başı boş, başına buyruk, hoppa
Derde dutulmak : Hastalanmak.
Derde varmak : Derde düşmek.
Derdedirgin olmak : Şaşırmak, şaşalamak, telâşa düşmek.
Derdek : Dokuma tezgâhında masuranın sarıldığı kamış.
Derdemez : Elbette. Derken, hemen sonra.
Derderiç : Çabuk ve çok konuşan.
Derdes : Çarçabuk.
Derdesde : Sımsıkı tutma, yakalama.
Derdeste etmek : Eli kolu bağlayıp hapse atmak.
Derdeşik : Darmadağın, didik didik: Tavuklar bahçeyi derdeşik etmişler.
Derdi depreşmek : Derdi tazelenmek.
Derdik : Bir çeşit şalgam.
Derdikmek : Dertlenmek, ağlamaklı olmak, derdini anlatmak: Boşuna derdikip durma, senin derdine kim yanacak. İçlenmek, dert edinmek.
Derdim ayı : Sonbahar.
Derdimek : Derdi tazelenmek, içlenmek.
Derdin : Düzce ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Derdük : Ederdik, yapardık.
Boğaz derdi : Geçim için uğraşma. Yemek pişirme, hazırlama sıkıntıları.
Derdest : Yakalama, tutma, ele geçirme. Görülmekte olan.
Geçim derdi : Geçim sıkıntısı.
Diğer dillerde Derbentçi anlamı nedir?
Osmanlıca Derbentçi : beldar, derbent muhafızı

Bu kısımda Derd nedir? Derd ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Derd tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Derd hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.