Determinedness türkçesi Determinedness nedir

Determinedness ingilizcede ne demek, Determinedness nerede nasıl kullanılır?

Determined direct object : Belirtili nesne.

Determined his fate : Kendi kaderini belirledi. Kendi yolunu çizdi.

Determined opposition : Kararlı muhalefet. Sert muhalefet. Dik karşı duruş.

Determined variable : Bağımlı değişken. Bk. bağımlı değişken. Fonksiyonel bir ilişkide değeri, bağımsız değişken veya değişkenlerin alacağı değere bağlı olarak belirlenen, yani etkilenen değişken. krş. bağımsız değişken. Açıklanan değişken.

Be determined to do : Yapmaya kararlı olmak.

Overdetermined : Artık belirtilmiş. Fazla veya aşırı belirlenmiş.

He is determined to : O umutsuzca istiyor. O –da kararlı. O (bir şeyi) gerçekten istiyor. O -da kararlı.

Predetermined variable : Önceden belirlenmiş değişken. Belirlenmiş değişken.

Determined : Azimli. Belirtili. Kati. Kesin. Muayyen. Belirli. Belirlenmiş. Kararlı.

Be determined : Kafasına koymak. Belirlenmek. Tebeyyün etmek. Engel tanımamak. Ortaya çıkarılmak. Aklına koymak. Azimli olmak.

İngilizce Determinedness Türkçe anlamı, Determinedness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Determinedness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Certitudes : Kuşkusuzluk. Sübut. Katiyet. Bir şeyden emin olma. Emniyet.

Resolve : Kesin karar vermek. Analizini yapmak. Ayrışmak. Aklına koymak. Dönüşmek. Halletmek. Tahlil etmek. Azmetmek. Ortadan kaldırmak. Haline getirmek.

Authoritativeness : Onaylı olma durumu. Otoriterlik. İspat edilebilirlik. Kanıtlanabilirlik. Yetkililik.

Accurateness : Titizlik. Tamlık. Dürüstlük. Yanlışsızlık. Kusursuzluk. Doğruluk.

Consistency : Sabitlik. Vargı ya da sonuçların bir mantıksal çıkarım kalıbına uygunluğu, gözlem ya da ölçümlerin birbirine uygun düşme ya da yinelenme özelliği. Tutarlık. Yoğunluk. Uyum. Bir doğabilimsel niceliğin değişik belirlemeleri arasındaki uyumun nitel değerlendirmesi. Bilgisayar, ekonomi, fizik alanlarında kullanılır. Tutarlılık.

Resolution : Niyet. Birbirine komşu iki noktanın ayırt edilebilme gücü. mikroskobik olarak birbirine komşu iki farklı görüntünün ayırt edilebilme duyarlılığı, rezolüsyon. Yasa tasarısı. Ara kararı. Çözüm. Patolojik bir sürecin şiddetinin azalması, hafiflemesi veya kısmen normale dönmesi. yangısal reaksiyonların şiddetinin yavaşlaması veya bir şişkinliğin kaybolması veya yumuşaması gibi. çözünürlük. Önerge. Bir mikroskobun örnekteki çok yakın iki noktayı birbirinden ayırt edebilme gücü. çözme gücü. Önerme.

Tenacity : Sebat. Azim. Sağlamlık. Yapışkanlık. Azamet. İnat. Bir işten vazgeçmeme. Sıkı sıkı sarılma.

Inalterableness : Değiştirilemez olma durumu. Değiştirilemezlik.

Consistence : Uyum. Koyuluk. Tutarlık. Yoğunluk. Sabitlik. Tutarlılık. Bkz.consistency. Kıvam.

 

Assertiveness : Kendine güven. Girişkenlik. İddialılık. Güvengenlik. İddiacılık.

Determinedness synonyms : equableness, callousness, categoricalness, hardheartedness, invariability, changelessness, continuum, flatness, invariance, hardness, doggedness, angularness, certitude, continuance, definiteness, rigidity, durity, accuracies, fixities, chronicity, certainness, decision, immutableness, continuation, tenaciousness, resoluteness, ceaselessness, continuations, consistencies, determination, determinations, militancy, incommutability.