Dew türkçesi Dew nedir

  • Nem.
  • Tazelik.
  • Çiy.
  • Damlacık.
  • Islatmak.
  • Şebnem.
  • Jale.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Gençlik.
  • Su buğusunun açık ve durgun havalarda, sabaha karşı yoğunlaşarak otlar, yapraklar ya da açıkta kalmış nesneler üzerinde oluşturduğu küçük su damlacıkları.
  • Çiylenme.

Dew ile ilgili cümleler

English: The dew evaporated when the sun rose.
Turkish: Güneş doğduğunda çiğ buharlaştı.

English: Ali found a wallet on the sidewalk.
Turkish: Ali kaldırımda bir cüzdan buldu.

English: Ali and Mary walked down the busy sidewalk.
Turkish: Ali ve Mary yoğun kaldırımdan aşağıya doğru yürüdü.

English: Ali found a wallet lying on the sidewalk.
Turkish: Ali kaldırımda duran bir cüzdan buldu.

English: The dew falls in early morning.
Turkish: Her sabah çiy görünür.

Dew ingilizcede ne demek, Dew nerede nasıl kullanılır?

Dew claw : Köpeğin arka tırnağı.

Dew cup instrument : Çiy aygıtı.

Dew drop : Çiy damlacığı.

Dew drops : Çiy damlacığı. Yoğun rutubet damlacıkları. Çiy damlaları.

Dew fall : Akşam.

Dew line : Uzaktan erken uyarı hattı.

Dew pond : Tepe bağlarında bulunan küçük ve sığ gölet.

Dewan : Divan.

Dew point analyzer : Çiy noktası analizörü.

Dew point : Yoğunlaşma çekidi. Çiy noktası. Çiylenim noktası. Çiğlenme noktası. Çiy düşmesi için gerekli ısı derecesi. Çiy oluşma derecesi. Çiylenme noktası. Havadaki su buharı basıncının, doygun buhar basıncına eşit olduğu noktadaki havayuvar sıcaklığı. Yoğuşma noktası. Yoğunlaşma noktası.

 

İngilizce Dew Türkçe anlamı, Dew eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dew ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Newness : Yeni olma. Yenilik.

Age pyramid : Yaş piramidi. Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge.

Moisture : Yaşlık. Fizik, madencilik alanlarında kullanılır. Ten. Bir uçun ortamındaki su uçuğu tutan. Islaklık. Rutubet. Hava yaşlığı.

Bathe : Çimmek. Yıkanmak. Çevrili olmak (su ile vb). Dalmak. Banyo yapmak. İlaca batırmak. Banyo yaptırmak. Yıkamak (yara vb). Suya girmek.

Dowse : Suya sokmak. Çubukla su aramak. Çubukla maden aramak. Bkz.douse. Söndürmek. Yelkeni indirmek. Çatal çubuk ile su mineral kaynağı araştırmak. Sulamak. Çubukla yeraltı suyu aramak.

Damped : Köreltmek. Sindirmek. Söndürmek. Sönümlü. Nemlendirmek. Gücünü azaltmak. Hararetini azaltmak.

Greenness : Yeşillik. Acemilik. Çiğlik. Yeşil olma. Toyluk. Hamlık.

Dampness : Rutubetlilik. Nemlilik. Pusluluk. Yaşlık. Örnek. Rutubet. Islaklık.

Droplet : Damla.

Drib : Damla. Damlamak. Azıcık. Çok küçük miktar.

Dew synonyms : juvenilities, hygro, mayings, ageing of the population, agelessness, aluvial terrace, youth, adolescence, dampen, agrarian geography, adventife cone, agricultural co operative, adolescent, agricultural production, verdancy, may, dampens, bedraggling, afforestation, humidities, verdure, damp, dewing, dag, crispness, humidity, condensate, douses, altimetric profile, sweetness, juv, gutta, dewiness.

 

Dew ingilizce tanımı, definition of Dew

Dew kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Same as Due, or Duty. To wet with dew or as with dew. Moisture from the atmosphere condensed by cool bodies upon their surfaces, particularly at night. To moisten. As with dew. To bedew.