Droplet türkçesi Droplet nedir

Droplet ile ilgili cümleler

English: Droplets are falling on my laptop computer.
Turkish: Damlacıklar dizüstü bilgisayarımın üstüne düşüyorlar.

Droplet ingilizcede ne demek, Droplet nerede nasıl kullanılır?

Droplet infection : Hapşırıkla hastalık bulaştırma. Öksürükle hastalık bulaştırma.

Cytoplasmic droplet : Spermiogenezis sırasında spermatidin kuyruğu biçimlenirken spermatidin boyun kısmında görülen sitoplazma artığı. spermatozoonda sitoplazmik damlacığın görülmesi spermatozoonun olgunlaşmadan atıldığının göstergesidir. Sitoplazmik damlacık.

Lipid droplet : Yağ hücresi içinde bulunan yağ damlaları. beyaz yağ hücrelerinde bir tek büyük yağ damlası bulunurken, kahverengi yağ hücrelerinde çok sayıda küçük yağ damlacığı vardır. Lipit damlacığı.

Droplets : Damlacıklar. Damlacık.

Hyaline droplets : Tubulus lümenlerinde serbest halde veya tubulus epitellerinin lizozomlarda birikerek sitoplazma içinde yuvarlak, pembe renkli damlacıklar halinde görülen, birincil idrarın proteinli kısımları. glomeruler geçirgenliğin geçici veya sürekli arttığını gösterir. Hiyalin damlacıkları.

Achondroplastic dwarfism : Kısa kafalı cücelik. Akondroplastik cücelik.

Drop a bombshell : Bombalamak. Bomba düşürmek. Bir şeyin üzerine bomba bırakmak. Bombayı patlatmak. Büyük rahatsızlık vermek.

 

Chondroplast : Kıkırdak dokusunun hücreler arası maddesinde bulunan ve içinde kıkırdak hücrelerinin yer aldığı boşluklar. Kondroplast.

Dropline : İzdüşümçizgisi. Pusula göndermek.

Droplight : Asma lamba. İner kalkar lamba. İnerkalkar lamba. Avize. Bir çalışma alanının üzerinden sarkan ve esnek bir kablosu olan elektrikli lamba.

İngilizce Droplet Türkçe anlamı, Droplet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Droplet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Drop : Çıkagelmek. Bırakmak. Düşüş. Görüşmemek. Atmak. Kesilmek. Söyleyememek (harf). Söylemek. Düşmek.

Bead : Hava kabarcığı. Ç.tespih. Çubuk. Tespih tanesi. Kolye. Arpacık (silah). Arpacık (silahta). Çıta. Tespih. Boncukla süslemek.

Droplets : Damlacıklar.

Dewing : Şebnem. Jale. Islatmak. Gençlik. Nem. Çiy. Tazelik. Çiylenme.

Blobs : Su damlası. Küçük kütle. Kıvamı koyu iri bir damla. Küçük yuvarlak. Küçük damla. Damlamak. Küçük yuvarlak kütle. Leke. Hata yapmak.

Blob : Küçük yuvarlak. Küçük yuvarlak kütle. Küçük kütle. Sıfır puan (kriket). Hata yapmak. Su damlası. Küçük damla. Leke. Damlamak.

Drachms : Dört gram (eski yunan). Dirhem. Drahmi. Yudum.

Dribblet : Parça. Nebze. Az miktar. Küçük parça.

Blobbing : Küçük yuvarlak. Leke. Su damlası. Kıvamı koyu iri bir damla. Küçük yuvarlak kütle. Küçük damla. Hata yapmak. Küçük kütle. Damlamak.

Gutta : Gutta. Sumatra zamkı (yalıtımda kullanılan lastiğe benzer madde).

Droplet synonyms : driblet, dribble, dribblets, dribbles, drib, dew, dram, blobbed, drachm, dewed, corpuscle, dews, drams.

Droplet ingilizce tanımı, definition of Droplet

Droplet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A little drop. A tear.