Gençlik nedir, Gençlik ne demek

  • Genç olma durumu.
  • Genç insanların bütünü.
  • Genç bir kimsenin tutumu, toyluk, deneyimsizlik
  • İnsan hayatının ergenlikle orta yaş arasındaki dönemi.

"Gençlik" ile ilgili cümle

  • "İlk gençliğinde at delisiydi." - N. Cumalı
  • "O gençliğin politikaya katılması yüzünden Balkan Harbi'ne girmişiz." - F. R. Atay
  • "Hemen Yunus'un gençliğinde yavuklusu iken kaybettiği güzel kızı hatırladım." - A. Kabaklı
  • "Gençliğimi kapının eşiğinde bırakıp eve giriyorum." - Y. Z. Ortaç

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

İnsan hayatının ortalama olarak on altı ile yirmi beş yaşları arasına rastlayan dönemi.

Gençlerden oluşan topluluk.

İngilizce'de Gençlik ne demek? Gençlik ingilizcesi nedir?:

youth

Gençlik hakkında bilgiler

Gençlik, bebeklikten yetişkinliğe kadar olan dönemi anlatmak için kullanılan terim. Bu terimin fizyolojik, demografik, sosyolojik durumu yansıtmada bir altkültür olarak kullanılmasında ergenlik, teenager, grup etkileşimi üzerinde durulur. Eğitim ve toplumsal hareketler araştırmalarında belirtilen bir toplumsal adlandırmadır.

Türkiye nüfusunun 3/1'i 15-24 yaş arasındadır ve yaklaşık 20 milyondur. Okullaşma, kültür, spor ve işsizlik bakımından veriler düşüktür. Ulusal düzeyde gençlik için üç fon bulunmaktadır: Gençlik Programı, Hayata Artı, Gençlik Hizmetleri Dairesi fonudur. Araştırmalarda gençlik sorunları aile, iletişimsizlik, şiddet, bağımlılıklar, eğitimsizlik, işsizlk, cinsellik, nihilizm, bireycilik, rekabet, tüketim kültürü gibi faktörlerde ortaya çıkmaktadır.

 

Devletle gençlik arasında Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor bakanlıkları bağlantı kurar. Dargelirli ailelerde çocuklar 12 yaşında ekonomik çalışmaya başlamaktadır. Oysa 16 yaş gençliğin alt sınırıdır. Üst sınır 24'tür (BM'ye göre). Bu yaşlarda eğitim dışında kalan gençliğin çalışma yaşamında iş güvencesi de yoktur. Aile içinde kuşak çatışması, çevre ile uyumsuzluk, kötü alışkanlıklar, sistemin yetersizliklerinin gençliğin önünü kesmesiyle oluşan umutsuzluk genel sorunlardır.

Gençliğin taşıdığı özdeşleşme ve bağımlılık, bilişsel ve ahlaki düzeylerde gerçekleşir. Arkadaşlık ve evliliklerin büyük bölümü bu yaştadır. Fizyolojik gelişim süreci 30lu yaşlara kadar artarak devam etmektedir. Akıl ve beden gücünün, üreticiliğin dorukta olduğu yaşlardır. Cinsiyet açısından, kızlarda erken yaşta annelik ve erken yaşta doğum sorunları görülür. Kişilik ve benlik kuramlarında kişinin kendini nasıl gerçekleştirdiği araştırılır. Gençlik, ataerkil kültürle, şiddetle, namus formasyonlarıyla ve yaşlı kuşakla çatışma içindedir.

Gençlik ile ilgili Cümleler

  • Kontrol edilemeyen bir gençlik var.
  • Senin hikâyen bana gençlik günlerimi hatırlattı.
  • Gençlik sessizdi.
  • O, gençlik günlerine geri gitmek istiyor.
  • İnsanlar Gençlik Çeşmesini arıyorlar.
  • Gençlik ne güzel şey.
  • Lena bir gençlik dergisini okuyor.
  • Bu kitap gençlik üzerinde kötü etkisi olmakla suçlandı.
  • Mektup bana gençlik günlerimi hatırlattı.
  • Gençlik ve cinsiyetiyle ilgili bilgi işine karşı bir ön yargıya sebep olmasın diye Bayan Cockburn adını gizledi.
  • Gençlik sadece bir kez gelir.
  • Gençlik içimde yanan bir ateş sence bu geçer mi?
 

Gençlik anlamı, tanımı:

Genç : Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan. Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan). Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy. Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç. Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Hayat : Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Meslek. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Geçim şartlarının bütünü. Yazgı. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Avlu. Balkon. Sundurma. Yaşam. Canlı, sağ olma durumu. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü.

Ergenlik : Çocukluk çağından yetişkinlik çağına geçen kimselerin yüzünde çıkan sivilceler. Cinsel organların fizyolojik gelişmesiyle başlayan, büluğa ermişlikle yetişkinlik arasındaki dönem, yeni yetmelik, ergenlik çağı.

Dönem : Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Yarıyıl.

Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir : "insan gençliğinde yaptığı şeylerin çoğunu yaşlandığında yapamaz ve gençliğin ne denli değerli olduğunu o zaman anlar" anlamında kullanılan bir söz.

İlk gençlik : Deneyimsizlik, toyluk. Ergenlik çağı.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Orta : Yeniçeri Ocağında tabur. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Ne büyük ne küçük, midi. Orantı. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. İyi ile kötü arasındaki durum.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Tutum : Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi. Tutulan yol, tavır.

Toyluk : Toyca davranış, acemilik. Toy (I) olma durumu, acemilik.

Deneyimsiz : Deneyimi olmayan, tecrübesiz.

Bebeklik : Bebek olma durumu. Yeni doğan yavrunun yetişkinlerin bakımına sürekli olarak bağımlı olduğu dönem. Bebek gibi davranışlarda bulunma.

Olma : Olmak işi.

Gençlik çağı : Aşınma döneminde, akarsuların derine doğru kazarak V biçiminde koyaklar ve keskin biçimler oluşturdukları ilk önemli evre.

Gençlik evresi : Yer biçimlerinin gelişme döneminde aşınmanın geniş yer tuttuğu evre.

Gençlik hormonu : Böceklerde corpora allata tarafından üretilen, larva evresinin geçirilmesinde etkili, ekdizon hormonunun antagonisti olan, farnesol türevi bir hormon. Juvenil hormon.

Gençlik suçluluğu : Yaş bakımından yasalar önünde daha ergin sayılmayan gençlerin toplum kurallarına aykırı eylemlerde bulunmaları durumu.

Gençlik tiyatrosu : Orta öğretimdeki gençler tarafından kurulan, yönetilen ve gerçekleştirilen tiyatro. Gelişmiş ülkelerde bunlara devlet ödeneği sağlanır. Gençlerin bir araya gelerek kurdukları topluluk; Repertuvarı gençlik için düzenlenmiş eğitsel tiyatro.

Gençlikte para kazan, kocalıkta kur kazan : “kişi gençliğinde çalışıp para biriktirmelidir ki ihtiyarlığında çalışamadığı zaman onunla rahat rahat geçinsin” anlamında kullanılan bir söz.

Diğer dillerde Gençlik anlamı nedir?

İngilizce'de Gençlik ne demek? : adj. youthful

n. youth, youthfulness, juvenility, adolescence, juvenescence, puppyhood, prime, the young, young generation, bloom, dew, green, May

Fransızca'da Gençlik : jeunesse [la], jouvence [la], juvénilité [la]

Almanca'da Gençlik : n. Jugend, Jugendlichkeit, Jugendzeit

Rusça'da Gençlik : n. молодость (F), юность (F), молодежь (F), юношество (N)

adj. молодежный