Dişlenmek nedir, Dişlenmek ne demek

  • Dişleme işine konu olmak, dişle ısırılmak
  • Güçlenmek, dediğini yaptırır olmak.
  • Tanelenmek, diş tutmak.

Dişlenmek kısaca anlamı, tanımı:

Dişleme : Dişlemek işi. Dantel biçiminde süsleme.

Isırılmak : Dişleri arasında sıkılmak veya koparılmak.

Tanelenmek : Taneler oluşmak. Tanelere ayrılmak.

Tutmak : Gereğini yapmak, yerine getirmek. Varsaymak, farz etmek. Kapatmak, sarmak. Bağlamak. Bırakmamak. Beklenen sonucu vermek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Uğramak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Elde bulundurmak, ele almak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Bir yerde kalmasını sağlamak. Alacağa veya vereceğe saymak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. İş görebilmek. Biriktirmek, tasarruf etmek. Hedef olarak almak. Bir kimsenin yerini almak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Kaplamak. Benimsemek, beğenmek. Sürmek, zaman almak. Bir şey düşünmek. Sunmak. İşgal etmek. Ele geçirmek, yakalamak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. İzlemek. Ulaşmak, varmak. Yaklaştırmak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Sarmak, bürümek. Avlamak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Başlamak. Kullanmak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak.

 

Güçlenmek : Güçlü duruma gelmek, kuvvetlenmek.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Olmak : Uygun düşmek, yerinde görülmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Sürdürmek, yürütmek. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Yitirmek, elinden kaçırmak. Yol açmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Geçmek, tamamlanmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Uymak, tam gelmek. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bulunmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Sarhoş olmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak.

Diş : Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Bir konunun kapsamına girmeyen şey. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Yabancı ülkelerle ilgili.

 

Diğer dillerde Dişlenmek anlamı nedir?

İngilizce'de Dişlenmek ne demek? : to be bitten; to get strong, to gain authority