Diş nedir, Diş ne demek
Diş; hayvan bilimi, Ağaç, Biyoloji, Coğrafya, Sinema, Anatomi, Veteriner, Zooloji alanlarında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.
- Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri

- Çark, testere, tarak ve benzerleri çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri.
- Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane.
- Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm.
- Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Rüya, düş.
Tahıl yıkanırken su üstünde kalan içi boş taneler.
Dantel, yün işi örmeye yarayan şiş.
Dağlardaki girintili çıkıntılı, sivri yerler.
Kaya, kayalık.
Duvardaki sivri ve çıkıntılı yer.
Kağnının okuna takılan ve mazının dönmesini sağlayan kazıklardan herbiri.
Eski türkçe taş: dış.
Dış, hariç.
Biyoloji'deki anlamı:
Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar.
Coğrafya'daki terim anlamı:
Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens.
Zooloji'deki anlamı:
Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar.
Teknik terim anlamı:
Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı.
Dişli birleştirmelerin temel elemanı.
Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi Çankaya Ankara).
Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (Amasya; İspir Erzurum.).
Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli Bozüyük Bilecik).
Vida ve somunların üzerindeki set. (Senirkent Isparta).
Diş ile ilgili Cümleler
- Benim diş etlerim kanar.
- Anası cahil kadın... Delikanlı oğluna diş geçiremedi.
- Bir diş sarımsak, iki diş karanfil.
- O benim diş fırçam mı?
- Diş etlerime bir bakabilir misin?
- Diş hekimi onu kırık dişini çekti.
- Diş doktoruna gitsen iyi olur.
- Diş doktoruna gitmek istemiyorum.
- Bu diş fırçasını ne kadar süredir kullanıyorsun?
- Temiz, aydınlık, hayran ve sinsi, alaycı, diş bileyici yüzler bir arada.
- Büyük bir tüp diş macunu istiyorum.
- Çarkın dişleri tebessüm eder gibi tatlı bir ses çıkardı.
- Ne sıklıkla diş dokturuna görünmen gerek?
- Karşısındakine diş geçirmek inadı gene kabarmıştı.
- Burak dişlerini diş ipiyle temizledi.
- Diş doktoru dişlerimi tedavi etti.
- Diş beyazlatma pahalıdır.
- O kalemin ucunda diş izleri var.
Diş ile ilgili Atasözü veya Deyim
(birine) diş bilemek : kötülük yapmak için fırsat beklemek, hıncını gösterir bir durum almak.
(birine) diş geçirememek : gücü yetmemek.
diş açmak : madeni boruları birbirine birleştirebilmek amacıyla özel aletle sarmal yiv ve set oluşturmak.
diş çıkarmak : çene kemikleri içinde bulunan diş, diş etini deldikten sonra ağız boşluğuna doğru sivrilmek.
diş geçirmek : zorla veya inatla istediğini yaptırmak.
diş gıcırdatmak : öfkesini davranışlarıyla göstermek.
diş göstermek : Sırıtmak.
Diş kısaca anlamı, tanımı
Alt çene diş kemeri : Tüm alt çene dişlerinin oluşturduğu kemer, arkus dentalis inferiyor
Art diş : Eğri ağaç. Araba yatağının arka tarafından oka geçirilen çubuklar.
Artık diş : İnsanda asıl dişlerin yanında çıkan, düzgün olmıyan fazla diş. Atlarda çıkan ve yem yemelerine engel olan fazla diş. Yandan çıkan eğri diş.
Çaprazlı diş : Çapraz verilmiş diş.
Çaprazsız diş : Çapraz verilmemiş testere dişi.
Diş abanığı : Dilin dişlere abanmasıyla çıkan abanık.
Diş ağartmak : Sırıtmak.
Diş aşı : Çocukların, ilk dişi çıktığı zaman, buğday, bakla, fasulye ve nohut pişirilerek yapılan, eş dostla yenilen aş.
Diş atmak : Isırmak. Yemek. İştahla yemek.
Diş badem : Dişle ve elle kolayca kırılabilen badem.
Diş biçimi değiştirimi : Dişleri sivriltmek, kırmak, madenlerle kaplamak ve boyamak yoluyla onların doğal biçimini bozma, değiştirme işlemi.
Diş bilemek : Tama beslemek, iştahalanmak, iştaha göstermek.
Diş bizlengici : Dişle ve elle kolayca kırılabilen badem.
Diş bulguru : Çocukların, ilk dişi çıktığı zaman, buğday, bakla, fasulye ve nohut pişirilerek yapılan, eş dostla yenilen aş.
Diş büzlengeci : Bir bitkinin kürdan gibi kullanılan, kurumuş gövdesi.
Diş çakmak : Köpek kendisini korumak ve savunmak için dişlerini göstermek.
Diş çalmak : Hırsla yemek.
Diş çekme pensi : Çürük dişleri çıkarmaya yarayan kerpeten biçimindeki aygıt.
Diş çürümesi : Dişte mine ve dentinin inorganik kısmının mineral kaybı ve organik matriksinin enzimatik erimesiyle oluşan patolojik değişim. Gıda maddelerindeki karbonhidratlar üzerine bakterilerin etkimesiyle ortaya çıkan başta laktik asit olmak üzere organik asitlerce başlatılır.
Diş dişemek : Çocuk diş değiştirmek.
Diş dizesi düzensizliği : Dişlerin çapraz, önde veya geride olması durumu. Sazan balığı ağzı diş yapısı (brachygnathia-üst dişler önde), turna balığı ağzı diş yapısı (prognathia-alt dişler önde).
Diş durmak : Rahat durmak.
Diş dutmak : Bitkiler tane tutmak: Bizim mısırlar diş dutmadı.
Diş elavatörü : Dişin alveolle bağlantılarını ayıran aygıt.
Diş eti yangısı : Plak oluşumu veya dişler arasında yem artıklarının birikmesi gibi çeşitli nedenlerle diş etlerinde görülen yangı, gingivitis.
Diş formülü : Çeşitli omurgalı hayvanların kesici, köpek ve azı dişlerinin sayı ve yerlerini göstermek üzere düzenlenmiş formül. Örnek: 3131/3121 kedilerin bulunduğu familya türlerinin diş formülü olup üst sıra soldan sağa doğru üst çenede kesici, köpek, ön ve arka azı sayısını, alt sıra alt çenedekilerin sayısını gösterir. Çeşitli omurgalı hayvanların kesici, köpek ve azı dişlerinin sayı ve yerlerini göstermek üzere ayarlanmış bir formül. Örnek: 3131/3121 Kedigiller familyasına giren türlere ait diş formülü olup soldan sağa doğru üst çenedeki kesici, köpek, ön ve ard azı sayısını, alt sıra alt çenedekilerin sayısını gösterir.
Diş gargusu : Kürdan.
Diş hediği : Çocukların, ilk dişi çıktığı zaman, buğday, bakla, fasulye ve nohut pişirilerek yapılan, eş dostla yenilen aş. Çocuk diş çıkardığında buğday ve nohuttan yapılan yiyecek. Küçük çocuk diş çıkarırken pişirilen nohut.
Diş kaçmak : Örgü örerken ilmek kaçmak.
Diş kanalı tedavisi : Dişin pulpasına ulaşmış çürük dokuların kazınarak uzaklaştırılması.
Diş kemiği : [Bakınız: alveol kemik]. (Eş anlamlısı: fildişi ) Kemik dokusuna çok benzeyen fakat kimyasal yapısı bakımından kemikten azçok değişik olan ve omurgalı hayvanlarda dişin önemli bir parçasını meydana getiren ak, sert bir madde.
Diş kırığı : Yaralanma ve dişlerin çürümesi gibi nedenlerle dişin bütünlüğünün bozulması.
Diş kısmak : Dudakla sus (!) işareti yapmak.
Diş koymak : Diş geçirmek.
Diş kökü : Dişin çene kemiği içine gömülü olan bir ya da birkaç dallı uzantısı. Dişlerin, alt ve üst çene alveollerine gömülmüş olan kısmı. Bir ya da daha çok dallı bir yapı olup dişin çene kemiği içine gömülü parçasını meydana getirir.
Diş kökü kabuğu : Dişin çene kemiği içinde kalan kök bölgesini örten kat.
Diş kurdağısı : Diş kurcalayacağı, kürdan.
Diş makası : Uzamış dişleri kesmekte kullanılan aygıt.
Diş makinesi : Dişli geçmelerin hazırlanmasında kullanılan, değişik biçim ve ölçüde dişler açabilen ağaçişleri makinesi.
Diş matkabı : Dişteki çürükleri kazıyarak uzaklaştıran aygıt.
Diş minesi : Mina organı.
Diş papillası : Dişlerin gelişimi sırasında mina organının invaginasyonuyla oluşan papilla.
Diş patolojisi : Dişteki patolojik değişimleri veya diş hastalıklarını inceleyen bilim dalı, dental patoloji.
Diş pulpası : Dişin iç boşluğunu dolduran, müköz bağ dokulu, kornu pulpae ve pulpa radikularis diye iki kısımdan oluşan boşluk, pulpa boşluğu, pulpa dentis. Bu yapı içerisinde hücreler, çok sayıda kan damarları, miyelinli ve miyelinsiz sinir telleri, lenfosit, makrofaj ve plazma hücreleri bulunur.
Diş törpüsü : Atlarda uzamış dişleri törpülemeye yarayan aygıt.
Diş tümörü : Diş dokusundan gelişen tümör, dentinom.
Diş urmak : Yemek, çiğnemek.
Diş yarmak : Diş çıkarmak (Çayağzı).
Diş yerimek : Bebek ve hayvan yavrusu diş çıkarmak, diş çıkarmaya başlamak.
Diş yuvaları : Diş köklerinin içine gömüldüğü çukurcuklar, alveoli dentales.
Dişe diş : Kısasa kısas.
Faringiyal diş : Bazı balıklarda bulunan yutak dişleri, farinks dişleri.
Gizli diş : Dişlerinin biçimi iki yandan da görünmeyen birleştirme.
Heterodont diş : Kesici, köpek ve öğütücü dişlerden oluşmuş diş grubu.
Kalıcı diş kabarcığı : Dişlerin gelişiminde birincil diş kabarcığının derinlemesine dallanmasıyla ortaya çıkan kabarcık. Gelişim evresinde birincil diş kabarcıkları; derinliğine kalıcı diş kabarcığını, yan kısıma doğru ise süt dişi kabarcığını oluşturur.
Kırlangıçkuyruğu diş : Kırlangıç kuyruğuna benzeyen kama biçiminde diş.
Makas diş : Alt ve üst çene azı dişlerinin bir makasın ağızları gibi sürtünerek aşınmaları.
Noktalı kama diş : (Sphenodon punctatus) Kalakbaşlılar (Rhynchocephalia) takımının kama-dişligiller (Sphenodontidae) familyasından bir sürüngen türü. Uzunluğu 75 cm. Koyu yeşil üzerine sarı, kara noktalıdır. Sırtı boyunca sarı dikenler vardır. Yeni Zelanda yakınındaki adaların kıyılarında yaşar.
Opistoglif diş : Zehirli yılanlarda bulunan ve içinde kanatları olan bir çift zehir dişleri.
Pembe diş hastalığı : Eritropoetik protoporfiri.
Piyojenik diş eti granülomu : Diş etlerinin kronik yangısına bağlı olarak oluşan, parlak kırmızı veya mavi renkte, damardan zengin, epitelle çevrili, ülserleşebilen irin içeren granülom.
Plörodont diş : Bazı kertenkelelerde çenelerin iç kenarlarına yapışık olan dişler.
Proteroglif diş : Özellikle zehirli sürüngenlerde zehir dişlerinin her zaman dik hâlde bulunması.
Solenoglif diş : Bazı yılanlarda arkaya doğru yatık olan zehir dişleri.
Tekodont diş : Perm ve Trias devirleri arasında yaşamış, ilkel sürüngenlerin (Tekodontlar) bir çukur içine yerleşmiş dişleri.
Ultrasonik diş temizliği : Diş taşlarının temizliğinde ultrason enerjisinden yararlanılarak sağaltılması.
Üst çene diş kemeri : Tüm üst çene dişlerinin oluşturduğu kemer, arkus dentalis superiyor.
Vasküler diş eti hamartomu : Buzağılarda diş etinde epiteliyal, mezenkimal hücrelerin veya her ikisinin kusurlu gelişime bağlı olarak meydana gelen, pembe kırmızı renkte, saplı, 1-2 santimetre çapında, granülasyon dokusunu andıran ve ender görülen bir yapılış bozukluğu, gingival vasküler hamartom.
Yarımgizli diş : Dişlerinin biçimi yalnız bir yandan görünen birleştirme.
Alt diş : Alt çene üzerinde sıralanmış dişlerin her biri.
Damaklı diş : Damağı ile birlikte hazırlanan takma diş.
Diş ağrısı : Diş bölgesinde oluşan hastalıktan meydana gelen ağrı.
Diş bademi : Kabuğu ince olduğu için dişle kırılabilen bir badem türü, sakız bademi.
Diş buğdayı : Çocuk ilk dişini çıkardığında kaynatılıp üzerine toz şeker ile dövülmüş ceviz vb. ekilerek yakınlara dağıtılan buğday. Bu sebeple yapılmış olan tören.
Diş damak ünsüzü : Diş eti-damak ünsüzü.
Diş diş : Çıkıntıları olan. Çıkıntılı bir biçimde.
Diş doktoru : Diş hekimi.
Diş dudak ünsüzü : Diş eti-dudak ünsüzü.
Diş eti : Diş köklerini kaplayan kalın kırmızımtırak et.
Diş eti damak ünsüzü : Dil ucunun, üst diş etleriyle ön damağa dokunmasından oluşan ünsüz, diş-damak ünsüzü: c, ç, z, s, n, j, ş.
Diş eti dudak ünsüzü : Alt dudağın üst dişlere dokunmasıyla oluşan dudak ünsüzü, diş-dudak ünsüzü: f, v.
Diş eti ünsüzü : Dil ucunun diş etine dokunmasından oluşan ünsüz: j, ş.
Diş fırçası : Dişleri temizlemede kullanılan bir fırça türü.
Diş hekimi : Diş, ağız bakımıyla ve hastalıklarıyla uğraşan hekim, dişçi, diş doktoru, diş tabibi.
Diş hekimliği : Diş, ağız bakımıyla ve hastalıklarıyla uğraşan tıp dalı, dişçilik, diş tababeti.
Diş ipi : Diş ara yüzeylerini temizlemek amacıyla kullanılan, ince ipek liflerinden üretilen, çoğu zaman mumla kaplanmış, büklümsüz özel bir ip türü.
Diş kirası : Sarayda, zengin konaklarında iftardan sonra konuklara verilen armağan veya para. Bir kimseye fazladan verilen para, armağan vb.
Diş macunu : Dişleri temizlemede kullanılan macun.
Diş otu : Diş otugillerden, kurak ve çorak yerlerde yetişen, çok yıllık ve otsu bir bitki, Mısır anasonu, kurşun otu (Plumbago europea).
Diş otugiller : Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, örneği diş otu olan ve genellikle sıcak ve kurak yerlerde yetişen bitkilerden oluşan familya.
Diş özü : Dişlerin, katılgan doku, damar ve sinirlerden oluşmuş iç bölümü.
Diş plağı : Diş taşının oluşumuna sebep olan tabaka.
Diş tababeti : Diş hekimliği.
Diş tabibi : Diş hekimi.
Diş tacı : Dişlerin diş etlerinin dışında kalan bölümü.
Diş taşı : Diş köklerinde oluşan kireçsi taş tabaka, kefeki, tartar.
Diş ünsüzü : Dil ucunun üst diş etlerine dokunmasıyla oluşan ünsüz: d, t, c, ç.
Kazma diş : Ön dişleri uzun ve dışarı doğru çıkık olan kimse.
Kesici diş : Alt ve üst çenenin ön tarafında bulunan, yiyecekleri kesmeye yarayan, yassı, keskin ön dişlerden her biri.
Öğütücü diş : Azı.
Peltek diş ünsüzü : Dil ucunun, ön dişlerin arasına girmesiyle oluşan ünsüzü.
Takma diş : Gerçek diş yerini tutabilecek biçimde yapılmış eğreti diş.
Uzun diş : Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan ve bir ek bileziğiyle bir ters somunu alacak uzunlukta açılmış vida.
Üst diş : Üst damak üzerinde sıralanan dişlerin her biri.
Yirmilik diş : Akıl dişi.
Diğer dillerde Diş anlamı nedir?
İngilizce'de Diş ne demek ? : tooth, dent, sprocket tooth, dens
Osmanlıca Diş : diş

Bu kısımda Diş nedir? Diş ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Diş tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Diş hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.