Digenetic türkçesi Digenetic nedir

  • İki yöntemle yaratma.
  • Cinsel ve cinsel olmayan yöntemlerle üremeyle ilgili.
  • İki metotla oluşturma ile ilgili.
  • Yaşam süreci sırasında hem eşeyli hem de eşeysiz üreme devresi gösteren.
  • Digenetik.
  • (zooloji) digenetik.

Digenetic ingilizcede ne demek, Digenetic nerede nasıl kullanılır?

Digenea : Dijen.

Digenesis : (zooloji) digenez. Nesli bozma. Digenez. Cinsel ve cinsel olmayan yöntemlerle üreme. Eşeyli ve eşeysiz üreyen döllerin birbirini izlemesi durumu. İki metotla oluşturma. İki yöntemle yaratma. Eşeyli ve eşeysiz döllerin birbirini takip etmesi durumu.

Indigene : Asıl. Yerli. Bir yerin yerlisi olan şey veya kimse. Aborijin. Yerli insan. Oralı. Yerli kimse.

Indigenes : Yerli kimse. Aborijin. Oralı. Yerli. Asıl. Yerli insan. Bir yerin yerlisi olan şey veya kimse.

Indigen : Bir bölgenin yerlisi. Yerli. Yerli insan.

Indigently : Fakir bir şekilde. Züğürt bir şekilde. Yoksul bir şekilde. Muhtaç bir şekilde.

Indigents : Yoksul. Muhtaç. Züğürt. Sefil. Fakir.

Indigenous people : Denizaşırı ülkelerde sömürge kurma dönemlerinde, dışardan gelenlerden ayırt etmek için, o ülkenin asıl halkından olan kişilere verilen ad. Yerli insanlar. Yerli. Oralı halk. Yerliler. Bir bölgeden yaşayan yerli halk. Aborijin insanlar. Yerli halk.

Indigenous : Yöreye özgü. Bir maddenin normal yapısını muhafaza etmesi. bir proteinin ya da nükleik asidin normal yapısında olması. Bir yere özgü. Tabii. Doğal. Bir yerde doğal olarak yetişen. Fıtri. İçkaynaklı. Özgü.

 

Indigent : Fakir. Sefil. Yoksul. Züğürt. Muhtaç.

İngilizce Digenetic Türkçe anlamı, Digenetic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Digenetic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Heritable : Mirasla kalan. Miras yoluyla geçebilen. Tevarüs olunabilen. Kalıtım yoluyla kalabilen. Kalıtsal. Ana ve babadan oğul döle geçebilen karakter. verasetle geçen.

Inheritable : Miras olarak kalan. Miras kalması mümkün olan. Miras kalabilir. Kalıtsal. Babadan oğula geçebilir.

Hereditary : İrsiyet yoluyla geçen. İrsi. Irsi. Kalıtımsal. Herediter. Mirasla geçen. Ana ve babadan oğul döle geçebilen karakter, irsi. İntikal eden. Miras olarak kalan. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Transmissible : İletilebilir. Devri mümkün. Aktarılabilir. Geçirilebilir. Sirayet edici (hastalık). Geçirilmesi mümkün. Bulaşıcı. Nakledilebilir. Transmisibl. Devredilebilir.

Digenesis : Nesli bozma. Digenez. Eşeyli ve eşeysiz döllerin birbirini takip etmesi durumu. (zooloji) digenez. Cinsel ve cinsel olmayan yöntemlerle üreme. İki metotla oluşturma. Eşeyli ve eşeysiz üreyen döllerin birbirini izlemesi durumu.

Inherited : Kalıtsal. Mirasla kalmış. Babadan kalma. Miras yoluyla kalmış. Miras kalan. Miras. İrsi.

Genic : Sempatik. Genlere özgü. Genlere ait veya ilgili. Jenik.

Transmitted : Bulaşıcı. Aktarılan. İletilmiş. İletilen.

Familial : Kodağa değişli. Kodak. Ailesel. Ailevi. Bir aileye ilişkin. Kodaktan geçmiş. Aileye ait. Familyal. Ailenin içerisinde olan veya ailenin karakterstiği.

 

Digenetic synonyms : genetical.

Digenetic zıt anlamlı kelimeler, Digenetic kelime anlamı

Noninheritable : Nesilde nesle geçmeyen. Kalıtımla geçmeyen. Miras olarak bırakılamaz. Miras olarak kalamaz. Kalıtımsal olmayan. Miras kalması mümkün olmayan. İrsi olmayan.

Purebred : Safkan hayvan. Saf ırk. Arıkan. Soylu. Cins. Safkan. Aynı genetik ırk veya gruba ait erkek ve dişi hayvanların birleştirilmesiyle elde edilen hayvan.