Dishes türkçesi Dishes nedir

  • Bulaşık.
  • Tabak çanak.
  • Çanak.
  • Yemekler.
  • Kap kacak.
  • Kaplar.
  • Yemek takımları.
  • Bulaşıklar.

Dishes ile ilgili cümleler

English: Ali carried the dirty dishes into the kitchen.
Turkish: Ali kirli tabakları mutfağa taşıdı.

English: Ali always leaves dirty dishes in the sink.
Turkish: Ali her zaman kirli bulaşıkları lavaboya bırakır.

English: After eating three dishes of ice cream, Tom had a stomachache.
Turkish: Üç tabak dondurma yedikten sonra Tom'un karnı ağrıyordu.

English: Ali did the dishes for Mary.
Turkish: Ali Mary için bulaşıkları yıkadı.

English: Ali does the dishes as soon as he finishes eating.
Turkish: Ali yemek yemeği bitirir bitirmez bulaşıkları yıkar.

Dishes ingilizcede ne demek, Dishes nerede nasıl kullanılır?

Cold dishes : Soğuk mezeler.

Dairy dishes : Sütlü yemekler. Süt veya peynir ürünleri içeren yemekler.

Did the dishes : Bulaşıkları yıkadı. Bulaşıkları temizledi.

Dirty dishes : Bulaşık.

Do the dishes : Bulaşıkları yıkamak. Bulaşık yıkamak.

Wash the dishes : Bulaşıkları yıkamak. Bulaşık yıkamak.

Wash dishes : Bulaşık yıkamak.

The dishes : Bulaşık.

Blandishes : Dil dökerek gönlünü almak. Yaltaklanmak. Yağ çekmek. Dil dökmek. Gönlünü almak.

Brandishes : Sallamak. Savurmak. Savurma. Sağa sola sallamak. Sallama. Tehdit edercesine sallamak (elini veya parmağını vb).

 

İngilizce Dishes Türkçe anlamı, Dishes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dishes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bowl : Stadyum (amerikan ingilizcesi). Yolunda gitmek. Lambanın altına yerleştirilen, kupa biçimindeki yayıcı, kırıcı ya da yansıtıcı. Bowling oynamak. Yuvarlanmak. Yuvarlamak. Top (bowling vb.). Kase. Leğen. Şaşırtmak.

French toast : Ekmek balığı. Fransız usulü kızarmış ekmek. Fransız usulü yumurtalı ekmek. Süt ve yumurtaya batırlımış kızartılmış ekmek. Yumurtaya batırılıp tavada kızartılmış ekmek. Fransız usulü tost.

Basin : Lavabo. Koy. Tekne. Leğen. Çevresine göre alçakta kalmış, genellikle tekne biçiminde yer. Geniş kase. Havza. Tas. Funda. Kase.

Side dish : Garnitür. Meze.

Hash : Kuşbaşı doğramak. Bozmak. Altüst olmuş şey. Karıştırıp tekrar pişirmek. Et kıymak. Altüst etmek. Yüzüne gözüne bulaştırmak. Karıştırmak. Bozulmuş şey.

Topping : Tepesini kesme. Birinci sınıf. Ala. Üstüne koyulan şey (yemeğin). Mükemmel. Üst olma. Üst. Tepe. Üstlük. Üstün.

Drive off : Defetmek. Arabayla uzaklaşmak. Kovmak. Araçla bir yerden ayrılmak. Arabayla gitmek. Arabayla uzaklaşıp gitmek.

Pilaf : Pilav.

Ingredient : Malzeme. Muhteva. Cüz. Unsur. Karışımı oluşturan madde. Katkı maddesi. Madde (karışımdaki). Bileşen. Etken. Bileşim maddesi.

Pilaff : Pilav.

Dishes synonyms : pepper steak, sukiyaki, chicken provencale, dolmas, kishke, steak tartare, rijstaffel, carbonnade flamande, scotch egg, barbecued spareribs, hot stuffed tomato, scallopine, pizza pie, victuals, coq au vin, veal cordon bleu, pork and beans, italian rice, seafood newburg, moussaka, egg roll, burrito, escalope de veau orloff, rijsttaffel, frijoles refritos, tartar steak, chicken cordon bleu, barbecued wing, felafel, macedoine, shirred egg, boeuf bourguignonne, cold stuffed tomato.

 

Dishes zıt anlamlı kelimeler, Dishes kelime anlamı

Inactivity : Avarelik. Tembellik. Üşengeçlik. Hareketsizlik. Etkisizlik. Tesirsizlik. Durgunluk.