Distances türkçesi Distances nedir

Distances ile ilgili cümleler

English: He is used to walking long distances.
Turkish: Uzun mesafeleri yürümeye alışkındır.

English: The individual stars in a constellation may appear to be very close to each other, but in fact they can be separated by huge distances in space and have no real connection to each other at all.
Turkish: Bir takım yıldızındaki bireysel yıldızlar birbirlerine çok yakın görünebilir fakat aslında onlar uzayda büyük mesafelerle ayrılabilir ve birbirleriyle hiç gerçek bağlantısı yoktur.

English: I am not accustomed to walking long distances.
Turkish: Ben uzun mesafeler yürümeye alışkın değilim.

English: Birds fly long distances.
Turkish: Kuşlar uzak yerlere uçarlar.

English: Ali is used to walking long distances.
Turkish: Ali uzun mesafeleri yürümeye alışkın.

Distances ingilizcede ne demek, Distances nerede nasıl kullanılır?

Outdistances : Geçmek (koşuda). Geride bırakmak (yarışta). Geride bırakmak. Arkada bırakmak. Geçmek. Daha ileri gitmek. Daha hızlı gitmek.

Distance education : Uzaktan öğrenim. Uzaktan eğitim. Açık öğretim. Uzak eğitim.

Distance freight : Mesafe navlunu.

Distance from bullet to text : Madde iminden metne uzaklık.

Distance from edge : Kenardan uzaklık.

 

Distance mark : (radar) mesafe işareti. Uzaklık işareti.

Distance piece : Çiroz. Kılavuz makarası. Ara parçası. Aralık kovanı. Mesafe tutucu. Aralık demiri. Klavuz makarası. Çelik.

Distance from indent to text : Girintiden metne uzaklık.

Distance of the race : Yarış uzaklığı. Koşarak ya da yürüyerek en kısa sürede varmak amacıyla yarışılan uzaklık. Yarış mesafesi.

Distance modulus : Bir gökcisminin salt parlaklığı m ile görünen parlaklığı m arasındaki fark; bu fark cismin bizden olan r uzaklığının ölçüsüdür. Uzaklık modülü.

İngilizce Distances Türkçe anlamı, Distances eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Distances ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Remove : Uzaklaştırmak. Alıp götürmek. Kenar etmek. Ortadan kaldırmak. Çıkarmak. Yerinden etmek. Sökmek. Atmak. Aralık.

Farness : Uzaklık. Mesafelilik. Çok uzakta olma durumu.

Elevation : Rakım. Eğim. Bir yıldızın, bir gökcisminin gözerimi düzleminden yukarı doğru açısal uzaklığı; deniz yüzeyinden ya da herhangi bir düzlemden yukarı doğru uzaklık. Yükseklik. Yukarı doğru hareket. Bayır. Dikey kesit. Yükselti. Terfi. Yükseltme.

Part : Pay. Tarakla ayırmak. Bölmek. Kopmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hisse. Ayırmak. Görev. Rol. Ayrılmak.

Back seat : İkinci rol. Arka koltuk. İkincil önemde. Arka oturma yeri. Önemsiz konum. İkinci mevki. Arka yer.

Farawayness : Uzaklık.

Minute : Dikkatli. Dakika. Zabıtname. Tutanak tutmak. Dakik. Zaman dakikası; bir saatlik zaman süresinin altmışta biri. Zabıt tutmak. Ayrıntılı. An.

Near : Yanında. Yakınında. Teklifsiz. Daha yakındaki. Yakında. Soldaki (araba veya at). Yakınlaşmak. Sıkı. Sadık (çeviri). Cimri.

 

Region : Nahiye. Yöre. Alan. Bölge. Memleket. Diyar. Mıntıka. Az çok sınırları belli olan toprak parçası. Yakınlarda dört bir yan, bölge.

Mean distance : Ortalama uzaklık.

Distances synonyms : spatial arrangement, distant, close, yardage, wavelength, nearness, piece, backseat, nigh, focal distance, backseats, wheelbase, far, span, leap, interval, mileage, hyperfocal distance, background, hour angle, separation, focal length, spacing, way, hour, backplane, remoteness, backgrounds, milage, back story, closeness.

Distances zıt anlamlı kelimeler, Distances kelime anlamı

Far : Ötedeki. -den uzak. Pek çok. Daha uzaktaki. Alıs. Uzağa. Çok. Çok fazla. (pek) çok. Öte.

Nearness : Yakınlık. Cimrilik.

Near : Yanında. Daha yakındaki. Yakınlaşmak. Samimi. Bitişik. Yakınında. Soldaki (araba veya at). Yakın. Yakında. Sadık (çeviri).

Distances antonyms : distant, farness, close.