Distress oneself türkçesi Distress oneself nedir

  • Canını sıkmak.

Distress oneself ingilizcede ne demek, Distress oneself nerede nasıl kullanılır?

Distress : Istırap vermek. Tehlike (gemi). Acı vermek. Izdırap. Kahretmek. Istırap. El koymak. Dert. Endişe uyandırmak. Acı çektirmek.

Oneself : Bizzat. Kendisi. Kendi kendine. Kendi. Kendini. Kendi kendini. Kendine.

Distress call : S.o.s. İmdat çağrısı.

Distress freight : Zaruret navlunu. Gemi tam yüklü değilken uygulanan düşük navlun tarifesi.

Distress frequency : İmdat frekansı. İmdat çağrı frekansı.

Distress rocket : İmdat fişeği.

İngilizce Distress oneself Türkçe anlamı, Distress oneself eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Distress oneself ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cast down : Devirmek. Üzmek. Keyfini kaçırmak. Morali bozuk. Yere atmak. İndirmek. Aşağı atmak.

Deviling : Baharatlı ve acılı pişirmek. Bir avukata vekalet verme. Yazar çırağı olarak çalışmak. Avukat stajeri olarak çalışmak. Rahatsız etmek. Makinede parçalamak (bez, kagit). Çizgileme.

Bother about : Canı sıkılmak. Endişelenmek. Aldırmak. Üzülmek.

Depress : İçini karartmak. Sıkmak. Basmak. Düşürmek. Azaltmak. Üzmek. Bastırmak. Durgunlaştırmak. İndirmek.

Devil : İblis. Avukat stajeri olarak çalışmak. Şeytan. Yazar çırağı olarak çalışmak. Baharatlı ve acılı pişirmek. Acı ve baharatlı yemek. Makinede parçalamak (kağıt vb). Asfalt ısıtıcısı. (avukat stajyeri vb gibi) zor veya angarya dolu bir iş yapmak.

 

Annoys : Dalına basmak. Gıcık etmek. Rahatsız etmek. Taciz etmek. Rahatını kaçırmak. Can sıkmak. İzaç etmek. Sinirini bozmak. Huzursuz etmek.

Bothering : Rahatsız etmek. Rahat vermemek. Dert vermek. Musallat olmak. Müziç. Daraltmak. Baş belası olmak. Sıkmak. Sinir bozmak.

Depresses : Kısmak. İçini karartmak. Neşesini kaçırmak. Düşürmek. Sıkmak. Durgunlaştırmak. Bastırmak. Azaltmak. Moralini bozmak.

Bore : Sıkıntı. Dert. Delmek. Bunaltmak. Sondalamak. Kalibre. Çap (mermi). Oyu. Usandırmak. Sonda.

Devilling : Rahatsız etmek. Makinede parçalamak (bez, kagit). Yazar çırağı olarak çalışmak. Bir avukata vekalet verme. Avukat stajeri olarak çalışmak. Çizgileme. Baharatlı ve acılı pişirmek.

Distress oneself synonyms : bothers, disgruntle, annoy, disgruntles, bother, bug.