Diya nedir, Diya ne demek

Diya; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

İşte, orada anlamında kullanılır.

Diye

Acıma ve şaşma ünlemi.

Diyor (Ulupınar kas.)

Gösterme ünlemi

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Gergi üzerine yansıtılan resimlerin yansıtıcıya konulan pozitif filmine verilen ad.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Sahnenin dibinde, plastik beyaz bir gergi (ekrana) biçiminde kurulan dekor ardında projeksiyonla yansıtılan resim.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Arasında.

İngilizce'de Diya ne demek? Diya ingilizcesi nedir?:

diapositive, dia

Diya anlamı, kısaca tanımı:

Diyabaz : Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle.

Diyabet : Şeker hastalığı.

Diyabet bilimi : Şeker hastalığını inceleyen bilim dalı, diyabetoloji.

Diyabet uzmanı : Şeker hastalığı alanında uzmanlaşmış hekim, diyabetolog.

Diyabetik : Şeker hastalığı ile ilgili.

Diyabetolog : Diyabet uzmanı.

Diyabetoloji : Diyabet bilimi.

Diyadin : Ağrı iline bağlı ilçelerden biri.

Diyafon : İş yerlerinde, apartmanlarda, taksi duraklarında kısa süreli karşılıklı konuşmayı sağlayan araç.

Diyafram : Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha. Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas.

 

Diyafram nefesi : Akciğerlerin havayla doldurulup diyafram kasının harekete geçirilmesine dayanan soluk alma biçimi.

Diyagonal : Eğri bir biçimde dokunmuş kumaş. Köşegen.

Diyagram : Bir çiçeğin bütün ayrıntılarını gösteren taslak. Herhangi bir olayın değişimini gösteren grafik.

Diyaklaz : Çatlak.

Diyakoz : Hristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı.

Diyakroni : Art zamanlılık.

Diyakronik : Art zamanlı.

Diyalaj : Piroksen cinsinden, doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatı.

Diyalekt : Lehçe.

Diyalektik : Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi, eytişim.

Diyalektikçi : Diyalektik yöntemini uygulayan kişi.

Diyalektolog : Diyalektoloji uzmanı.

Diyalektoloji : Lehçe bilimi.

Diyalektolojik : Lehçe bilimsel.

Diyalel : Bir önermeyi başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla yapılmış olan sofizm, üstü örtülü bir tür kısır döngü.

Diyaliz : Vücut sıvılarındaki istenmeyen maddelerin yarı geçirgen zar aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılması temeline dayanan bir çözümleme veya arıtma yöntemi.

Diyaliz makinesi : Kan diyalizi yapmaya yarayan araç.

Diyalize girmek : Diyaliz makinesine bağlanmak.

Diyalog : Anlaşma, uyum sağlama veya bu yolda çalışma. Karşılıklı konuşma. Oyun, roman, hikâye vb. eserlerde iki veya daha çok kimsenin konuşması. Konuşmaya dayanılarak yazılmış eser.

Diyalog kurmak : Anlaşma ve uyum sağlayacak yolda karşılıklı konuşmak.

Diyanet : Din. Din kurallarına tam bağlı olma durumu.

 

Diyanet işleri : Dinle ilgili işler.

Diyapazon : Titreştirildiğinde ana seslerden birini veren, U biçiminde, küçük bir çelik araç.

Diyapozitif : Saydam.

Diyar : Ülke. Dünya. Bazı nitelik veya değerleri taşıyanların çok bulunduğu yer, yurt.

Diyarbakır : Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Diyarıgurbet : İş, eğitim vb. sebeplerle göç edilen yabancı yer.

Diyastaz : Nişastayı dekstrin ve glikoz durumuna getiren, tükürükte ve pankreasın salgısında bulunan bir enzim.

Diyastol : Gevşeme. Sistolden sonra kulakçıkların veya karıncıkların genişlemesi.

Diyatome : Silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler familyası.

Ana gibi yar olmaz bağdat gibi diyar olmaz : "insanlar içinde bize ana kadar candan bağlı dost yoktur" anlamında kullanılan bir söz.

Baba diyarı : Soyun, kökenin bulunduğu yer.

Slayt : Saydam.

Diyabetes insipidus : Antidüretik hormonun veya vazopressinin hipotalamustan eksik salgılanması hipofiz arka lobunda depolanamaması veya böbrekteki hedef hücrelerinin dolaşımdaki hormonun yüksek veya normal seviyesine karşı gerekli cevabı vermemesi sonucu oluşan, klinik olarak aşırı su içme, idrarın özgül ağırlığının çok düşük olması ve aşırı işemeyle belirgin metabolizma hastalığı, şekersiz şeker hastalığı, ikincil şeker hastalığı.

Diyabetes mellitus : İnsülin salgılanmasındaki yetersizlik veya insülinin hedef dokularda insülin direnci nedeniyle etkisinin azalması sonucu karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasının bozulmasıyla meydana gelen, hiperglisemi, glikozüri, ozmatik diürezis, susuzluk, dehidrasyon, ketoasidoz, sinirsel bozukluklarla belirgin kronik seyirli, genellikle orta yaşta veya yaşlı, fazla kilolu dişi köpeklerde ortaya çıkan metabolizma hastalığı, diyabet, şeker hastalığı, insülin yetersizliği. Köpeklerde otoantikorlar, pankreas tümörleri, pankreas yangısı, adacık hipoplazisi, geviş getirenlerde ise şap hastalık virüsünden kaynaklanır. İnsuline bağımlı diyapedes mellitus. İnsuline bağımlı olmayan diyapedes mellitus.

Diyabetik katarakt : Diyapedes mellitusa bağlı göz merceğinin genellikle çift taraflı bulanıklaşması.

Diyabetik ketoasidoz : Şeker hastalığı sonucu oluşan ketoasidozis.

Diyadlar : Elektron mikroskobunda kas dokusunda sarkoplazma retikulumu ve enine tubuluslardan oluşan yapı. Kimi kaslarda ve kalp kasında tek bir enine tubulus ve tek bir terminal sisterna sistem oluşturduklarından bu ad verilir.

Diyadrom : Tatlı su ile deniz arasında göç eden balıklar. Yelpaze şeklinde yayılan damarlı yapraklar. Tatlı suyla deniz arasında göç eden.

Diyadrom balıklar : Tatlı suyla deniz arasında göç eden balıklar.

Diyafiz : [Bakınız: kemik gövdesi] Uzun kemiklerin gövde kısmı, korpus. Arada büyüme.

Diyafizis : bk. diyafiz.

Diyafragma : bk. diyafram.

Diya ile ilgili Cümleler

  • Din, insanlığın Tanrı ile olan iletişimini içeren diyaloğudur. Sanat onun monoloğudur.
  • Diyafram bir kastır.
  • Alice nehir kıyısında kız kardeşinin yanında oturmaktan sıkılmaya başlamıştı ve yapacak da bir şeyi olmadığından bir iki kez kız kardeşinin okuduğu kitaba çaktırmadan bakıverdi fakat kitapta resim ya da diyalog yoktu, Alice de "resimsiz ve diyalogsuz bir kitap ne işe yarar" diye kendi kendine düşündü.
  • Kumaşı diyagonal kesin.
  • Diyabetim var.
  • Bir diyabetik kanında ve idrarında çok fazla şekere sahiptir.
  • Diyarbakır'da adı «Yaşmar» olan bir market vardı.
  • Ali ve Mary önümüzdeki ay gelincikler diyarına seyahat etmeyi planlıyorlar.
  • Ali diyabetik olabilir.
  • Diyarbakır'lıyım.
  • Öğretmen öğrencilerin ikili grup halinde diyaloğu patik yapmalarını istedi.

Diğer dillerde Diya anlamı nedir?

Almanca'da Diya : s.(esp) Tag