Diyafram nedir, Diyafram ne demek

Diyafram; bir anatomi terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas
  • Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha.

Biyoloji'deki anlamı:

Memelilerde, akciğerlerde gaz alış verişini kolaylaştıran, göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran kas ve tendon tabakası.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Irakgörürlerde, fotoğraf makinelerinde nesne merceği açıklığını büyütüp küçülten düzen.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Işıldakların bir takısı. Bir çerçeveye oturtularak takılan diyafram yuvarlak biçimdedir; iç tarafında birbirinin üzerine kayarak ya da birbirinin üzerinden açılarak yuvarlağın çapını büyülten ve küçülten yaprakları vardır. Bununla sahne üzerindeki aydınlatma alanı genişletilip daraltılabilir.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Kimi ışıldaklarda, mercek düzeni içinde bulunan ve ışık niceliğini düzenlemekte kullanılan açılır kapanır mekanizma.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Bölme, ayırma duvarı.

Memelilerde, akciğerde hava alışverişinde etkili olan, göğüs boşluğuyla karın boşluğunu ayıran, kas ve tendondan oluşan yapı, diyafragma, frenes.

 

Zooloji alanındaki anlamı:

Böceklerde vücudu çeşitli boşluklara ayıran bölmeler; sırt diyaframı, karın diyaframı gibi.

Bazı örümceklerde karnı başlı-göğüsden (sefaIotoraks) ayıran enine bölme,

Memeli hayvanlarda karın boşluğunu göğüs boşluğundan ayıran, kısmen kaslı, kısmen bağ dokusu telli bir bölme,

İngilizce'de Diyafram ne demek? Diyafram ingilizcesi nedir?:

diaphragm, iris, diaphragme, diaphragma

Osmanlıca Diyafram ne demek? Diyafram Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

hicâb-ı hâciz, hicâb

Diyafram anlamı, tanımı:

Diyafram nefesi : Akciğerlerin havayla doldurulup diyafram kasının harekete geçirilmesine dayanan soluk alma biçimi.

Göğüs : Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı. Meme. Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine. Bu bölümün içindeki organlar.

Karın : İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. İç, gönül, akıl, kafa. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm. Döl yatağı. Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. Mide. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar.

Boşluk : Eksiklik, yoksunluk duygusu. Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olan yer. Boş olma durumu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.

İnce : Ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Zayıf. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).

 

Geniş : Çok. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Eni çok olan, enli, vâsi. Bol (elbise). Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat.

Işık : Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç.

Demet : Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam. Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu. Bitki veya çiçek destesi. Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu. Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon.

Diyafram fıtkı : Diyaframadaki doğuştan veya kazanılmış bir delikten veya yırtıktan karın organlarının göğüs boşluğuna geçmesi. Doğuştan olarak en yaygın olarak kedilerde görülür, kazanılmış olanlar ise, karın bölgesine çarpma sırasında eğer nefes borusunun ağzı açık ise, göğüs ve karın boşlukları arasında oldukça yüksek bir basınç farklılığı nedeniyle oluşur.

Diyafram kası : (biyoloji)

Diyafram siniri : Beşinci- yedinci boyun sinirlerinin alt kollarından oluşan ve özellikle diaframayı uyaran sinir, nervus frenikus.

Diyaframatik solunum : Karın solunumu.

Diyaframatitis : Diyafram yangısı.

Diyaframatosel : Diyafram fıtkı ve diyaframdaki yırtık nedeniyle karın boşluğundaki organların göğüs boşluğuna geçmesi.

Diğer dillerde Diyafram anlamı nedir?

İngilizce'de Diyafram ne demek? : n. diaphragm

Fransızca'da Diyafram : diaphragme [le]

Almanca'da Diyafram : n. Diaphragma, Membran, Membrane, Blende, Schalldose

Rusça'da Diyafram : n. диафрагма (F), мембрана (F)