Membrane türkçesi Membrane nedir

  • Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Bir yüzeyi örten, bir boşluğun iç yüzünü döşeyen veya iki oluşum arasında bölme oluşturan ince doku tabakası, cidar, çeper, membran.
  • Membran.
  • Örtenek.
  • Zar.
  • Gışa.
  • İnce zar.
  • Diyafram.
  • Geçirimsiz ya da yarıgeçirgen duvar, ayırma perdesi.
  • Hücre zarı. bir dokuyu saran ince tabaka. dokunun çeşitli tabakalarını ayıran kat. hücre içi organelleri saran kılıf. membran.
  • Çeper.
  • Perde.
  • Kaplama.
  • Film.

Membrane ingilizcede ne demek, Membrane nerede nasıl kullanılır?

Membrane attack complex : Hedef hücre zarına girerek delikler oluşmasına ve hücrenin erimesine yol açan c5b-c9 kompleman elemanları kompleksi, mac. Mac. Zar hücum kompleksi.

Membrane bone : Derinin dermis tabakasından gelişen kemik, dermal kemik. Dermal kemik. Zar kemik. Zar dokudan gelişen kemik. Derinin dermis tabakasından gelişen kemik. dermal kemik.

Membrane cloacae : Kloaka zarı. Embriyoda arka bağırsağın son kısmındaki zar. kloakayla proktodeum arasındaki bu zarın delinmesiylele ilk bağırsak kanalı dışarıya açılır.

Membrane keyboard : Dokunma duyarlı klavye.

Membrane part : Zar parçası.

Membrane potential : Zar potansiyeli. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Membran potansiyeli. Biyolojik zarlar arasındaki elektrik potansiyelindeki farklılık. çoğu kez mikroelektrodun yerleştirilmesiyle ölçülür. Canlı hücrede plazma zarında bulunan elektrik potansiyel farkı. zarın sitoplazma tarafı dışa göre daha negatif olup zardan iyonların geçişi sırasında bu elektrik yükü değişerek elektrik potansiyel farkı oluşur ve ökaryot hücrelerde zardaki na+k+atp az faaliyeti ile bu fark devam ettirilir.

 

Membrane protein : Zar proteini. Biyolojik zarların yapısına giren protein. Biyolojik zarların yapısına giren, zarın dış ya da iç yüzeyine bağlı olabilen (periferal protein) ya da zarın lipit tabakasına az ya da çok nüfuz eden, zarı kateden (integral protein) herhangi bir protein.

Membrane transport proteins : Zarın geçiremediği molekülleri zar boyunca taşıyıp geçiren permeazlar gibi özel protein molekülleri. Zar taşıma proteinleri. Zarın geçirgen olmadığı molekülleri zar boyunca taşıyıp geçiren permeazlar gibi özel protein molekülleri.

Membrane vesicle : Ökaryot hücrelerde plazma zarından, endoplazmik retikulum veya golgi kompleksinden meydana gelen küçük kesecikler. Zar kesecikleri. Ökaryot hücrelerde plazma zarından, endoplazmik retikulum ya da golgi kompleksinden meydana gelen küçük kesecikler.

Failure fetal membrane explosure : Doğum veya çoğunlukla yavru atma sonrası türe özgü atılma süresi içerisinde yavru zarlarının atılamaması, eşin atılmaması, retensiyo sekundinarum, sonun atılamaması. Yavru zarlarının atılmaması.

İngilizce Membrane Türkçe anlamı, Membrane eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Membrane ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

The wall : Duvar örmek. Duvarla çevirmek. Tecrit etmek. Ayırmak. Berlin duvarı. Etrafına duvar çekmek. Set. Cidar. Duvar.

Gel : Jöle haline gelmek. Jelleşmek. Jel. Çözünmüş veya çökelmiş maddenin pelte kıvamındaki durumu veya suyunu kısmen kaybetmiş jelöz kıvamdaki madde. Kolloit sıvıların veya sollerin pıhtılaşmasıyla oluşan pelte kıvamında madde, kolloidal jel, pelte. Kapladığı tüm oylum içinde katı taneciklerin bir ağ yapısı oluşturacak biçimde pıhtılaşıp dağılarak ortamı devinimsiz yarıkatı duruma gelmiş dizge. Jöle. Jelatin. Pelte.

Coverings : Kabuk. Kapama. Sığınak. Koruma. Örtü. Tabaka.

Endosteum : Kemikleri kaplayan damarlı örtü. Kemik boşluklarını astarlayan, hücresel elemanlarca zengin, bağ dokusundan meydana gelmiş kılıf. Kemiklerin kaplaması. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kompakt kemiklerin iç yüzleriyle süngerimsi kemiklerin trabeküllerinin yüzeyini örten zar. Kemik içzarı. Endosteum. Kemiklerin astarı.

Laminas : Varak. İnce tabaka. İnce levha. Tabaka. Pul. Safiha. Yaprağın ince uzun kısmı. İnce yaprak. Yaprak.

Pic spaghetti : Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Macaroni : Karmakarışık şey. Gösteriş düşkünü. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Makarna. Düdük makarnası. Züppe (ingiliz ingilizcesi). Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir).

Phrenes : Frenes.

Drapery : Örtü. Çuha. Tuhafiye. Perdelik kumaş. Döşemelik kumaş. Kumaşçılık. Kumaş. Kıvrımlar halinde duran kumaş.

Cine film : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Sinema filmi.

Membrane synonyms : flat solid, bowman's capsule, chorioallantoic membrane, hyaloid membrane, myringa, perithelium, basilar membrane, glomerular capsule, roll telecine, draperies, serous membrane, endocranium, bulkhead, boundary, integument, casing, crowned, coating, covering, serosa, picture, blockout, cataracts, drapes, gelatin, tympanum, indusium, tissue layer, ciliary body, choroid, tunica, periosteum, ependyma.

Membrane zıt anlamlı kelimeler, Membrane kelime anlamı

Healthy : Sağlığa yarar. Sağlam. Esen. Sıhhatli. Büyük. Önemli. Sağlığa yararlı. Yararlı. Demir gibi. Kuvvetli.

Membrane ingilizce tanımı, definition of Membrane

Membrane kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A thin layer or fold of tissue, usually supported by a fibrous network, serving to cover or line some part or organ, and often secreting or absorbing certain fluids.