Doge türkçesi Doge nedir

  • Eski venedikte başkan.
  • Doc.
  • Tarih alanında kullanılır.
  • Venedik ya da genova cumhuriyetlerinin seçimle iş başına gelen başkanları.

Doge ingilizcede ne demek, Doge nerede nasıl kullanılır?

Dogear : Köpek kulağı. Kalınan sayfayı belli etmek amacıyla kitabın o sayfasının kıvrılan köşesi. Kıvrık sayfa köşesi. Kitap sayfası köşesini kıvırmak.

Dogeared : Köşesi kıvrılmış. Kitap sayfası köşesini kıvırmak. Kıvrık sayfa köşesi. Köpek kulağı yapılmış.

Dogears : Kalınan sayfayı belli etmek amacıyla kitabın o sayfasının kıvrılan köşesi. Kıvrık sayfa köşesi. Köpek kulağı. Kitap sayfası köşesini kıvırmak.

Doges : Doc. Eski venedikte başkan.

Amidogen : Tek değerli kök. Amidin. Amidojen. Özellikle inorganik bileşikler ile ilgili olan kimyasal bileşik (kimya).

Dummy endogenous variable : Kukla içsel değişken.

Endogen hyperthermia : Humma. Endojen hipertermi.

Endogen lipid pneumonia : İç kaynaklı-lipit pnömonisi. Genellikle kemiricilerde ve kürk hayvanlarında, seyrek olarak köpek ve kedilerde, bilinmeyen nedenlerle oluşan, akciğerlerde, subplöral bölgelerde, odaklar halinde lipit birikimleri içeren makrofajların bir araya gelerek oluşturdukları, beyaz-sarımtırak renkte kolesterin granülomlarının oluşumuyla belirgin akciğer yangısı, endojen lipit pnömonisi. Endojen lipit pnömonisi. İç kaynaklı lipit pnömonisi.

 

Cladogenesis : Yeni tipler meydana getirmek üzere evrim çizgisinin dallanması. Belirli bir bölgedeki türler üzerinde spesifik çevresel ihtiyaçlara cevaben meydana gelen evrim (biyoloji terimi). Kladogenesis. Kladogenez.

Endogen : İçsel.

İngilizce Doge Türkçe anlamı, Doge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Doge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Armour : Zırh kablo. Zırh. Güney dakota eyaletinde şehir. Zırhlı güçler. Korumalık. Silah. Yarak. Düşman silahlarının etkisinden korunmak için giyilen çelik giysi. Zırhla kaplamak.

Archer : İowa eyaletinde şehir. Kemankeş. Yay. Florida eyaletinde şehir. Okla silahlanmış asker. Okçu.

Barricade : Geçiş engeli. Berkitilmiş tabya ve sığınak. Barikat. Barikat kurmak. Tabur. Set çekmek. Siper. Barikat yapmak. Mania.

Barbary : Mağrip. Kuzey afrika kıyısında mısır'ın batısında kalan ülkelerin topluca adı: libya, cezayir, tunus, fas. Berberi. Batı mısır'dan atlantik okyanusu'na kadar uzanan bölge. Afrika'nın kuzeyinde batı mısır'dan atlantik okyanusu'na kadar uzanan bölge.

Acropolis : Eski yunan kent devletlerinde yüksekte kurulan ve içinde bir saray ile tapınaklar bulunan berkitilmiş yer. İç kale. Akropol.

Judge : Değerlendirmek. Hakim. Kılıçoyunu yarışmalarında, başyargıcıya yardımcı olan dört yargıcıdan her biri. Yargılamak. Tahmin etmek. Hüküm vermek. Değer biçmek. Karara varmak. Yarış yargıcısı. Atma ile atlamalarda denemelerin geçersizliğini saptayan, geçerli denemelerin ölçümünü yaparak çizelgesine geçiren yargıcı.

 

Justice : Mahkeme. Dürüstlük. Yargı. Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır. Türe. Yargıç. Adalet. Yargı hakkı. Hakim. Belli bir toplumda, belli bir tarihsel dönemde bir toplumsal olgunun adil sayılması yoluyla korunması tutumu.

Archon : Hükümdar. Eski atina'da yüksek mahkeme yargıcı (yunanistan). Yönetici. Eski atina'da yüksek mahkeme yargıcı. Eski yunanistan'da en yüksek dokuz devlet görevlisinden her biri. Arhont.

Armistice : Savaşı bırakma. Mütareke. Silah bırakma. Ateşkes. Savaşan iki gücün isteğiyle çarpışmaya belli bir süre için ara vermesi. Silahları bırakma.

Doge synonyms : doges, axis powers, apostle, antiquity, areopagite, barbarian, almanac, jurist, autocracy, archives, areopag.

Doge ingilizce tanımı, definition of Doge

Doge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The chief magistrate in the republics of Venice and Genoa.