Dominant firm türkçesi Dominant firm nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Önder firma.
  • Egemen firma.
  • Genellikle azel piyasasında en yakın rakibinden önemli ölçüde büyük ve fiyatı belirleyecek kadar yüksek bir piyasa payına sahip olan firma.

Dominant firm ingilizcede ne demek, Dominant firm nerede nasıl kullanılır?

Dominant : Egemen. Dominant. Başat. Etken. Yüksek. Hakim. Hükmeden. Tesirli. Nüfuzlu. Galip.

Firm : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Şirket. Sağlamlaşmak. Sert. Tecim kurumu adı. ortaklıkların tecimsel işlerde konularına göre kullandıkları tek ya da birleşik ad. Sağlam. Sabit. İstikrara kavuşmak (fiyatlar). Tecim adı. Pekiştirmek.

Dominant firm model : Egemen firma modeli. Bir piyasada egemen firmanın fiyat yapıcı, diğer firmaların ise fiyat alıcı oldukları durum.

Dominant character : Dominant karakter. Baskın karakter. Başat karakter. Bitkilerin veya hayvanların genlerinde baskın olan karakter.

Dominant closed loop poles : Baskın kapalı döngü kutupları.

Dominant custom : Egemen görenek. Değişik geleneksel düzenlerde egemen olan göreneksel öğeler, bk. gelenek, egemen gelenek, öğe, görenek.

İngilizce Dominant firm Türkçe anlamı, Dominant firm eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dominant firm ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

 

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

Dominant firm synonyms : abnormal budget expenditures, a pass through certificate, a group shares, a change in individual demand, abolition of forced labour convention, a shift in supply.