Donors türkçesi Donors nedir

  • Veren kimse.
  • Bağışta bulunan kimse.
  • Verici.
  • Kan veren kimse.
  • Bağışta bulunanlar.

Donors ile ilgili cümleler

English: There is an urgent need for blood donors.
Turkish: Kan vericiye acil bir ihtiyaç vardır.

Donors ingilizcede ne demek, Donors nerede nasıl kullanılır?

Donorship : İnsancıllık. Hayırseverlik. Yardımseverlik. Eli açıklık.

Donor card : Organ bağışı kartı.

Donor cell : Rekombinasyonda alıcı hücreye dna veren hücre. Verici hücre. Donör hücresi.

Donor fatigue : Bağış yorgunu.

Donor level : Verici düzeyi. Bağışcı düzeyi.

Electron donor : Elektron verici. Bir oksidasyon-redüksiyon reaksiyonunda elektronları veren madde. Elektron bağışcısı.

Universal donor : Herkese kan verebilen kimse. Genel verici. A, b ve ab kan grubundaki insanlara kan verebilen, sadece kendi grubundan kan alabilen, o kan grubuna sahip insanlar. Evrensel donör. Evrensel verici.

Leishman donovan body : Leishman-donovan cismi. Amastigot.

Duedonorhraphy : Onikiparmak bağırsağına dikiş uygulanması. Duodenorafi.

Cotyledonous : Kotiledona ait veya ilgili (tohumdan çıkan ilk yaprak ile ilgili). Kotiledona özgü.

İngilizce Donors Türkçe anlamı, Donors eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Donors ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Threshold : Başlangıç. Eşik. Eşiklemek. Sinirlerde impulsun başladığı zar potansiyelinin kritik değeri. bir olayın olabilmesinden önce ulaşılan değer ya da seviye, ses eşiği gibi. Alt sınır. Kapı eşiği. Eşik değer. Eşik (kapıya ait). Özel bir etki verecek bir uyarının ya da bir imlemin olabilecek en küçük değeri. Özellikle çarpışma olaylarında, yükünleşme, uyarma gibi işlemlerin ilk olabildiği erke.

Settlor : Mülkünü vasiyetle bırakan kimse.

Sender : Gönderici. İrsalatçı. Yollayıcı. İrsal eden. Nakliyeci. Gönderen. Mürsil. Sevkiyatçı.

Helper : Çırak. Uşak. Yardımcı eleman. Çantacı. Muavin. Usta yardımcısı. Hizmetçi. Asistan. Yardımcı. Yamak.

Radio transmitter : Telsiz göndermeci. Radyo yinelenimlerindeki elektromıknatıs ışınımı yaymakta kullanılan donatım; radyo vericisi. eşeksenli kablo, telsiz bağlantısı ya da alıcı dalgalık yardımıyla elektrik gerilimi biçiminde resim ve ses imlerini alan, genlik ya da yinelenim değiştirimine uğramış bir taşıyıcı dalga üreten ve bu yolda işlenmiş olan televizyon imlerini verici dalgalıkla yayan donatım; televizyon vericisi. bir televizyon vericisinde ses imini gönderen bölüm; ses vericisi. bir televizyon vericisinde resim imini gönderen bölüm; resim vericisi. Telsiz vericisi. Radyo vericisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Donees : Yardım alan kimse. Kendisine bağışta bulunulan kimse. Yardım alan. Bağış yapılan kimse. Bağışta bulunulan kurum. Bağışlanan kimse. Bağışlanan. Bağış alan. Bağışlayan.

Subscriber : Peşin para ile belirli bir süre için bir nesnenin alıcısı olma işlemi. Onaylayan. Abone. Keseneli. Katkıda bulunan. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Kesene. Teberru yapan kimse. İmzalayan.

 

Presenter : Sunan kişi. Sunan. Sunucu. Takdimci. Tanıtıcı. İbraz eden. Spiker.

Transmitting : Gönderme. Gönderiliyor. İlk önce. İletme. Gönderici.

Donee : Bağış alan. Bağışlanan kimse. Yardım alan kimse. Bağışlayan. Bağışlanan. Bağış yapılan kimse. Kendisine bağışta bulunulan kimse. Bağışta bulunulan kurum. Yardım alan. Bağış alan kişi.

Donors synonyms : movable barrier, subsidizer, cargo door, indian giver, room access, interior door, subsidiser, car door, trustor, emitter, sliding door, swing door, doorway, broadcasting transmitter, donor, abnegator, altruist, television transmitter, lock, givings, tipper, trap door, contributor, unstinting, givers, revolver, granters, donators, giver, bestower, fire door, giving, benefactor.

Donors zıt anlamlı kelimeler, Donors kelime anlamı

Dishonor : Namusuna leke sürmek. Rezil etmek. Şerefini sarsmak. Lekelemek. Leke sürmek. Şeref ve haysiyetini kırmak. Kepaze etmek. Namusunu kirletmek. İki paralık etmek. Şerefini beş paralık etmek.

Disrepute : Kötü şöhret. Kötü nam. İtibarsızlık. Adı çıkmışlık. Şerefsizlik. Kötü ün.

Disesteem : İtibar etmemek. İtibarsızlık. Saymamak. Hor görmek. Saygısızlık etmek.

Donors antonyms : infamy.