Doorman türkçesi Doorman nedir

Doorman ile ilgili cümleler

English: I'm pleased of my doorman.
Turkish: Kapıcımdan memnunum.

English: Is Ali still working as a doorman?
Turkish: Ali hâlâ bir kapıcı olarak çalışıyor mu?

English: The doorman will call a taxi for us.
Turkish: Kapıcı bizim için bir taksi çağıracak.

English: Aren't you the doorman?
Turkish: Siz kapıcı değil misiniz?

Doorman ingilizcede ne demek, Doorman nerede nasıl kullanılır?

Stage doorman : Sahne kapıcısı. Sahnenin giriş kapısı önünde bekleyen ve görevliler dışında kimseyi sahneye sokmayan bekçi.

Doormat : Kapı paspası. Ezik (kimse). Kendini ezdiren ve şikayetçi olmayan kimse. Saf veya enayi tip. Paspas.

Doormats : Kapı paspası. Ezik (kimse). Paspas. Saf veya enayi tip. Kendini ezdiren ve şikayetçi olmayan kimse.

Doormen : Kapıcı. Kapı görevlisi. Müstahdem.

Door bell : Kapı zili. Bir binanın girişinde bulunan ve ziyaretçilerin geldiklerini duyurmak için kullandıkları zil.

Door jamb : Kapı sövesi.

Door chain : Güvenlik zinciri. Kapı zinciri.

Door case : Kapı çerçevesi. Kapı pervazı. Kapı kasası.

Door handle : Kapı iç açma kolu. Kapıları açıp kapayan kol. Kapı kolu. Kapının kolu. Sürme kapı tutamağı. Kapı tokmağı. Kapı açma kolu. Kapı kulpu.

 

Door frame : Kasa. Dikdörtgen şeklindeki kapı çerçevesi. Söve taşı. Kapı çerçevesi. Kapı çerçevesi parçası. Kapı kasası. Kapı pervazı. Söve.

İngilizce Doorman Türkçe anlamı, Doorman eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Doorman ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commissionaire : Vekil. Sinema veya otel kapıcısı. Temsilci. Dış satmalma acentesi. Tiyatro kapıcısı. (sinema veya otel vb) kapıcı.

Doorkeeper : Sahne kapıcısı. Sahnenin kapısında bekleyen ilgililerden başka kimseyi içeri sokmayan kişi.

Messenger : Resul. Antik tiyatroda, yer birliğini bozmamak için, sahne dışındaki önemli bir olayı anlatan kişi. Haber getiren kişi. Kılavuz kablo. Ulak. Taşıyıcı kablo. Haberci. Kurye. Antik tiyatroda yer birliğini bozmamak için, sahne dışında geçen ve baş olgunun akış yönünden önemli (savaş sonucu, ölüm v.b.) olayları oyunun sonuna yakın bir yerde gelip anlatan kişi. haberci.

Guard : Karakol. Koruyucu nesne. Nöbet. Koruyucu. Kontrol etmek. Uç boylarında bulunan küçük kale. dağ geçitlerinde kurulan karakol ya da karakol binası. iki dağ arasındaki geçit yeri, boğaz. Nöbet tutmak. Gümrüğün kolluk işleri ile görevli olan kişi. a. bk. gümrük koruma memuru. Hükümetçe silahlı olarak dolaştırılan türlü güvenlik kuvvetleri. güvenlik kuvvetlerinin yerleşmiş bulundukları konut. Dışsatım veya transit işlemlerinde eşyanın araca yüklenmesi ve araçtan boşaltılmasında gözetimci olarak görev yapan kişi. eski dil hizmetçilere çalışacak ev bulan kimse.

Cleaner : Kuru temizleyici. Temizlik maddesi. Temizlik elemanı. Temizleyici madde. Silgi. Temizleyici. Temizlik ürünü. Temizlikçi.

 

Diener : Hizmetçi. Hademe. Köle. Morg görevlisi. Bende.

Gatekeepers : Geçit denetçisi. Bekçi. Eşik bekçisi. Ağ geçidi denetleyicisi.

Gateman : Nöbetçi. Bir kapıdan gerçekleşen trafik akışını gözetleyen kişi. Muhafız. Bekçi.

Gate keeper : Önleyici önlem.

Personnel : Kadro. Eleman. Bir iş ya da izlenceyi gerçekleştirmek üzere oluşturulmuş birim ya da takımda görev üstlenen kişi. Memur yasasına bağlı olmayan sürekli ya da geçici çalışanlarla kurumlarda ücret ya da gündelik karşılığı çalıştırılan kişi. İsmen. İş görenler. Görevli. Elemanlar. İşyeri çalışanları.

Doorman synonyms : hall porter, door guard, concierge, concierges, servant, caretakers, porter, night porter, employee, gatekeeper, ticket collector, custodians, custodian, doormen, caretaker, ticket taker, doorkeepers, ostiary.