Messenger türkçesi Messenger nedir

  • Antik tiyatroda yer birliğini bozmamak için, sahne dışında geçen ve baş olgunun akış yönünden önemli (savaş sonucu, ölüm v.b.) olayları oyunun sonuna yakın bir yerde gelip anlatan kişi. haberci.
  • Taşıyıcı kablo.
  • Tiyatro alanında kullanılır.
  • Ulak.
  • Haber getiren kişi.
  • Kılavuz kablo.
  • Müstahdem.
  • Kurye.
  • Resul.
  • Haberci.
  • Antik tiyatroda, yer birliğini bozmamak için, sahne dışındaki önemli bir olayı anlatan kişi.
  • Elçi.

Messenger ile ilgili cümleler

English: Don't blame the messenger.
Turkish: Messenger'ı suçlama.

English: There is no god but God, and Muhammad is the messenger of God.
Turkish: Allah'tan başka bir ilâh yoktur ve Muhammed, Allah'ın elçisidir.

English: A messenger took the letter to the White House.
Turkish: Bir haberci mektubu Beyaz Saray'a götürdü.

English: In Greek mythology, Hermes, the son of Zeus, is the messenger of the gods.
Turkish: Yunan mitolojisinde Zeus'un oğlu Hermes, tanrıların habercisidir.

English: There is no god but God. Muhammad is the messenger of God.
Turkish: Allah'tan başka tanrı yoktur. Muhammed Allah'ın elçisidir.

Messenger ingilizcede ne demek, Messenger nerede nasıl kullanılır?

Messenger airplane : Kurye uçağı.

Messenger boy : Getir götür işlerine bakan çocuk. Ayakçı.

Messenger pigeon : Posta güvercini. Heber güvercini.

 

Messenger rna : Mesajcı ribonükleik asit. Mesajcı rna. Özgül proteinlerin sentezi için dna’dan bilgiyi alan ve ribozomlara taşıyan tek sarmallı nükleik asit, elçi rna, mesajcı rna, mesajcı ribonükleik asit, mrna. Dna üzerinde bulunan ve gen adı verilen belirli bir bölgeyle tamamlayıcılık gösteren, genetik bilginin protein yapısına aktarılmasında kalıplık görevi yapan, genetik mesajı kromozomlardan ribozomlara taşıyan aracı molekül, elçi rna, haberci rna, mrna, mesajcı ribonükleik asit. Haberci rna. Mrna.

Messenger speech : Ulağın anlatısı. Klasik yunan tiyatrosunda seyircilerin görmediği olayları, bunları görmüş varsayılan bir habercinin anlatması. Habercinin anlatışı. Antik yunan tiyatrosunda seyircilerin görmediği, sahne dışında geçen olayları görmüş varsayılan bir ulağın getirdiği bilgileri aktarması. Habercinin anlatısı.

Secondary messengers : İkincil haberciler. Hücre yüzeyindeki reseptörlerin birincil habercilerle (hormon, nörotransmitter gibi) uyarılması sonucu hücre içinde teşekkül eden, miktarları artan ya da azalan ve hücrede belli bir cevabın verilmesini sağlayan halkasal adenozin monofosfat (camp), halkasal guanozin monofosfat (cgmp), diasilgliserol, inozitol trifosfat (ıp3) ve kalsiyum iyonları (ca2+) gibi bileşikler. sekonder haberciler.

Get messed up : Bulanmak. Kirlenmek. Mahvolmak.

Primary messengers : Birincil haberciler. Hücreye haber ulaştıran ve hücre zarında belli bir reseptöre bağlanan hormon, nörotransmitter gibi kimyasal maddeler.

Messengers : Ulak. Haberci. Kurye.

Messed : Pisletmek. Asker sofrasında yemek yemek. Karıştırmak. Kirletmek. Bozmak.

 

İngilizce Messenger Türkçe anlamı, Messenger eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Messenger ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conveyor : Taşıyan. Konveyör. Sevk tertibatı. Nakliyeci. Aktarımcı. Taşımacı. Taşıyıcı. Nakil. Sevketme aracı.

Patriarch : Aile reisi. Başpapaz. Ata. Pir. Yaşlı ve saygın kimse. Piskopos. Patrik. Kodak reisi. Kabile reisi.

Despatchers : Mesaj veya eşya gönderen kimse. Tren ve diğer türlü ulaşım araçlarının kalkışını kontrol eden kimse.

Harbingers : Müjdeci. İşaret. Haber vermek. Alamet. Müjdelemek. Müjde.

Runners : Atlet. Saban demiri. Yarışçı. Çığırtkan. Dağıtıcı. Palanga ipi. Kaçakçı. Ray. Yarış atı.

Prophetesses : Kadın peygamber. Kahin. Peygamber.

Bearer : Bitki. Tabut taşıyan. Çek, bono, poliçe, gönderim belgesi, hisse senedi, tahvil vb. her türlü değerli kağıdı yasalara uygun olarak elinde bulunduran kişi. Götüren. Hamiline. Tabut taşıyan kişi. Mesnet. Taşıyan. Kolon ya da piramitte üstündekileri taşıyan güçlü kişi. trapez gösterisinde uçan trapezciyi tutup taşıyan cambaz. Tabut taşıyıcı.

Call boy : Konakçı uşağı. Teslimatçı çocuk. Otel uşağı. Kondüvit. Sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kimse.

Servant : Odacı. Köle. Hizmetçi. Uşak. Memur. Ayvaz. Hademe. Abd. Kul.

Foreruns : Kehanette bulunmak. Önceden göstermek. Önce gelmek. Ata. Önde gitmek. Cet. Belirtisi olmak. Önde koşmak. Tahmin etmek.

Messenger synonyms : process server, despatcher, auspicate, deliveryman, harbinger, forerunners, employee, summoner, allegory, heralding, courier, amateur theater, envoys, abstractionism, errand boy, doorman, cleaner, act drop, conveyer, prophet, despatch rider, alley theme, embassador, herald, ambassador, messenger boy, forerunner, legates, messengers, forerun, carrier, actor manager, active hero.

Messenger ingilizce tanımı, definition of Messenger

Messenger kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Specifically, an office servant who bears messages. One who bears a message. The bearer of a verbal or written communication, notice, or invitation, from one person to another, or to a public body.