Runners türkçesi Runners nedir

Runners ile ilgili cümleler

English: Some runners drink water as they are running.
Turkish: Bazı koşucular koşarken su içerler.

English: The runners poured water over their heads.
Turkish: Koşucular suyu kafalarına döktü.

English: Many runners passed out in the heat.
Turkish: Birçok koşucu sıcakta bayıldı.

English: Five runners reached the finals.
Turkish: Beş koşucu finale ulaştı.

English: Some famous foreign runners entered that race.
Turkish: Bazı ünlü yabancı koşucular o yarışa girdi.

Runners ingilizcede ne demek, Runners nerede nasıl kullanılır?

Colour runners : Renk değiştirici çferçeve. Özdenetimli olarak, uzaktan ışıldakların önündeki renk süzgeçlerini değiştiren çerçeve.

Forerunners : Müjdeci. Ata. Cet. Haberci.

Roadrunners : Dünyanın en hızlı koşan kuşu. Yol koşucusu. Koridor kuşu. Guguk kuşu ailesinden süratli koşan uzun kuyruklu çöl kuşu (orta amerika, meksika ve güneybatı abd'ye özgü).

Rumrunners : Alkollü içecekler kaçakçısı.

Runner bean : Çalı fasulyesi. Çalıfasulyesi.

First runner : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İlk koşucu. Öncelik (oynatımı) sineması. Öncelik oynatımına ayrılmış sinema.

 

Front runner : Rekortmen. Yarışı önde götüren. Başat. Şansı en yüksek aday. Yarışın favorisi. Favori.

Edge runner : Şili değirmeni.

Runner up : Yarış ikincisi. İkinci gelen takım. İkinci (yarış). İkinci gelen yarışmacı. İkinci gelen kimse.

Second runner up : Yarış ikincisi. Üçüncüden önce gelen yarışmacı.

İngilizce Runners Türkçe anlamı, Runners eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Runners ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Behaviour : Davranış. Tutum, dürtü ve uyaranlarca güdülenen ve ortak tanımı bulunan kalıplı edim. Hareket. Tutum. Hareket tarzı. Hal. Davranış tarzı. Bir toplumda ya da toplumsal kümede genellikle alışkanlık durumuna gelen ve saymaca olan, görece tekbiçimli bir eylem türü. Tavır.

Forerun : Belirtisi olmak. Önce gelmek. Kehanette bulunmak. Önde gitmek. Önde koşmak. Tahmin etmek. Önceden göstermek. Önceden haber vermek. Müjdeci. Cet.

Messenger : Müstahdem. Taşıyıcı kablo. Kurye. Kılavuz kablo. Haber getiren kişi. Antik tiyatroda yer birliğini bozmamak için, sahne dışında geçen ve baş olgunun akış yönünden önemli (savaş sonucu, ölüm v.b.) olayları oyunun sonuna yakın bir yerde gelip anlatan kişi. haberci. Resul. Elçi.

Runner : Atletizm, madencilik alanlarında kullanılır. Kızak demiri. Simsar. Çalıfasulyesi.

Track : Perde halkalarının hareket ettiği demir yol. İz. İzlerini takip etmek. Yol. Gevşek yüzeyli toprakta çalışan araçların, birbirine oynakla bağlı parçalardan oluşan, zincire benzer yürüyüş takımı. Yarış pisti. Tırtıl. Palet takmak (araç). Ses yolu. İzlemek (iz vb).

 

Harbingers : Müjde. Haber vermek. Müjdelemek. İşaret. Alamet. Müjdeci.

Barker : Kabuk soyan. Bağıran kimse. Mağaza önünde durup içeriye müşteri çekmeye çalışan kimse. New york eyaletinde yerleşim yeri. Kabuk soyucu.

Dispersive : Ayırıcı. Ayıran. Serpingen. Ayırgan. Dağıtmaya eğilimli. Dispersiv. Geçirdiği ışınları birbirinden ayıran dalga taşıyıcı (ortam).

Grindstone : Bileğitaşı (çark ile döndürülen). Zımpara taşı. Küstere. Bileğitaşı. Bileği taşı. Bileme taşı. Değirmentaşı. Bileği çarkı. Bileği.

Competitor : Müsabık. I.a.a.f. yönetmeliği kurallarına uygun olarak tek başına, takımca ya da takım içinde yarışlara katılan atlet. Rekabette bulunan. Rekabet eden. Yarışmacı. Rakip.

Runners synonyms : arms runner, moon curser, dispensator, plugger, racer, jogger, gunrunner, distributors, gallopers, decoy bird, felon, despatcher, demeanour, contrabandist, dealer, disperser, crier, distributor, jocks, dispenser, promoter, exerciser, messengers, dissipative, cog wheel, rumrunner, rail, undershirt, sleeveless undershirt, tout, dispersant, crook, track man.

Runners zıt anlamlı kelimeler, Runners kelime anlamı

Civilian : Mülki. Başı bozuk. Sivil.