Down the drain türkçesi Down the drain nedir

  • Boşa.
  • Heba olan.
  • Boşa giden.

Down the drain ile ilgili cümleler

English: Jale's wedding ring was swept down the drain while she was washing her hands.
Turkish: Jale ellerini yıkarken alyansı su borusuna kaçtı.

English: Ali went to the sink and poured the rest of his drink down the drain.
Turkish: Ali lavaboya gitti ve içkisinin geriye kalanını döktü.

Down the drain ingilizcede ne demek, Down the drain nerede nasıl kullanılır?

Down : Düşürmek. Çabucak içmek. Alaşağı etmek. Aşağısına doğru. Aşağı. Beri. Bozuk. Yıkmak. Yere sermek.

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Drain : Akmak. Kurutmak. Suyunu boşaltmak. Dikmek. Sıvı veya cerahati boşaltma amacıyla boşluğa yerleştirilen tüp veya fitil. Pansuman yapmak. Dren. Süzülmek. Akıtmak. Pis su borusu.

Go down the drain : Boşa gitmek. Güme gitmek. Ziyan olmak. Atılmak. Heba olmak. Başarısızlığa uğramak.

Pour money down the drain : Parayı heba etmek veya boşa harcamak. Parasını sokağa atmak. Dibine darı ekmek.

Down the river : Akıntıya. Irmağın aşağısına doğru. Nehir boyunca. Nehrin akıntısına.

 

Down the heels : Perişan kılıklı. Pejmürde. Kılıksız.

Down the road : Yol boyunca. Gelecekte veya yakında.

Bring down the house : Enerji dolu coşkulu alkışa sebep olmak. Sürekli çılgınca bir alkışa sebep olmak. Alkış koparmak. Çok fazla beğeni dolu alkışlarla heyecan uyandırmak. Çok alkış toplamak. Çok alkışlanmak. Tavan yıkılırcasına alkışlanmak. Kırıp geçirmek.

Batten down the hatches : Gelen zor günlere hazırlanmak. Zor bir dönem için bir takım önlemler almak. Zor bir duruma hazırlanmak. Gemiyi fırtınaya hazırlamak.

İngilizce Down the drain Türkçe anlamı, Down the drain eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Down the drain ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

For nothing : Bedava. Parasız. Beleşten. Nafile yere. Boş yere. Boşuna. Havadan. Ücretsiz. Haybeden.