Duckers türkçesi Duckers nedir

  • Görmemezlikten gelen kişi.
  • (suda sektirilen) taş.

Duckers ingilizcede ne demek, Duckers nerede nasıl kullanılır?

Ducker : Görmemezlikten gelen kişi. (suda sektirilen) taş.

Ducked : Batmak. Eğilmek. Sinmek. Kaytarmak. Sesi kısmak. Ördek. Dalmak. Sıvışmak. Daldırıp çıkarmak. Başını eğerek savuşturmak.

Ducket : Sendika üyelik kartı. Piyango bileti. Bilet.

Duck bill : Ördek gagası. Gagası ördeğin gagasına benzeyen bir avustralya memelisi. Ördekgagası. Dakbil.

Duck board : Suya basmamak için döşenmiş tahta.

Duck hepatitis : Genç ördek palazlarında, bir enterovirüs tarafından oluşturulan, karaciğerde nekroz, yangı ve kanamayla belirgin ve kısa sürede ölüme neden olan viral hastalık. Ördek hepatitisi.

Duck legged : Ördek bacaklı. Ördekbacak. Kısa bacaklı. Ördeğinkine benzer bacakları olan. Kısa bacakları olan.

Duck tail : Ördek kuyruğu. Bir saç stili (1950'lerde popülerdi).

Duck shot : Ördek saçması.

Duck down : (öne doğru) hızla eğilmek.

İngilizce Duckers Türkçe anlamı, Duckers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Duckers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Knit : Düğümle bağlamak. Örgü örmek. Kaynaşmak. Örgü. Sıkı ve sağlam bir şekilde bağlanmak. Örmek. Dokumak. Birleşmek. Düğümle birleştirmek. Çatmak.

 

Devil : İblis. (avukat stajyeri vb gibi) zor veya angarya dolu bir iş yapmak. Şeytan gibi tip. Baharatlı ve acılı pişirmek. Asfalt ısıtıcısı. Avukat stajeri olarak çalışmak. Rahatsız etmek. Halk efsanelerinde ve sonraki büyük dinlerde kötülüğün simgesi. tiyatroda bu roly oynayanlar, bütün yanlarında korkunç yüzler bulunan deriden özel giysiler giyerlerdi. Halk efsanelerinde ve goethe'nin "faust" adlı yapıtında "meplins topheles". orta çağ oyunlarında kötülüğün simgesi. bu rolü oynayanlar, her yanında çirkin yüzler bulunan deriden giysiler giyerlerdi. Stajyer avukat.

Deuce : İkili. Dü zar. Berabere. Şeytan. Zarda dü. Düs. Aynı oyun içinde her iki oyuncunun da üç ya da daha çok eşit sayı kazanmış olmaları. Aman. İkili (zar). Kör talih.

Crinkle : Hışırdamak. Buruşmak. Kırıştırmak. Hışırdatmak. Kırışmak. Kırışık. Buruşturmak. Kıvırmak. Katlamak. Büzüşmek.

Crisp : Gevrek. Kıvrılmak. Kıvırcık. Canlı. Gevrekleştirmek. Taze. Buruşmak. Kıvırmak. Hışırdatmak. Kıtır kıtır.

Crumple : Çökmek. Kırıştırmak. Örselemek. Buruşturmak. Buruşmak. Örselenmek. Çökertmek. Kırışmak. Devirmek. Düşmek.

Wrinkle : Buruşturmak. Kırışmak. Kırışıklık. Kırışık. Pörsümek. Buruşmak. Buruşukluk. Kırıştırmak. Çatmak. İpucu.

Exclamation : Haykırış. Bağırış. Nida. Ünlem. Uyarı. Bağırma.

Scrunch up : Çömelmek. Buruşmak. Kırışmak.

Duckers synonyms : ruckle, ducker, scrunch, rumple, cockle, crease, exclaiming, draw.

Duckers zıt anlamlı kelimeler, Duckers kelime anlamı

Nobleman : Soylu yönetimindeki ayrıcalıklı sınıf ve bu sınıfın üyesi. fransız devrimi sırasında soylu kişi ya da eski yönetim yanlısı. doğuşu ya da zeka, davranış üstünlükleriyle sivrilen kimse. Asilzade. Soylu.

Lord : Lord ünvanı vermek. Beyefendi. Allah. Mal sahibi. Sahip. Bey. Efendi. Hükümdar. Lord payesi vermek. Hakim.