Eats türkçesi Eats nedir
Eats ile ilgili cümleler
English: Ali almost never eats junk food.
Turkish: Ali neredeyse asla abur cubur yemez.
English: Acid eats into metal.
Turkish: Asit metali çürütüyor.
English: Ali always eats breakfast cereal without sugar.
Turkish: Ali her zaman şekersiz kahvaltı gevreği yer.
English: Ali almost never eats breakfast.
Turkish: Ali neredeyse hiç kahvaltı yapmaz.
English: Ali always eats before going to work.
Turkish: Ali işe gitmeden önce her zaman yemek yer.
Eats ingilizcede ne demek, Eats nerede nasıl kullanılır?
Accordion pleats : Akordeon pli. Bazı malzemelerden yapılan eşit genişlikte dalgalı farklı yönleri olan kalıcı katlama.
Backseats : Arka plan. Önemsiz konum. Arka koltuk.
Beats : Yuvasından çıkarmak (av). Vurmak. Dövmek. Dayak atmak. Volta vurmak. Açmak (yol). Çırpmak. Girişim. Çalmak (davul). Pataklamak.
Beats me : Hiç anlamam. Aklım ermez. En ufak fikrim yok. Bilmiyorum. Bilgimin ve anlayışımın ötesinde. Bir fikrim yok. Hiç bilmem.
Bleats : Melemek. Mızırdanmak. Sızlanmak. Mırıldanmak. Cılız bir sesle konuşmak. Meleme. Sızlanma. Mızırdanma.
Cleats : Futbol ayakkabılarının tabanlarındaki metal lastik veya plastik pençeler (krampon çivileri). Futbol ayakkabısı. Krampon. Topuklarında pençe olan ayakkabı.
Defeats : Mağlubiyet. Yenilgi. Mat etmek. Engellemek. İptal ettirmek. Nihayet vermek. Bozgun. Aşmak. Devirmek. Boşa çıkarmak.
Browbeats : Gözünü korkutmak. Kabadayılık etmek. (birisini) sindirmek. Gözdağı vermek. Yıldırmak. Sert bakarak korkutmak. Ters bakışla korkutmak.
Caveats : Askı başvurusu. İkaz. Uyarı. İşlemlerin askıya alınması. Uyarılar.
Buckwheats : Sert buğday. Karabuğday. Arap darısı. Karabaş (buğday). Kara buğday. Karabaş.
İngilizce Eats Türkçe anlamı, Eats eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Eats ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Breads : Para. Mangır. Mangiz. Geçim. Ekmek. Pane etmek. Nimet. Maişet. Tıngır.
Dinners : Akşam yemeği. Ziyafet.
Edible : Yemlerin yenebilen kısımları. İnsan gıdası olarak kullanabilen. Yenebilir. Yemeklik. Yenilen. Yenir. Yenilebilen. Yenilebilir. Yenmesinde sakınca olmayan.
Dining : Yemek yiyerek. Yemek yeme. Yemekli. Akşam yemeği yeme.
Chowing : Çin köpeği. Azarlamak. Kayıntı. Nevale. Siyah renkli bir köpek.
Ate : Çok yemek yemek. İçmek (çorba). Aşındırmak. Kemirmek. Tüketmek. Yemek yemek.
Chows : Siyah renkli bir köpek. Çin köpeği. Kayıntı. Nevale. Azarlamak.
Chowed : Kayıntı. Nevale. Azarlamak. Çin köpeği. Siyah renkli bir köpek.
Aliment : Aliment. Beslenme. Yemek, gıda. Gıda.
Dinner : Ziyafet. Akşam yemeği. Günün esas yemeği.
Eats synonyms : abrades, bite, boarding, diet, comestible, chuck, devours, believe, abrade, eatables, chow, comestibles, bread, crop, alimenting, fare, grub, devour, aliments, dish.

Bu kısımda Eats kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Eats ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Eats anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Eats ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.