Bleats türkçesi Bleats nedir

Bleats ile ilgili cümleler

English: The sheep bleats.
Turkish: Koyun meler.

Bleats ingilizcede ne demek, Bleats nerede nasıl kullanılır?

Bleat : Mızırdanmak. Meleme. Cılız bir sesle konuşmak. Mızırdanma. Sızlanmak. Sızlanma. Mırıldanmak. Melemek.

Bleated : Mızırdanmak. Sızlanmak. Mızırdanma. Cılız bir sesle konuşmak. Sızlanma. Mırıldanmak. Meleme. Melemek.

Bleating : Meleme.

Bleach : Ağartıcı. Rengini açmak. Beyazlatmak. Beyazlamak. Kastarlamak. Beyazlanmak. Ağartma maddesi. Beyazlatıcı. Ağarmak. Beyazlatıcı madde.

Bleached : Beyazlamış. Beyazlatılmış. Rengini açmak. Beyazlatmak. Ağartmak.

Bleaches : Beyazlanmak. Ağartma maddesi. Rengini açmak. Ağarmak. Beyazlatmak. Beyazlatıcı. Ağartıcı. Kastarlamak. Beyazlamak. Ağartmak.

Bleaching agent : Kumaşları veya başkaca malzemeleri beyazlatmak veya renksizleştirmek için kullanılan bileşim (çamaşır suyu gibi). Ağartma malzemesi. Beyazlatma maddesi. Ağartma maddesi. Ağartıcı. Kasar maddesi.

Bleachers : Bir tür açık tribün. Açık tribün.

Bleaching powder : Kireç kaymağı. Kumaşları veya başkaca malzemeleri beyazlatmak veya renksizleştirmek için kullanılan toz. Kireç kaynağı. Beyazlatma tozu. Ağartıcı toz. Ağartma tozu. Kasarlama tozu. Kireçkaymağı.

 

Bleaching : Ağartarak. Kasarlama. Beyazlatıcı. Beyazlatma. Ağartıcı. Soldurma. Aklaştırıcı. Ağartma.

İngilizce Bleats Türkçe anlamı, Bleats eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bleats ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beef : Sığır eti. Yakınmak. Et. Dırlanmak. Şıkayet etmek. Adale. Sızlanıp durmak.

Complain : Gık demek. Yakınmak. Şikayet etmek. Söylenmek. (sürekli) şikayet etmek. Sızıldanmak. Ağlamak. Şikayetçi olmak. Dertlenmek.

Blat : Yumurtlamak. Ağzından kaçırmak. Kabadayıca bir gürültü çıkarmak. Kuzu veya keçi biri ağlamak.

Coo : Cıvıldamak. Kumru gibi ötmek. Öpüşüp koklaşmak. Cilveleşmek. Kuğurmak. (kumru gibi) ötmek. Ötmek. Chief operating officer (baş işletme görevlisi). Üveymek.

Groans : Sıkıntı. İnildemek. Figan. Gıcırdamak. Ihlamak. İnlemek. Figan etmek. Ah etmek.

Exhalation : Soluk verme. Koku. Gaz. Soluk alıp verme. Nefes. Oh çekme. Soluk. Soluma. Ciğerlerde kirlenen havayı ağız ya da burun yolu ile dışarı verme.

Swelling : Şişlik. Kabartı. Genişleme. Kabarma. Şişme. Şişkinlik. Şişirme. Çıban. Yumru.

Bemoaned : İnleyerek yakınmak. Üzüntüsünü belirtmek. Yanıp yakılmak. Yakınmak. Kederlenmek. Ağlayıp sızlayarak şikayet etmek. Şikayet etmek. Üzülmek.

Bellyaching : Memnuniyetsizlik. Sızlanan. (argo) dırdır etme. Sürekli şikayet etme. Dırdır etme.

Pule : Zırıldamak. Çocuk gibi ağlamak. Ağlamak. Zırlamak.

Bleats synonyms : breathing out, bodily process, body process, bodily function, grumbling, grumblings, complained, blatting, whimper, puled, groaned, pules, bemoaning, aspiration, whimpers, activity, beefs, grumbled, burbling, bumble, puffiness, puling, crab, babbles, bemoan, inhalation, inspiration, blats, bellyaches, grumbles, blatted, groan, burbled.

 

Bleats zıt anlamlı kelimeler, Bleats kelime anlamı

Curse : İlenç. Küfretmek. İlenmek. Telin etmek. Küfür. Lanetleme. Beddua. Lanetlemek. Lanet. Küfür etmek.

Lose : Kaybetmek. Kazanamamak. Şaşırmak. Yitirmek. Mahrum etmek. Geri kalmak (saat). Kaybolmak. Azıtmak. Heba etmek. Geri kalmak.