Swelling türkçesi Swelling nedir

Swelling ile ilgili cümleler

English: Put some ice on your ankle to keep the swelling down.
Turkish: Şişmeyi engellemek için ayak bileğine biraz buz koy.

English: You should put an ice pack on your ankle to keep the swelling down.
Turkish: Şişmeyi engellemek için ayak bileğine bir buz torbası koymalısın.

English: You need to put some ice on your ankle to keep the swelling down.
Turkish: Şişliği önlemek için bileğine buz koymalısın.

English: There was no swelling.
Turkish: Şişkinlik yoktu.

Swelling ingilizcede ne demek, Swelling nerede nasıl kullanılır?

Swelling index : Şişme indisi.

Swelling pressure : Kabarma basıncı. Şişme basıncı.

Abdominal swelling : Karın şişkinliği.

Bacterial swelling : Kutu konserve ürünlerde, hatalı işlemlere bağlı olarak daha çok zorunlu anaerob basillerin oluşturduğu gaz nedeniyle oluşan şişme. Bakteriyel bombaj.

Calabar swelling : Kalabar şişliği. Loa loa adlı paraziter nematodun neden olduğu enfeksiyonlarda geçici deri altı şişlikle belirgin belirti.

Non swelling : Şişmez. Şişmeye karşı dayanıklı.

Swell resistant : Şişmez.

 

Swell box : Orgda boruların açılıp kapanan koruncağı.

Antiswelling agent : Şişme önleyici madde.

Swell organ : Koruncak içinde bulunan borular takımı. Org boru muhafazasındaki borular.

İngilizce Swelling Türkçe anlamı, Swelling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Swelling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Puffing : İlk üfleme. Üfleme. Abartılı reklam. Açık artırmada fiyatın yükselmesi. Burundan çekme.

Inflatable : Şişirilebilir. İnflatabl. Şişirilir.

Effervescing : Köpürme (sıvı). Kabartma. Neşelenme. Coşmak. Galeyana gelmek. Köpürmek. Coşma (insan).

Buckling : Flambaj. Yığılma. Burkulma. Titreşim. Buruşma. Bir filmin üzerinde fazla sıcak ya da gerilme yüzünden oluşan çıkıntı ve çukurlar. İsli ringa balığı. Bükülen. Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Elevation : Moral verme. Kaldırma. Deniz seviyesine oranla yükseklik. Rakım. Dikey kesit. Yücelme. Yükselti. Yukarı doğru hareket. Terfi.

Bagging : Şişkin. Ambalajlık. Ambalajlık bez. Çantaya koyma. Çantaya koyarak. Çuvallama. Çuval bezi. Kapsayan. Sarkık.

Abscessing : Enfeksiyon boyutu eksik. Abse. Apse. İltahaplı dokuda toplanan irin. İltahaplı dokuda irin birikmesi süreci. Yanı.

Carbuncles : Kızıl renkli ziynet eşyaları. Lal. Kızıl renk. Sivilce. Yakut. Kızılyara. Lal taşı. Şirpençe. Kan çıbanı.

Distinction : Saygınlık. Ayrı tutma. Ödül. Paye. Üstünlük. Fark. Ayırma. Nişan. Rütbe. Şan.

Gibbosities : Kamburluk. Kambur olma durumu. Gibosite. Çıkıntılı olan bir şey. Dışbükeylik. Dışbükey.

Swelling synonyms : haematocele, oscheocoele, iridoncus, tumidness, lymphogranuloma, oscheocele, haematocoele, hematocoele, ridge, ascension, crista, acid rock, chilblain, nodule, bloated, abandon, accident frequency, backwaters, fustians, cupolas, swellings, oedema, overstatements, accretions, pustules, chemical action, gibbosity, becoming wide, afflux, acid treatment, came up, accrual, activated carbon.

 

Swelling ingilizce tanımı, definition of Swelling

Swelling kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the swelling of rivers in spring. The swelling of the breast with pride. The act of that which swells.