Eau türkçesi Eau nedir

  • (fransızca) su (ingilizcede eau de cologne {kolonya} gibi kombinasyonlarla kullanılır).
  • Su.

Eau ile ilgili cümleler

English: I prefer your eau de vie to your conversation.
Turkish: Senin kanyağını konuşmana tercih ederim.

English: "You're so beautiful. What's your name?" "Mind your own business."
Turkish: "Sen çok güzelsin. Adın ne?" "Seni alakadar etmez."

English: "The snow is beautiful, isn't it?" "Yeah, but Mary, you're even more beautiful."
Turkish: "Kar ne kadar güzel, öyle değil mi?" "Evet ama, sen daha da güzelsin, Mary."

English: A beautiful girl sat next to me.
Turkish: Güzel bir kız yanıma oturdu.

English: "Nature is cruel and beautiful... like me," said Mary.
Turkish: "Doğa zalim ve güzel...benim gibi," dedi Mary.

Eau ingilizcede ne demek, Eau nerede nasıl kullanılır?

Eau de cologne : Kolonya. Hafif parfüm.

Eau de javel : Javel suyu.

Eau de vie : Kanyak.

Eaux : (fransızca) su (ingilizcede eau de cologne {kolonya} gibi kombinasyonlarla kullanılır).

A bewitching beauty : Afet.

Art nouveau : Doğal motifler kullanılan sanat türü. Avrupa ve amerika'da 1890-1910 yılları arasında gelişen dekoratif ve mimari stil. Yeni sanat akımı.

Bandeau : Saç filesi. Saç bağı. Saç bandı.

Bathing beauty : Güzel adayı. Yarışmaya katılan güzel.

 

Bateau bridge : Dubalı köprü. Yüzer köprü.

American bureau of shipping : Amerikan denizcilik bürosu.

İngilizce Eau Türkçe anlamı, Eau eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eau ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pick at : Zorla yemek. Burnunu sokmak. Lokmalarla oynamak. Mızmızlanarak yemek. Yemeği didiklemek. Yemek. (yemeği) isteksizce yemek. Karışmak. Çok az yemek. Çekelemek.

Broth : Sıvı besi yeri. Buyyon. Etsuyu. Bulyon. Mikroorganizmaların gelişimini, üretilmesini ve muhafazasını sağlamak üzere hazırlanan besin maddelerince zengin sıvı ortam. Et suyuna çorba. Et veya balık suyu. Bakterileri üretmek için kullanılan sıvı karakterdeki besi yeri.

Gobble up : Çabuk yemek. Göçürmek. Ham yapmak. Yalayıp yutmak. Çabuk yiyip bitirmek. Silip süpürmek.

Aquas : Açık mavimsi yeşil. Akua. Deniz mavisi. İspirto. Açık mavi. Açık deniz mavisi.

Tympanum : Timpan. Baskı plağı. Orta kulak. Kulak zarı. Alın (kapı vb.). Pencere alnı. Baskı plakı. Tımpan. Timpanum. Orta kulağı oluşturan davul şeklindeki boşluk. böceklerin işitme organı; timpanal organ. kazların boynundaki şişebilen hava kesesi. bazı yosunlarda kapsülü kapayan zar.

Devour : Bitirip tüketmek. Yiyip bitirmek. Bir solukta okumak. Bir çırpıda yiyip bitirmek. Bitirmek yok etmek. Parçalayıp yutmak (avı). Silip süpürmek. Yiyip yutmak. Mideye indirmek. Yalayıp yutmak.

Fenestra : Küçük açıklık. Pencere benzeri açıklık (mimarlık). Pencere. Fenestra. Delik (anatomi terimi). Küçük delik. Kemikte küçük delik.

Go through : Onaylanmak. Harcamak (parayı). Ayrıntılar üzerinde durmak. Geçirmek (hastalık veya sıkıntı vb'ni). Resmen kabul edilmek. Konuşmak. Muayene etmek. Katlanmak. Sunmak. İnce eleyip sık dokumak.

 

Swallow : Karst yörelerinde görülen yanları dik, uçurum niteliği taşıyan, ağzı dar ya da geniş, derin doğal kuyu. Frak. Biyoloji, coğrafya alanlarında kullanılır. Kuyruklu kelebek. Yutkunmak. Yemek. Ezberlemek. İnanmak. Aldanmak. Kırlangıç kuyruğu.

Caput : Kısım. Kafa. Kaput. Filiz. Kafatası (latince). Bölüm. Baş. Segment. Dal.

Eau synonyms : fress, sensory receptor, vestibular apparatus, auricular artery, gluttonise, arteria auricularis, ruminate, vestibule of the ear, myringa, vestibular system, garbage down, manducate, peck at, chew, broths, dunk, bolt, dip, bournes, aquae, tympanic membrane, aqueous, dig in, bourne, brooking, take in, take, shovel in, wash down, gobble, get down, eardrum, bolt down.

Eau zıt anlamlı kelimeler, Eau kelime anlamı

Abstain : Çekimser kalmak. Sakınmak. Kaçınmak. Oy vermemek. Perhiz etmek. Çekimser olmak. İçki içmemek. Geri durmak. Uzak durmak. Perhiz yapmak.

Effector : Dengeleyici. Gitar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sese efekt veren cihazların genel adı. Effektör. Efektör. Faaliyete geçiren şey. Etkileyen. Modülatör. Etkileyen kimse veya şey. Yardımcı manevra unsuru.