Ecotope türkçesi Ecotope nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Ekotop.
  • Bir bölgedeki belli bir habitat.

Ecotope ingilizcede ne demek, Ecotope nerede nasıl kullanılır?

Ecotone : Birbirinden farklı iki yaşam ortamı arasındaki geçiş zonu. Ekoton. Birbirinden farklı iki bitki birliği ve vejetasyon tipi arasındaki geçiş zonu.

Ecotourism : Ekolojiye ve çevrenin korunmasına odaklı turizm endüstrisi (yağmur ormanlarına afrika çayırlıkların vs yolculuklar düzenlenerek). Doğa turizmi. Çevre turizmi. Ekoturizm.

Ecotoxicology : Ekotoksikoloji. Zehirli maddelerin ve doğal ürünlerin insanlar bitkiler ve hayvanlar üzerindeki etkisinin bilimsel olarak incelenmesi. Çevreye zararlı malzemeler araştırmaları.

Cecotomy : Çekotomi.

Ecoterrorist : Ekoterörist. Çevreye zararlı olduğuna inanılan faaliyetleri önlemek amacıyla tasarlanmış sabotaj gerçekleştiren terörist. Düşmanın doğal ortamına zarar verme amaçlı siyasi terör uygulayan kimse. Çevresel davalar uğruna terör gerçekleştiren kimse. Çevre teröristi. Çevreci terörist. Doğa teröristi.

Caldecott award : Caldecott ödülü. Amerika birleşik devletlerinde her yıl en iyi çocuk kitabı resimleyicisine verilen ödül. (ödül, xıx. yüzyıl ressamı ve kitap resimleyicisi randolp caldecott anısına bu adı taşımaktadır.).

 

Ecotype : Ekolojik izolasyon sonucu bir türün farklı populasyonlarının farklı evrimsel etkiler altında farklılaşması sonucu oluşan ırkları. ekolojik ırk. En küçük ekolojik sınıf. Ekolojik ırk. Ekolojik izolasyon sonucu bir türün popülasyonlarının farklı evrimsel etkiler altında farklılaşması sonucu oluşan ırkları, ekolojik ırk. Ekotip.

Cecotropes : Dışkı yeme. Kaprofaji.

Ecotropic virus : Ekotropik virüs. Yalnızca doğal konak olan hayvanların hücrelerini enfekte eden ve bu hücrelerde çoğalabilen virüs.

Ecotropic retroviruses : Ekotropik retrovirüsler. Sadece doğal konağı olan hayvanların hücrelerini enfekte eden ve bu hücrelerde çoğalabilen retrovirüslerin bir alt sınıfı.

İngilizce Ecotope Türkçe anlamı, Ecotope eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ecotope ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Determinant : Hükmeden. Etkin olan. Belirleyici etken. Belirten. Etken. Bilgisayar, ekonomi, fizik, kimya, gramer alanlarında kullanılır. Belirleyici. Tayin eden. Dizey öğelerinin tersbakışımlı çarpımları olarak hesaplanan sözgelimi, dizey evriğinin varlığını sınamaya yarayan sayı. Determinant.

Heavy hydrogen : Ağır hidrojen. Döytoryum. Döteryum.

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Acacia : Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza. Akasya sakızı. Akasya. Salkım ağacı. Arap zamkı.

 

Antigen : Yad özdek. Organizmada kendisine karşı bağışık cevap oluşturan ve bu cevap sonucu ortaya çıkan antikor ve duyarlı hücre almaçlarıyla özgül olarak birleşme özelliği gösteren bakteri, zehir, yabancı protein vb. maddeler, immünojen. Bağışıklık cevabına sebep olan herhangi bir madde. immünojen. Genellikle protein yapısında olan, antikor veya t hücre reseptörlerine bağlanarak bağışık yanıtı oluşturan, bakteri, virüs, parazit ve bunların ürünleri gibi vücuda yabancı olan maddeler. Bağıştıran. Antikor üreten madde. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Antijen.

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Antigenic determinant : Vücut dokusuna zarar vermeden patojenleri tahrip eden herhangi bir kimyasal madde. Antijenik determinant. Antijen molekülü üzerinde bulunan, antikor veya duyarlı lenfosit üzerindeki özgün almaçlarla bağlanarak antikor veya lenfositin özgünlüğünü belirleyen bölge, determinant bölge, epitop, immünojen belirleyici. Antijen molekülü üzerinde bulunan, antikor veya duyarlı lenfosit üzerindeki özgün reseptörlerle bağlanarak antikor veya lenfositin özgünlüğünü belirleyen bölge, antijenik determinant, epitop. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. İmmünojen belirleyici.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Ecotope synonyms : aardwolf, situation, a cells, atom, abiotic environment, deuterium, site, abductor muscle, abacus bodies, a cell, radioisotope, abambulacral area, aardvarks, a site, aardvark.