Ecotype türkçesi Ecotype nedir

  • Ekolojik izolasyon sonucu bir türün popülasyonlarının farklı evrimsel etkiler altında farklılaşması sonucu oluşan ırkları, ekolojik ırk.
  • Ekolojik izolasyon sonucu bir türün farklı populasyonlarının farklı evrimsel etkiler altında farklılaşması sonucu oluşan ırkları. ekolojik ırk.
  • Ekotip.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • En küçük ekolojik sınıf.
  • Ekolojik ırk.

Ecotype ingilizcede ne demek, Ecotype nerede nasıl kullanılır?

Ecotypes : En küçük ekolojik sınıf. Ekotip.

Ecotypic : Ekotipik.

Ecoterrorist : Çevresel davalar uğruna terör gerçekleştiren kimse. Doğa teröristi. Çevre teröristi. Düşmanın doğal ortamına zarar verme amaçlı siyasi terör uygulayan kimse. Çevreye zararlı olduğuna inanılan faaliyetleri önlemek amacıyla tasarlanmış sabotaj gerçekleştiren terörist. Çevreci terörist. Ekoterörist.

Ecotone : Ekoton. Birbirinden farklı iki bitki birliği ve vejetasyon tipi arasındaki geçiş zonu. Birbirinden farklı iki yaşam ortamı arasındaki geçiş zonu.

Ecotope : Ekotop. Bir bölgedeki belli bir habitat.

Cecotropes : Dışkı yeme. Kaprofaji.

Caldecott medal : Caldecott ödülü olarak verilen madalya, bk. caldecott ödülü. Caldecott madalyası.

Ecotourism : Ekolojiye ve çevrenin korunmasına odaklı turizm endüstrisi (yağmur ormanlarına afrika çayırlıkların vs yolculuklar düzenlenerek). Doğa turizmi. Ekoturizm. Çevre turizmi.

 

Caldecott award : Amerika birleşik devletlerinde her yıl en iyi çocuk kitabı resimleyicisine verilen ödül. (ödül, xıx. yüzyıl ressamı ve kitap resimleyicisi randolp caldecott anısına bu adı taşımaktadır.). Caldecott ödülü.

Dovecot : Güvercinlik.

İngilizce Ecotype Türkçe anlamı, Ecotype eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ecotype ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Make up : Düzenlemek. Toplamak. Tamamlamak. Sallamak. Uyduruvermek. Oyuncuların rollerine uygun bir anlamda yüzlerini boyamaları, (bk. yüz boyama.). Telafi etmek. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Uydurmak. Barışmak.

Constitution : Kural. Kurma. Oluşum. Bünye. Oluşturma. Tüzük. Bileşim. Esas kanun. Yaradılış. Yapı.

Composition : Batkınlılar ile alacaklıları arasında yapılan sözleşme. Derleme. Yapıt. Tertip. Tasarım. Düzenleme. Sözlü-yazılı anlatım. Kişinin kişisel bilgi ve görgüleriyle yeteneklerini başkalarının bilgi ve görgüleriyle birleştirerek bir yapıt yaratması. Görünge kurallarına dayanılarak, varlıkları ve nesneleri uzayda en uygun biçimde yerleştirme yoluyla görüntüye derinlik kazandırma çabası. işlikteki ışık kaynaklarının, görünçlüğün gereklerine, oyuncuların ve alıcının devinimlerine göre yer, yön, yeğinlik bakımından hazırlanması. Bileştirme.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

Makeup : Tertip. Yapılış. Sayfa düzeni. Karakter. Mizanpaj. Yaradılış. Makyaj. Özyapı.

 

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Genetic constitution : Genetik yapı.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Ecotype synonyms : physical composition, ecotypes, a site, abiotic environment, abo blood groups system, a cells, a cell, abramis zone, acacia, abiotic factor, aardvark, aardwolf, a protein, genotype, aardvarks.