Makeup türkçesi Makeup nedir

Makeup ile ilgili cümleler

English: I like her sense of style. Her clothes and makeup always look good.
Turkish: Onun tarz anlayışını seviyorum. Kıyafetleriyle makyajı her zaman hoş.

English: Is it your food or your language or your genetic makeup that makes you more feminine?
Turkish: Senin gıdan ya da dilin veya genetik yapın seni daha kadınsı yapar mı?

English: Her thick makeup is disgusting.
Turkish: Onun koyu makyajı iğrençtir.

English: I don't wear makeup at all.
Turkish: Hiç makyaj yapmıyorum.

English: I have to dry my hair, put on makeup and get dressed.
Turkish: Saçımı kurulamak, makyaj yapmak ve giyinmek zorundayım.

Makeup ingilizcede ne demek, Makeup nerede nasıl kullanılır?

Makeup exam : Bütünleme sınavı.

Makeup man : Makyajcı. Makyajı gerçekleştiren kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Genetic makeup : Genetik yapı.

Without makeup : Makyajsız.

Makeups : Tertip. Makyaj. Sayfa düzeni. Mizanpaj. Özyapı. Karakter. Yapılış. Yaradılış.

Make good : Tazmin etmek. Yerine getirmek.

Make a backup : Yedeklemek.

Make tracks : Sıvışmak. Acele gitmek.

Make a bid for : (bir şeyi) kazanmaya çalışmak. Kazanmaya çalışmak. Elde etmeye çalışmak. Uğraş vermek. Çaba harcamak. Kazanmak için girişimde bulunmak. Teşebbüste bulunmak.

 

Make a big haul : Parayı götürmek. Vurgun yapmak. Parayı bulmak. Parayı indirmek. Haksız kazanç sağlamak. Malı götürmek.

İngilizce Makeup Türkçe anlamı, Makeup eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Makeup ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arrangement : Düzenleyim. Müzik düzenlemesi. Düzen. Aranjman (çiçek için). Aranjman. Nesneleri birbirine uyarlayarak oluşturulan düzen. Tanzim. Hazırlık. Düzenleme. Bir müzik parçasını yeni bir düzen içinde yeniden kurma, işleme.

Fibres : Fiber. Lifler. Lif. Besleme malzemesi. Lifin çoğulu. Kişilik. İplik. Tel. Elyaf. Lif malzemesi.

Mascara : Sürme. Maskara. Rimel. Rastık.

Contrivance : Cihaz. Hüner. Mekanizma. Tertibat. Düzenek. İcat yapmak. Aygıt. İcat. Buluş.

Dispensations : Dağıtma. Hariç tutma. Vazgeçme. Bölme. Dağıtım. Yazgı. İdare. Af. Kader.

Formation : Bir bileşiğin öğelerinden yapılması. Oluşum. Yapım. Oluşuk. Oluş. Şekil verme. Belli bir varlık kazanma, oluşma süreci. herhangi bir varlığın zamanla belli bir biçime ve yapı özelliğine kavuşması. kişinin belli bir eğitim sürecinde kazandığı niteliklerin tümüne verilen ad. Formasyon. Biçimlendirme. Biçimlenme.

Dispensation : Muafiyet. Takdiri ilahi. Dağıtım. Bölme. Dağıtma. Dönem (bir dinin etkili olduğu). İdare. Af. Genel kuralın dışına çıkabilme izni. Vazgeçme.

Geneses : Doğuş. Türüm. Kaynak. Hilkat. Oluş. Doğum. Menşe. İncil'in ilk kitabı. Kök.

Fiber : Fiber. Kişilik. Teltik. Telcik. Doku. Humma. Ham selüloz. Bağ dokusunda bulunan kollagen, elastik ve retiküler iplikler. lif. kas, sinir ve bağ dokusu gibi dokularda bant oluşturan uzun hücre ya da hücreler topluluğu. yünde ve saçtaki keratin gibi protein uzantılar. Sinir.

 

Make up : Uyduruvermek. Hazırlamak. İcat etmek. Uydurmak. Oyuncuların rollerine uygun bir anlamda yüzlerini boyamaları, (bk. yüz boyama.). Barışmak. Düzenlemek. Toplamak. Toparlamak.

Makeup synonyms : lip gloss, physical composition, lip rouge, natures, blusher, eyeshadow, complexion, kohl, constitution, formula, eyebrow pencil, internals, eyeliner, habiting, greasepaint, concoction, formating, pagesetup, facture, being, rouge, layout, contrivances, composition, toilet, characters, lipstick, format, blackface, character, getup, characters per inch, coordinations.

Makeup ingilizce tanımı, definition of Makeup

Makeup kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Often, the way in which an actor is dressed, painted, etc., in personating a character. The way in which the parts of anything are put together.