Editorializer türkçesi Editorializer nedir

  • Kişisel fikrini editoryal bir şekilde ifade eden kimse.
  • Haber naklederken yorum yapan.

Editorializer ingilizcede ne demek, Editorializer nerede nasıl kullanılır?

Editorializers : Kişisel fikrini editoryal bir şekilde ifade eden kimse. Haber naklederken yorum yapan.

Editorialize : Habere yorumlarını eklemek. Başyazı yazmak. Haber naklederken yorum yapmak.

Editorialized : Başyazı yazmak. Habere yorumlarını eklemek. Haber naklederken yorum yapılmış.

Editorializes : Başyazı yazmak. Haber naklederken yorum yapmak. Habere yorumlarını eklemek.

Editorialization : Kişisel fikrini editoryal bir şekilde ifade etme. Haber naklederken yorum yapma.

Editorial board : Editörler grubu. Yazı kurulu. Yayın kurulu.

Editorialist : Editoryal yazılar yazan gazeteci. Editörlerin veya yayımcıların fikrini sunan makaleler yazan kimse. Editoryal yazılar yazan kimse.

Editorial newsroom : Haber bölümü. Haber işliğinin, haber izlencesi metnini hazırlamakla görevli bölümü. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Editorial department : Yazı işleri.

Editorializing : Habere yorumlarını eklemek. Başyazı yazmak. Haber naklederken yorum yapmak.

İngilizce Editorializer Türkçe anlamı, Editorializer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Editorializer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Editorialize : Habere yorumlarını eklemek. Başyazı yazmak. Haber naklederken yorum yapmak.

Editorialise : Haber naklederken yorum yapmak. (britanya ingilizcesi) kişisel fikrini editoryal bir şekilde ifade etmek (editorialize olarak da yazılır).

Opine : Fikir yürütmek. Varsaymak. Düşünmek. Farzetmek. Görüş belirtmek. Dile getirmek. Belirtmek. Fikrini söylemek. Düşüncelerini belirtmek.

Animadvert : Tenkit. Eleştiri yapmak. Eleştirmek. Eleştiri. Tenkit etmek. Kınama. Çekiştirmek. Sitem.

Sound off : Çalmaya başlamak (müzisyenler). Bağırmak. Şikayet etmek (halinden). (sürekli) şikayet etmek. Ötmek. İleri geri konuşmak. Hazırlık borusu çal! komutu. Atıp tutmak.

Speak out : Sesli konuşmak. Konuşmak. Serbestçe konuşmak. Sesini yükselterek konuşmak. Daha yüksek sesle konuşmak. Ne düşündüğünü açıkça söylemek. Açıkça söylemek. Dile getirmek.

Speak up : Serbestçe konuşmak. Açıkça konuşmak. (bir görüş ile ilgili) seslerini yükseltmek. Çekinmeden konuşmak. Ne düşündüğünü açıkça söylemek. Sesli söylemek. Sesini yükseltmek. Yüksek sesle konuşmak. Konuşmak. Çekinmeden açıkça söylemek.