Effectuating türkçesi Effectuating nedir

Effectuating ingilizcede ne demek, Effectuating nerede nasıl kullanılır?

Effectuation : Uygulama. Gerçekleşme. Tamamlama. Başarma. Yerine gelme. Yürütme. İcra etme. Gerçekleştirme. İcra. Yerine getirme.

Effectuate : Gerçekleştirmek. İcra etmek. Tahakkuk ettirmek. Meydana getirmek. Oluşturmak. Başarmak.

Effectuated : Gerçekleştirmek. Meydana getirmek. Oluşturmak. Yürürlüğe giren.

Effectuates : Meydana getirmek. Tahakkuk ettirmek. Başarmak. Oluşturmak. Gerçekleştirmek.

Effectual : İstenilen sonucu veren. Etkileyici. İstenen sonucu veren. Müessir. Geçerli. Etkin. Yeterli. Tesirli. Etkili.

Ineffectually : Etkisiz bir halde. Ehliyetsiz bir şekilde. Beceriksiz bir şekilde. Verimsiz olarak. Yetisiz bir şekilde. Üretici olmayan bir şekilde. Beceriksizce. Meyve vermeyen bir şekilde. Güçsüz bir şekilde. Etkili olmayan bir şekilde.

Ineffectualness : Güçsüzlük. Başarısızlık. Etkisizlik. Tesirsizlik. Acizlik.

Ineffectual : Verimsiz. Boş. Beceriksiz (yönetici veya işçi vb). Etkisiz. Zayıf. Güçsüz. Beceriksiz. Etkili olmayan. Nafile. Başarısız.

Ineffectuality : Etkisizlik.

Effectuality : Uygunluk. Yeterlilik. Kullanışlılık. Etkinlik. Tesirlilik. Etkililik. İşlevsellik. Fonksiyonellik. Yararlılık.

 

İngilizce Effectuating Türkçe anlamı, Effectuating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Effectuating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Affection : Yakınlık. Düşkünlük. Alaka. Eğilim. Sevgi. Muhabbet. Şefkat. Hastalık. Duygulanım.

Effect : Sonuçlandırmak. Efekt. Etki. Tesir. Etkisi olmak. Ulaşmak. Başarmak. Bir bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız değişken tarafından belirlenen ya da bağımlı konumda olan etken. bk. neden. Yığın iletişiminde kaynaktan çeşitli araçlarla aktarılan iletilerin okur, izleyici, dinleyici gibi alımcılar üzerindeki etkileyici sonucu.

Generating : Tevlit eden. Doğan. Kaynaklanan. Meydan veren. Yaratan. Üreten. Üretici. Üretim. Üretmek.

Achieved : Erişmek. Ulaşmak. Başarmak. Kazanmak. Elde etmek. Erişilen.

Created : Neden olmak. Yapmak. Yaratılmış. Yetki vermek. Yaratılan. Yaratmak. Atamak. Oluşturma tarihi. Yaratılma.

Invocation : Yalvarma. Niyaz. Başlatma. Münacat. Yakarma. Zikir. Yürütme. Dua.

Counterrecoil : Yerine gelme.

Carry through : Tamamlamak. Yüreklendirerek desteklemek. Sonuca ulaştırmak. Üstesinden gelmek. Bitirmek. Yerine getirmek. Başarmak.

Actualize : Yaşama geçirmek. Tahakkuk ettirmek. Hayata geçirmek. Gerçekleşmesini sağlamak. Hayata sokmak. Yaşama sokmak. Gerçeğe dönüştürmek. Gerçekleşmek.

Act : Etki. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi. Rol yapmak. Oynamak (rol). Edim. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak. Bölüm. Numarası yapmak. -e etkimek. Yasa.

 

Effectuating synonyms : motorisation, human action, human activity, bring into being, coaction, breeding, actualizing, implementation, exercising, execution, construct, productions, agency, affecting, carry out, actualise, production, way, creates, impact, biasing, applying, bearing fruit, build up, acquittal, instrumentation, creating, administration, actualizes, deed, build, practice, fabrication.