Elderly türkçesi Elderly nedir
- İhtiyar.
- Yaşlı.
- Geçkin.
- Oldukça yaşlı.
- Yaşını başını almış.
- İleri yaşlı.
- Yaşça büyük.
- Ununu elemiş eleğini duvara asmış.
- Yaşlıca.
Elderly ile ilgili cümleler
English: He was a short, elderly man with thick glasses.
Turkish: O , kısa, yaşlı, kalın gözlüklü bir adamdı.
English: In America elderly people are not given the same degree of respect they receive in many other countries.
Turkish: Amerika'daki yaşlı insanlara diğer birçok ülkede aldıkları saygı aynı derecede verilmez.
English: Ali gave his seat to an elderly lady.
Turkish: Ali yaşlı bir bayana koltuğunu verdi.
English: In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life.
Turkish: Ayrıca yaşlıların birbiriyle kaynaşabilmeleri ve Amerikan yaşamında aktif katılımcılar olarak kalabilmeleri için çok sayıda gruplar kurulmuştur.
English: Mrs. Smith is an elderly lady.
Turkish: Bayan Smith yaşlı bir hanımdır.
Elderly ingilizcede ne demek, Elderly nerede nasıl kullanılır?
Elderliness : Yaşlı olma durumu. Daha yaşlı olma durumu. Yaşlılık. Çok yaşlı olma.
Elder berry : Mürver.
Elder brother : Ağabey. Büyük kardeş.
Elder sister : Abla. Büyük bacı. Bacı.
The elder brother : Ağabey. En büyük oğul. En büyük kardeş. Kardeşlerin en yaşlısı.
Elders and betters : Yaşlı ve daha tecrübeli olan kimseler. Yaşlı ve deneyimliler.
Cato the elder : Romalı bir devlet adamı ve meşhur bir asker. Marcus porcius cato. Roma'nın tarihini ilk yazan yazar. İhtiyar cato. Cato the censor (denetçi cato) (iö 234 - iö 149).
Brickfielder : Brıckfıelder.
Elder : Yaşlı kimse. İtibarlı kişi. Kıdemli kimse. Ata. Mürver ağacı. Yaşlı. Kıdemli. (yaşça) büyük. Yaşça büyük kimse. Mürver.
Eldership : Daha ileride olma. Daha yaşlı olma. Eski olma. Yaşça daha büyük olma. Kıdemli olma. Kıdemlilik.
İngilizce Elderly Türkçe anlamı, Elderly eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Elderly ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Doddered : Bunamış. Dalları kırılmış (ağaç).
Past : Dilb.geçmiş. Dün. Bir kimsenin geçmişi. Geçen. Geçmiş. -sız. Bitmiş. Olmuş. Ötesinde. Yanından geçerek.
Oldish : Eskice. Oldukça eski.
Hoar : Ak. Ağarmış. Eskilik. Ak saçlı. Yaşlı ve saygın. Kır. Bembeyaz. Yaşlı başlı. Beyaz.
Overripe : Geçik. Aşırı olgun. Fazla olgun.
Old man : Koca. Patron. Baba. Babalık. Deniz pelin. Apsent. Kaptan. İhtiyar adam. Yaşlı adam. Bulvar oyunlarında yaşlı adam ya da baba rolü.
Older : Eski. Büyük. Daha eskiler. Daha yaşlı. Daha eski.
Freewill : Elindelik. Kendiliğinden yapılan. Özgür irade. Hür irade. Gönüllü.
Advanced in years : Yaşı biraz geçkince. Görmüş geçirmiş. Yaşlı veya yaşlanmış. Çok bilgili. Yaşayıp görmüş.
Age bracket : Yaş dilimi. Yaklaşık olarak aynı yaşta olan insanlar grubu. Yaş grubu.
Elderly synonyms : geriatric, antiquated, over the hill, old, of a certain age, oldster, anile, older man, ripely, old timer, in years, oldie, oldies, freedom, age group, gone, senior, long in the tooth, old woman, elder, faded, geezer, cohort, aged, overage, gaffers, gerry, passe, gaffer.
Elderly zıt anlamlı kelimeler, Elderly kelime anlamı
Young : Genç. Yeni. Yavru. (hayvan) yavru. Taze. Hayvan yavrusu. Gençlik. Döl. Gençler. Küçük.
Elderly ingilizce tanımı, definition of Elderly
Elderly kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, elderly people. Advanced beyond middle age. Somewhat old. Bordering on old age.

Bu kısımda Elderly kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Elderly ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Elderly anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Elderly ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.