Elders türkçesi Elders nedir

Elders ile ilgili cümleler

English: Children often try to imitate their elders.
Turkish: Çocuklar çoğu zaman büyüklerini taklit etmeye çalışırlar.

English: My parents taught me to show respect to my elders.
Turkish: Ebeveynlerim bana büyüklerime saygı göstermeyi öğretti.

English: I was taught to respect my elders.
Turkish: Büyüklerime saygılı olmam öğretildi.

English: Children should obey their elders, mind you.
Turkish: Dinle bak, çocuklar büyüklerine itaat etmelidir.

English: Ali respects his elders.
Turkish: Ali büyüklerine saygı gösterir.

Elders ingilizcede ne demek, Elders nerede nasıl kullanılır?

Elders and betters : Yaşlı ve daha tecrübeli olan kimseler. Yaşlı ve deneyimliler.

Eldership : Eski olma. Yaşça daha büyük olma. Daha ileride olma. Kıdemli olma. Kıdemlilik. Daha yaşlı olma.

Fielders : Meydancı (kriket). Meydancı kriket. Dış meydanı oyuncusu.

Infielders : Orta saha oyuncusu (beyzbol).

Midfielders : Orta saha oyuncusu.

Wielders : Kontrol eden. Etkili denetimci. Hükümdar. Yöneten. Sallayan kimse. Kontrolcü (güç, otorite vs). Etkili kullanıcı (araçlar, silahlar vs). Sağa sola sallayan kimse. Savuran kimse.

Outfielders : Dış saha oyuncusu.

Welders : Kaynakçı. Kaynak makinesi.

 

Shielders : Savunucu. Koruyucu. Koruyan. Koruyan kimse.

Elder sister : Büyük bacı. Abla. Bacı.

İngilizce Elders Türkçe anlamı, Elders eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Elders ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The old : İhtiyarlar. Eskiler.

Body : Yığın. Beden. Heyet. Birlik. Hacim. Büyük kısım. Cüsse. Vücut. Kuruluş. Cisim.

Older : Büyük. Daha eski. Daha yaşlı. Eski. Daha eskiler.

Senior citizens : Kıdemli yurttaşlar veya vatandaşlar. İhtiyarlar.

Senior : Üst düzey. Kıdemli kişi. Üst. Kıdemli kimse. Daha yaşlı. Daha yaşlı olan kişi. Son sınıfa ilişkin. Kıdemli. Son sınıfa ait. Yaşça büyük olan kimse.

Supreme headquarters : En önemli karargah. Üst komuta. Başkomutanlık karargahı.

The powers that be : Başta olanlar. Yönetenler. Baştakiler. Kodamanlar.

High command : Üst komuta. Baş kumandanlık. Bir askeri veya başkaca bir otoritenin üst komutası.

Leadership : Önde gelenler. Reislik. Başkanlık. Öncülük. Liderlik. Önderlik. Bir toplumsal kümede üyelerce gönüllü olarak izlenen bir kişinin ünü, gücü ya da toplumsal yeri dolayısıyla öncülük etmesi, toplumsal davranış başlatabilmesi, başkalarının çabalarını yönetmesi, örgütlemesi, denetlemesi durumu ya da süreci. Lidere yakışan vasıflar. Liderler.

Old : Kart. Eski zamanlar. İhtiyarlamak. ...yaşında. Büyük. Eski. Deneyimli. Köhne. Önceki. Pişkin.

Elders synonyms : aged, the greats, rome.

Elders zıt anlamlı kelimeler, Elders kelime anlamı

Young : Genç. Yavru. Taze. Gençler. Hayvan yavrusu. Yeni. (hayvan) yavru. Döl. Küçük. Gençlik.