Senior türkçesi Senior nedir

  • Kıdemli kişi.
  • Kıdemli kimse.
  • Baba.
  • Yaşça büyük kimse.
  • Kıdemli.
  • Daha yaşlı olan kişi.
  • Üst düzey.
  • Daha yaşlı.
  • Yaşça büyük olan kimse.
  • Son sınıfa ilişkin.
  • Yaşça büyük.
  • Son sınıf öğrencisi.
  • Son sınıfa ait.
  • Yaşlı.
  • Son sınıfla ilgili.
  • Üst.
  • Yaşça daha büyük.

Senior ile ilgili cümleler

English: His face reminded me of one of my friends in my senior high school days.
Turkish: Onun yüzü bana lise günlerimdeki arkadaşlarımdan birini hatırlatıyor.

English: Ali is two years senior to me.
Turkish: Ali benden iki yıl kıdemlidir.

English: I am a senior at Hyogo University.
Turkish: Hyogo Üniversitesinde son sınıf öğrencisiyim.

English: I got expelled from school during my senior year.
Turkish: Son sınıf boyunca okuldan atıldım.

English: He is now a senior at Harvard.
Turkish: O, Harvard'da son sınıf öğrencisi.

Senior ingilizcede ne demek, Senior nerede nasıl kullanılır?

Senior citizen : Kıdemli yurttaş. Yaşlı kimse. İhtiyar ya da emekli kimse. Kıdemli vatandaş. Yaşlı.

Senior citizen center : Yaşlı insanlar için çeşitli aktiviteler sunulan yer. Yaşlılar merkezi.

Senior citizen discount : Yaşlılar için indirim.

Senior citizens : İhtiyarlar. Yaşlılar. Kıdemli yurttaşlar veya vatandaşlar.

Senior citizens residence : Yaşlılar için ev. Yaşlanmışların ikamet ettiği ev. Huzurevi.

 

Senior common room : Öğretmenler odası.

Senior editor : Kıdemli editör. Tecrübeli ve yetkili editör. Baş editörlerden biri.

Senior employee : Yüksek rütbeli işçi. En üst basamaktaki işçi. Kıdemli çalışan. Kıdemli memur veya çalışan.

Senior high school : Lise. On bir ve on ikinci sınıfların karşılığı olan okul. On.

Senior equity : Şirket çöktüğünde veya iflas ettiğinde sıradan hisse sahiplerinden önce ödemelerini alan tercihli hisse sahiplerinin ünvanı veya lakabı. (ekonomi) imtiyazlı eşitlik.

İngilizce Senior Türkçe anlamı, Senior eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Senior ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abba : Peder. Georgia eyaletinde şehir. Sarma uyak. Tanrı'nın adı (yeni ahit kullanımı). Hıristiyan piskoposunun unvanı (suriye, mısır ve etiyopya'da kullanılır). Baba (ibranice).

Premier : Birinci. Yeni bir tiyatro oyununun ilk temsili. Baştaki. İlk oynanım. Baş. Prömiyer. Asıl. Bir oyunun seyirci önünde ilk oynanışı.

Ranking : Sıraya koymak. Dizmek. Başarı sırası. En yüksek mevkide veya makamda olan. Yer vermek. Dereceye girenler. Sayılmak. Sıralam. Yüksek rütbeli olmak. Saymak.

Superiors : Üstün kimse. Başrahip. Üst rütbedeki komuta kademesi. Üstler. Amirler.

Above : Yukarıda. Yukarı. Çok. Yukarıdaki. Fazla. Artık. Bir şeyin üstünde.

Haute : Şık. Yüksek sınıf. Yüksek. Yüksek düzey. Modaya uygun. (fransızca) yüksek düzey.

Older than : -den daha yaşlı. Daha eksi.

Gerry : New york eyaletinde yerleşim yeri. Yaşlı kimse. Bunak. (avustralya argosu) yaşlı insan. İhtiyar kişi.

 

Longtime : Uzun süreli. Uzun vadeli.

Elder : Yaşlı kimse. Mürver ağacı. Ata. (yaşça) büyük. İtibarlı kişi. Mürver.

Senior synonyms : higher ranking, higher status, higher rank, sr., elderly, geriatric, begetters, premiers, paramount, seniority, antiquated, advanced in years, superordinate, seniors, older, in years, nestors, powers, doddered, nestor, anile, parent, clothing, poshest, precedential, highup, old timer, dads, senior student, undergrad, bollard, bollards, daddy.

Senior zıt anlamlı kelimeler, Senior kelime anlamı

Young : Hayvan yavrusu. Yeni. Yavru. Gençlik. Genç. Küçük. Taze. Döl. Gençler. (hayvan) yavru.

Junior : Çocuk. Küçük kimse. İki kişiden küçük olanı. Genç. Yaşça küçük. Lise veya üniversitede sondan bir önceki sınıf öğrencisi. Mevki veya kıdemce küçük olan kimse. Küçük. Daha genç. Babasıyla aynı adı taşıyan kimsenin adına eklenir.

First : Birincilik. Önce. Önde gelen. Birinci. Başta. İlkönce. İlk. Öncelikle. İlk olarak. Başlangıç.

Senior ingilizce tanımı, definition of Senior

Senior kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Senior counsel. Elder. Prior in age. As, senior member. One more advanced in life. Superior. Hence, more advanced in dignity, rank, or office. More advanced than another in age. A person who is older than another.