Electrified türkçesi Electrified nedir

  • Elektrikle çalışıtırılmış.
  • Elektriklendirilmiş.
  • Heyecanlanmış.
  • Elektrikli yapılmış.
  • Elektriklenmiş.

Electrified ingilizcede ne demek, Electrified nerede nasıl kullanılır?

Electrifier : Şok veren veya sarsan kimse veya şey. Elektrikleyici. Elektrikleyen kimse veya şey. Elektrikleyen şey.

Electrifiers : Elektrikleyici. Elektrikleyen kimse veya şey. Şok veren veya sarsan kimse veya şey. Elektrikleyen şey.

Electrifies : Elektriklenme. Elektriğe dönüştürmek. Elektrik vermek. Heyecan vermek. Elektrikle doldurmak veya şarj etmek. Cereyan verme. Elektriklendirmek. Elektrik tatbik etme. Heyecanlandırmak. Elektriklemek.

Electrification : Elektrifikasyon. Elektriklendirme. Eksicik katarak ya da eksicik alarak, bir nesnenin yük dengesini bozma. elektrikle ya da elektriksel düzeneklerle donatım. Çıngılama. Çıngılanma. Kıvıllandırma. Elektrik verme. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Elektriklenme. Artı, eksi yükler sağlayarak kıvıl alanlar yaratma.

Electrify : Heyecanlandırmak. Elektriklenme. Heyecan vermek. Cereyan verme. Camın kumaşa sürtünmesi olayındaki gibi kıvıl yük kazandırmak. Elektriklendirmek. Çıngılandırmak. Elektrik tatbik etme. Elektriklemek. Elektriğe dönüştürmek.

Electric : Çıngıyla ilgili. Çıngılık. Çıngılı. Çok heyecanlı.

 

Electric acoustic guitar : Üzerinde bulunan önyükselteç ve dişi fiş sayesinde sesi sinyale dönüştürüp süzerek bağlı olduğu hoparlöre iletebilen akustik gitar türü. Elektro akustik gitar.

Electric appliance : Elektrikli cihaz. Elektrikli eşya. Elektrikle çalışan makine. Elektrikli alet.

Electric blanket : Elektrikli battaniye. Çıngılı battaniye.

Electrifying : Heyecanlandırıcı.

İngilizce Electrified Türkçe anlamı, Electrified eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electrified ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flurried : Telaşlı.

Working up : Azdırmak. Hazırlamak. Duygularını giderek doruğa çıkarmak. İlerletmek. Geliştirmek. Körüklemek. Hedeflemek. Getirmek. Planlamak. Sokmak.

Worked up : Endişeli. Telaşlı. Öfkelenmiş.

Excited : Heyecanlı. Uyarık. Telaşlı. Coşkulu. Hararetli. Uyarılmış. Eksite. Heyecanlandırılan.

Thrilled : Heyecanlandırmak. Titremek. Etkilemek. Heyecanlı. Heyecanlanmak.

Agog : Sabırsız. İstekli. Şevkli. Can atan. Ümitli. Coşmuş. Heyecanlı. Heyecanla. Hevesli. Arzulu.