Embargoes türkçesi Embargoes nedir

  • [#yasak Yasaklama].
  • Ambargo.
  • Ticareti kısıtlama.

Embargoes ingilizcede ne demek, Embargoes nerede nasıl kullanılır?

Embargoed : Yasaklanmış. El koyulmuş. Yasaklamak. Ambargo koymak. El koymak. Ambargo edilmiş.

Embargo on imports : İthal malları kısıtlama.

Lay an embargo on : Ambargo uygulamak. Ambargo koymak.

Apply an embargo : Ambargo koymak.

Arms embargo : Silah ambargosu.

Embargo : Devletçe yabancı gemilerin kendi barınaklarına girip çıkmalarını yasaklama. devletçe, yabancılara ilişkin tecim işleri üzerinde yapılan yasaklama. İktisat, ekonomi, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Müsadere etmek. El koymak. Ambargo. Kadağan. Kadağan etmek. Ticareti kısıtlama. Ambargo koymak. Askeri, siyasi ve iktisadi nedenlerle belirli malların iç veya dış ticarette serbestçe alım, satım ve taşınmasını engellemek için alınan önlem.

Export embargo : İhracat ambargosu.

Embargoing : Ambargo koymak. Yasaklamak. Ambargo etmek. El koymak.

Embarcation : Gemiye binme. Yükleme. Gemiye bindirme.

Economic embargo : Ekonomik ambargo.

İngilizce Embargoes Türkçe anlamı, Embargoes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Embargoes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crackdown : Engelleme. Kısıtlama. Baskı. Sıkı önlem.

 

Trade stoppage : Ticaret stopajı. Ticari ambargo.

Interdict : Yasaklamak. Yasak. Önlemek. Mahcur. Kadağa koymak. Men etmek. Yasak etmek. Yasaklama emri. Yasak etme. Yasaklama kararı.

Interdictions : Engelleme. Yasak. Mani olmak. Kısıt. Kısıtlama. Hacir altına alma. Bağlantısını kesme. Hacir.

Interdicts : Yasak etmek. Mahcur. Yasaklamak. Hacir altına almak. Yasaklama emri. Yasaklama kararı. Yasak. Menetmek. Men etmek.

Interdicting : Mahcur. Hacir altına almak. Yasaklama kararı. Yasak. Yasaklamak. Yasak etmek. Yasaklama emri. Men etmek. Menetmek.

Censor : Sansür uygulamak. Denetleyici. Herhangi bir tiyatro yapıtını, öndenetim ya da sıkıdenetim tarafından yasaklamak. Ön denetim. Eleştirici. Yasaklamak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Denetçi. Denetleme işini gerçekleştirmek. Mektup ve yazışmaları okuyan görevli (ordu, okul vb'de).

Trade barrier : Dış ticaret engeli. Ticaret engeli. Ticari engel.

Embargo : Kısıtlama. Yasaklamak. Devletçe yabancı gemilerin kendi barınaklarına girip çıkmalarını yasaklama. devletçe, yabancılara ilişkin tecim işleri üzerinde yapılan yasaklama. Müsadere. Kadağan etmek. Müsadere etmek. Askeri, siyasi ve iktisadi nedenlerle belirli malların iç veya dış ticarette serbestçe alım, satım ve taşınmasını engellemek için alınan önlem.

Embargoes synonyms : import barrier, imbargo, banning, trade embargo, ban, enjoinder, forbidding, forbiddance, economic boycott, enjoining, crackdowns, interdiction, inhibition, enjoinders.