Crackdown türkçesi Crackdown nedir

Crackdown ingilizcede ne demek, Crackdown nerede nasıl kullanılır?

Crackdowns : Baskı. Kısıtlama. Yasaklama. Sıkı önlem. Engelleme.

Crack a bottle : Yeni bir şişe açmak. Özel bir durumun şerefine şampanya patlatmak.

Crack a crib : Soyup soğana çevirmek.

Crack a joke : Şaka yapmak. Takılmak. Güldürücü öykü anlatmak. Espri patlatmak. Espri yapmak. Fıkra patlatmak.

Crack a smile : Tebessüm etmek.

Crack open a bottle : (kutlama amacıyla) bir şişe açmak.

Crack detector : Çatlak algılayıcı. Çatlak detektörü. Çatlak bulucu.

Crack of doom : Kıyamet günü. Mahşer günü. Kıyamet kopması.

Crack due to expansion : Genişlemenin yol açtığı çatlak.

Crack down : (yolsuzlukların) üzerine gitmek. Sıkı önlemler almak. Sıkı önlem almak. Acımasızlaşmak. Sert önlemler almak. Daha katı olmak. Aşırı önlem almak. Sıkıştırmak. Göz açtırmamak. Aman vermemek.

İngilizce Crackdown Türkçe anlamı, Crackdown eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crackdown ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Compulsion : Öznel zorlama. Zor. Güç kullanma. Mecburiyet. Yükümlülük. İcbar. Tutku. Zorunluluk.

Enjoinder : Sıkı uyarı. Yasak. Yasak etme. Buyruk. Emir. Sıkı emir. Emir verme. Taraflardan birine belirli bir davranışta bulunmamasını emreden karar.

 

Detentions : Tutma. Tutuklama. Evci çıkarmama cezası. Gecikme. Tevkif. Tutukluluk. Alıkonma. Gözaltına alma. Engellenme.

Inhibition : Gelişmenin engellenmesi. çeşitli inhibitörlerin enzim-substrat kompleksinin oluşmasını etkileyerek enzim faaliyetine engel olması sonucu reaksiyon hızının azalması veya tamamen yok olması. Bir içtepi, istek ya da davranışın içten ya da dıştan gelen bir gücün etkisiyle ya bilinçli ya da bilinçsiz olarak açığa vurulmaması, engellenmesi durumu. Bir faaliyeti ya da olayı kontrol etme ya da durdurma. inhibisyon. Tutma. Biyoloji, eğitim, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir fiziksel ya da kimyasal olayın yürümesini engelleme ya da durdurma. Tutukluluk. Bir işlevin veya etkinliğin önlenmesi, durdurulması. kimyasal reaksiyonun yavaşlatılması veya durdurulması, kimyasal tepkimenin önlenmesi. Yasak. Utangaçlık.

Forbiddance : Yasak. Yasaklanma.

Enjoining : Hareket tarzını tayin etme. Bir kuruma haksız bir uygulamayı durdurması için verilen emir. İstemek. Menetmek. Yasaklamak. Haksız uygulamayı durdurma emri. Emretmek. Emretme. Empoze etmek.

Duresse : Gözdağı. Tehdit. Zorlama.

Interdicting : Menetmek. Yasak. Mahcur. Yasaklama emri. Yasak etmek. Hacir altına almak. Men etmek. Yasaklama kararı. Yasaklamak.

Forestallment : Zorla durdurma. Önlem. Umma. Önceden hareket etme. Önüne geçme. Önceden harekete geçme. Bekleme. Önleyici tedbir. Pusu kurma.

Blocking up : Dolma. Tıkama. Kapama. Kapatma. Önleme. Tıkanma. Köstekleme.

Crackdown synonyms : disappointment, coaction, suppression, inhibitions, duresses, quelling, constrainment, embargoes, coercion, constrictions, editions, banning, constraints, coercions, frustration, bodycheck, duress, detainment, circumscribing, blocking, crushing, depriving, embargo, crackdowns, compulsions, interdicts, forbidding, interdictions, stifling, disappointments, constriction, astriction, body check.