Embarring türkçesi Embarring nedir
- Yasaklama emriyle ket vurma.
- Demirlerle çevreleme.
- Demirlerin içine hapsetme.
- Yasaklamayla engelleme.
- Durdurma.
Embarring ingilizcede ne demek, Embarring nerede nasıl kullanılır?
Embarrass : Utandırmak. Bozmak. Bozum etmek. Sıkıntıya sokmak. Para sıkıntısına düşürmek. Engellemek. Şaşırtmak. Sıkıntı vermek. Mahcup etmek. Sıkmak.
Embarrass de richesse : Şaşırtıcı fazlalık.
Embarrassed : Sıkılgan. Utangaç. Utanmış. Mahcup. Mahçup. Gırtlağına kadar borca batmış. Çekingen. Eli darda. Para sıkıntısı içinde olan.
Embarrassed him : Onu bozdu. Onun yüzünü kızarttı. Onu mahcup etti. Onu utandırdı.
Embarrassedly : Engellenmiş şekilde. Morartılmışcasına. Sıkılmışcasına. Yüzü kızararak. Bozum edilmiş şekilde. Mahcup olarak. Bozulmuş bir şekilde. Utanarak. Bozulmuş şekilde. Utanç içinde.
Embarrassing : Huzursuz edici. Utandırıcı. Zor duruma sokan. Mahçup edici. Can sıkıcı. Mahcup edici. Yüz kızartıcı.
Embarrassing question : Yanıtlayıcıdan kişisel ve özel yaşamına ilişkin ya da çoğunlukça benimsenmiş kanılara aykırı konularda bilgi isterken uygun dile getirilmediği için yanlılığa yol açan soru. Tedirgin edici soru.
Embarrassment : Utanç duygusu. Utanma. Mahcubiyet. Bozuntu. Mahcup olma. Sıkıntı. Şaşkınlık. Utanç duyma. Para sıkıntısı. Bozum.
Embarrassingly : Utandırıcı bir şekilde.
Be embarrassed : Mahcup edilmek. Utanmak. Mahcup olmak. Mahcup kalmak. Bozulmak. Bozum olmak. Morarmak.
İngilizce Embarring Türkçe anlamı, Embarring eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Embarring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Interruption : Sekte. İnkıta. Ara. Durgu. Sözünü kesme. Yarıda kesme. Kesilme. Kesinti.
Halting : Tevkif. Tereddütlü. Tereddüdlü. Ara ara konuşan. Kararsız. Topallayan. Aksak. Aksayan. Duraksamalı. Duraksayan.
Intercepting : Alıkoymak. Tutmak. Engel olmak. Önlemek. Durdurmak. Yolunu kesmek. Yakalamak.
Blackball : Aleyhinde oy kullanmak. Muhalif oy. Karşı oy kullanmak. Oybirliği ile atmak. Muhalif oy vermek.
Exclusion : İhraç etme. Hariç tutma. Dahil etmeme. Dışlama. Çıkarma. Hariç bırakma. Kovma. Dışında bırakma. Kabul etmeme. Tart.
Abeyance : Muallakta olma. Meri olmama. Lağvedilme. Tehire salınma. Sürünceme. Sahipsizlik. Askıda olma. Münhal veya muallak olma durumu. Kullanılmama.
Estoppage : Kendi eylemi ile hakkını iptal etme.
Expulsion : İhraç edilme. Kovma. Çıkarılma. Atılma. Tart. İhraç etme. Tart etme. Çok ağır bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin hiçbir okula devamına olanak bırakmayacak biçimde okuldan uzaklaştırılması. Kovulma.
Cutting off : Ayırma. Başını kesme. Kesme. Ampütasyon. Bağlantısızlık. Kesip düşürme. Kesilme.
Jewellery : Cevahir. Mücevher. Bijuteri. Takı. Mücevherat. Ziynet eşyaları. Kuyum. Ziynet eşyası. Kuyumculuk.
Embarring synonyms : drop earring, pendant earring, jewelry, interceptions, interruptions, holdup, disconnected, holdups, retention, oppilation, interception, ejection, eardrop, riddance, abeyances.

Bu kısımda Embarring kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Embarring ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Embarring anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Embarring ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.