Estoppage türkçesi Estoppage nedir
- Kendi eylemi ile hakkını iptal etme.
- Durdurma.
Estoppage ingilizcede ne demek, Estoppage nerede nasıl kullanılır?
Estopped : Mani olunmuş. Menetmek. Kendi eylemi vasıtasıyla hakkı iskat ve iptal edilmiş. Menedilmiş. Önlemek. Engel olmak.
Estoppel : Yapılan beyanın sonradan değiştirilmesinin yasaklanması. Önceden yapılan beyanın değiştirilmesinin yasaklanması. İtiraz hakkının düşmesi. Önceki beyanlarına aykırı tutum yasağı. Önceki ifadenin savunmayı engellemesi. Şahsa bağlı oluşan hukuki engel.
Estoppel by cause of action : Aynı suçu birden fazla gerçekleştirmeye çalışmayı yasaklama (hukuk terimi).
Estoppel by record : Daha önceden görülmüş bir davanın tekrar görülmesinin yasaklanması (hukuk terimi). Kesinleşmiş bir kararda bir şahsın aleyhindeki olayların o şahıs tarafından inkar edilememesi.
Estoppel by res judicata : Zaten bir hükme varıldığı için bir olayla ilgili davanın yenilenmesinin yasaklanması (hukuk terimi).
Estoppels : Yapılan beyanın sonradan değiştirilmesinin yasaklanması. Önceki ifadenin savunmayı engellemesi. Şahsa bağlı oluşan hukuki engel. İtiraz hakkının düşmesi. Önceki beyanlarına aykırı tutum yasağı. Önceden yapılan beyanın değiştirilmesinin yasaklanması.
Estopping : Kendi eylemi vasıtasıyla hakkını iskat ve iptal etme. Önlemek. Menetmek. Engel olmak.
Estops : Hakkı durdurmak. Engel olmak. Mani olmak. Durdurmak. Men etmek. Kendi eliyle hakkını durdurma. Önlemek. Menetmek.
Whistlestop : Seçim gezisi. Küçük istasyon. Küçük kasaba. Trenin işaretle durduğu küçük kasaba.
Estop : Mani olmak. Men etmek. Hakkı durdurmak. Durdurmak. Kendi eliyle hakkını durdurma. Menetmek. Önlemek. Engel olmak.
İngilizce Estoppage Türkçe anlamı, Estoppage eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Estoppage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Holdup : Silahla soygun. Bir kimseyi zorla durdurma ve soyma. Silahlı soygun. Tıkanıklık. Kıpırdama bu bir soygundur. Gecikme. Engel. Tutma. Soygun.
Retention : Hafıza. Alıkoyma. Duraklama aşaması. Tutulma (ısı veya su vb). Muhafaza. Sızdırmama (sıvıyı). Retansiyon. Unutmama. Tutma. Bir sesin boğumlanması sırasında, hazırlık aşaması ile çözülme aşaması arasında kalan ve boğumlanmayı gerçekleştiren aşama.
Inactiveness : Etkin olmama durumu. Halihazırda kullanılmama durumu. Durgunluk. Ağrı bir şekilde hareket etme durumu. Durağanlık. Hareketsizlik. Tembellik. Pasiflik. Aktif olmama durumu.
Interceptions : Tutma. Yakalama. Dinleme. Kesme. Ele geçirme. Önleme. Yolunu kesme. Engelleme. Alıkoyma.
Halt : Topallamak. Tereddüd etmek. Kesmek. Duraksamak. Durmak. Durdurmak. Aksamak. Sendelemek. Durma.
Oppilation : Üşüşme. Tıkayıcı madde ile doldurma. Gözenekleri kapama (tıp veya medikal terimi). Engelleme. Yığılma. Tıkama. Kalın bağırsak tıkanıklığı (tıp veya medikal terimi).
Stop : Engel. Dindirmek. Çevirimin sona erdiğini, alıcının durdurulmasını bildirmek için yönetmenin, alıcı yönetmenine verdiği komut. Son vermek. Kalmak. Duruş. Yenmek. Ciğerlerden gelen havanın gırtlağa çarpması ve ses tellerindeki açılıp kapanma yüzünden hava akışının birdenbire engellenmesiyle oluşan kesintili ses. türkçede bulunmayan ve arapçada (:) işareti ile karşılanan bu ses, arasıra dilimize arapçadan geçmiş bes, mebde, mesele, mesul, neşe, heyet gibi kelimelerde göze çarpar. ancak, söyleyişteki zorluk dolayısıyla bu kelimeler ya yerlerini türkçe karşılıklara bırakmış yahut da araya bir ünlü eklenerek veya hemze atılarak genellikle beis, mebde, mesele gibi şekillere dönüştürülmüştür. Tıkamak. Kapamak.
Stand down : Tanık yerini terk etmek. Adaylıktan çekilmek. Bulunduğu makama bir daha aday olmamak. Tanıklık yapıp çekilmek. Tanık kürsüsünden inmek. Savaş veya saldırı pozisyonundan çıkmak. Özveride bulunmak. Feragat etmek. Hazır pozisyondan rahat pozisyona geçmek.
Hemostasis : Hemostaz. Kanın damar dışına çıkmasının, fizyolojik veya cerrahi olarak önlenmesi. zedelenmiş veya yırtılmış kan damarından kan akışının önlenmesi için geçekleşen damar büzülmesi, kan pulcuğu tıkacının oluşması, kanın pıhtılaşması ve fibröz doku oluşmasını içeren olaylar zinciri. Kanamanın durması. Kanamanın durdurulması, herhangi bir vücut bölgesinde seyreden kan akımının yavaşlaması. Kanama durması. Kanamayı dindirme. Kanamanın dinmesi. Kan birikimi. Kan dolaşımı durması.
Inactivity : Avarelik. Etkisizlik. Durgunluk. Hareketsizlik. Üşengeçlik. Tesirsizlik. Tembellik.
Estoppage synonyms : haemostasia, haemostasis, standdown, hemostasia, human action, human activity, holdups, arrest, embarring, disconnected, deed, check, abeyance, interruption, act, interruptions, interception, halting, hitch, countercheck, inaction, stay, intercepting, abeyances, logjam, cutting off.
Estoppage zıt anlamlı kelimeler, Estoppage kelime anlamı
Action : Etkileme. Hukuk, gitar, sinema, televizyon, tiyatro, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Faaliyet. Aksiyon. Çarpışma. Bir film kuşağında sese karşı görüntü bölümünü belirtmekte kullanılan genel terim. tv. televizyon yayınında sese karşı görüntüyü belirtmekte kullanılan genel terim. Etki. Yapılan şey. Telli çalgılarda, normalden yüksekliği çalım zorluğuna, normalden alçaklığı ise ses kalitesinde azalmaya neden olan, tel ve klavye arası mesafe.
Activity : Faaliyet. Hareket. İşleklik. Etki. Eyleyim. Hareketlilik. İnsanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri kuran, düzenleyen ve denetleyen eylemleri. Kuvvet. Hareket halinde olma. Fiil.
Estoppage antonyms : activeness.

Bu kısımda Estoppage kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Estoppage ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Estoppage anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Estoppage ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.