Emergency türkçesi Emergency nedir

  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Olağanüstü durum.
  • Emniyet.
  • Aniden çıkan olay.
  • Acil vaka.
  • Acil durum.
  • Kriz.
  • Tehlike.
  • Acil ihtiyaç.
  • İcap.
  • İvedi.
  • Ani tehlike.
  • Buhran.

Emergency ile ilgili cümleler

English: Ali ended up in the emergency room.
Turkish: Ali acil odasında düştü.

English: Ali got an emergency call and had to leave work.
Turkish: Ali bir acil durum çağrısı aldı ve işi terk etmek zorunda kaldı.

English: Ali found himself at the emergency room.
Turkish: Ali kendisini acil serviste buldu.

English: Ali made an emergency stop on the road.
Turkish: Ali yolda acil durum duruşu yaptı.

English: Ali had to go to the emergency room by ambulance.
Turkish: Ali ambulansla acil servise gitmek zorunda kaldı.

Emergency ingilizcede ne demek, Emergency nerede nasıl kullanılır?

Emergency airfield : Acil durum havaalanı. Emercensi havaalanı.

Emergency barrage : Yardımcı baraj ateşi.

Emergency battery : Yedek batarya. Yardımcı batarya.

Emergency brake : İmdat eğleci. Emniyet eğleci.

Emergency bridge : İmdat köprüsü. Yedek köprü. Acil durum köprüsü. Tehlike köprüsü.

Emergency case : Acil yardım çantası. İlk yardım çantası. Acil durum.

Emergency budget : Olağanüstü bütçe. Fevkalade bütçe.

Emergency cabinet meeting : Acil bir durumu görüşmek üzere yapılan hükümet toplantısı. Acil kabine toplantısı.

 

Emergency declaration : Geçici beyanname.

Emergency cooling system : Soğutma suyu borularında oluşan bir arıza sonucu normal soğutma sisteminin devreden çıkması durumunda, reaktör kalbindeki ısı artışını gidermeyi sağlayan soğutma sistemi. Acil soğutma sistemi.

İngilizce Emergency Türkçe anlamı, Emergency eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Emergency ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Disaster : Musibet. Bela. Yıkım. Afet. Talihsizlik. Felaket. Facia.

Credence : Güven. Sofra takımı dolabı. İnanma. İtimat. İnanç. Doğru kabul etme.

Temporary state : Geçici durum.

Exigency : Gereksinim. Gerek. Ani hareket gerektiren durum. Mecburiyet. Aciliyet. Zaruret. Zorunluluk. Gereklilik. İhtiyaç.

Access control entry : Erişim denetim girdisi. Erişim denetleme girişi.

Certitudes : Kuşkusuzluk. Bir şeyden emin olma. Katiyet. Kesinlik. Sübut.

Distress : Istırap. Istırap vermek. Dert. Acı vermek. El koymak. Üzüntü. Endişe uyandırmak. Tehlike (gemi). Izdırap. Endişelendirmek.

Hurried : Aceleyle yapılan. Acele içinde olan. Telaşla yapılmış. Aceleyle yapılmış. Telaşlı. Aceleye gelen. Acele. Acele eden.

Gravities : Büyüklük. Ağırbaşlılık. Temkin. Yerçekim. Ağırlık. Ciddilik. Önem. Yerçekimi. Çekim.

Occasion : Gerek. Çoğunlukla gelişigüzel bir biçimde ortaya çıkan ve düzenli, zorunlu bir gelişme süreci içinde ortaya çıkabilecek başka olayların doğmasına yol açan olay. Gereklik. Ortam. Lüzum. Sebep. Sebebi olmak. Münasebet.

Emergency synonyms : conjunctures, crisis, abstract syntax tree, jeopardy, acmes, accelerator key, acme, pressing, insecureness, burning, faith, instant, absolute loader, endangerments, pinch, certainty, craving, urgent need, danger, guarantying, bout, guaranty, credences, hazarded, fixedness, faiths, guaranties, urgent, ictuses, certitude, instants, abort, invasion.

 

Emergency ingilizce tanımı, definition of Emergency

Emergency kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An unforeseen occurrence. Sudden or unexpected appearance. A sudden occasion.