Kriz nedir, Kriz ne demek

Kriz; bir tıp terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Kriz" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Krizin ne kadar sürdüğünü bilmiyorum." - F. R. Atay
  • "Krizler sıkıştırdığı zaman özel kliniklerde yatmaya gidiyordu." - Ç. Altan

İktisat alanındaki kelime anlamı:

[Bakınız: bunalım]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Hastalığın dönüm noktası, hastanın iyileşeceği veya öleceğinin belli olduğu an.

Aniden gelişen şiddetli belirtilerle ayırt edilen nöbet, hastalık nöbeti.

İngilizce'de Kriz ne demek? Kriz ingilizcesi nedir?:

crisis

Kriz hakkında bilgiler

Kriz (buhran , bunalım) , bir örgütün üst düzey hedeflerini ve işleyiş biçimini tehdit eden veya hayatını tehlikeye sokan , acil karar verilmesi gereken , uyum ve önleme sistemlerini yetersiz hale getiren gerilim durumudur.

“Kriz bir mekanizmanın mevcut konumunu ve geleceğini etkileyen hiç beklenmeyen bir anda ortaya çıkan ve genel olarak önlem alınmakta geç kalınan olumsuz bir durumdur.” (Arıduru)Bu tanımdan krizin beklenmeyen bir anda ortaya çıktığı ve gene itibariyle de olumsuz bir anlama sahip olduğu sonucu çıkartılabilir. İşletme alanında ise “kriz, beklenmeyen ve önceden sezilmeyen, hızlı bir şekilde cevap verilmesi ve yönetilmesi gereken, şirketin önleme ve uyum mekanizmalarını yetersiz hale getirerek, mevcut değerlerini, amaç ve varsayımlarını tehdit eden gerilim durumu” olarak ifade edilebilir. (Kriz Nedir?) Kriz olumsuz bir kelime olmasına rağmen bazı sektörler ve şirketler için yarattığı fırsatlar açısından olumlu olarak da değerlendirilebilir. (Arıduru) Kriz döneminin en belirgin ve gerilim yaratıcı özelliği “belirsizliktir”. Kriz dönemlerinde yeni koşullar ve kurallar geçerlidir, bilinen çözümler ise geçerliliğini kaybeder. Günümüzde krizin herkes tarafından kabul edilmiş başlıca iki anlamı ise yıkımla sonuçlanan bir değişim ve ileri, gelişkin bir evreye geçiştir. (Kriz Nedir?) Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde kriz “Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran” olarak tanımlanmıştır. (Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük) Kriz, buhran ve bunalım kavramları ile eş anlamlı anılabilmekle birlikte, “bir örgütün üst düzey hedeflerini ve işleyiş biçimini tehdit eden veya hayatını tehlikeye sokan, acil karar verilmesi gereken, uyum ve önleme sistemlerini yetersiz hale getiren gerilim durum” olarak da tanımlanabilir. (Kriz, Özellikleri ve Krize Sebep Olan Faktörler) Kaynaklarına göre iki tipe ayrılır

 

vb olarak tanımlanabilir.

Kriz ile ilgili Cümleler

 
  • Kriz ekonomik ideolojide bir devrim başlatabilir.
  • Ali bir astım krizi geçirdi.
  • Kriz ülkemizi doğrudan etkiledi.
  • Kriz geçirdim.
  • Bütçe krizle karşı karşıyayız.
  • Bu haberi duyduğunda Mustafa ölümcül bir kalp krizi geçirdi.
  • Kriz tehlikeli bir aşamaya giriyor.
  • John'un babasının bir kalp krizinden dolayı öldüğünü biliyor musunuz?
  • Kriz 1968 Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına yol açtı.
  • Kalp krizi geçirmenin her zaman doğanın senin öldüğünü anlatma şekli olduğunu düşündüm.
  • John'un babasının bir kalp krizinden dolayı öldüğünü biliyor musun?
  • Kriz zamanında nasıl para kazanıldığını bilen biri var mı?
  • Neredeyse kalp krizi geçiriyordum.
  • Kriz zamanı geçmişi idealize etmenin manası yok.

Kriz anlamı, tanımı:

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Bunalım : Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Ülke : Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket. Devlet. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge.

Toplum : Topluluk. Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet.

Kuruluş : Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Yapı, yapılış, bünye. Kurulma işi. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kasılma.

Dönem : Yarıyıl. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot.

Buhran : Bunalım, bunluk, kriz.

Kriz geçirmek : Bir organda birdenbire fizyolojik değişiklik olmak. bunalım içinde bulunmak.

Kriz masası : Bir afetin zararlarını belirlemek ve yardım çalışmalarını yürütmek amacıyla geçici bir süre için uzmanlardan oluşturulan kurul.

Kriz yöneticisi : Zorda kalan işletmeye belirli bir sürede yardım ederek sorunu çözen deneyimli kimse.

Kriz yönetimi : Bir ülkenin karşılaştığı ulusal, uluslararası herhangi bir sorun veya doğal afet durumlarında sorunun en az zararla atlatılabilmesi için konunun uzmanlarından oluşturulan kurul. İşletmelerde hatalı üretim, ham madde sıkıntısı, kalite düşüklüğü, pazarlama vb. sebeplerle ortaya çıkan sorunlu dönemde işbaşına getirilen yöneticilerin yönetme biçimi. Bir ülkenin karşılaştığı ulusal, uluslararası herhangi bir sorun veya doğal afet durumunda sorunun en az zararla atlatılabilmesi için gerekli kararların alınması işi.

Kalp krizi : Kalbi besleyen damarlardan birinin tıkanması ile ortaya çıkan, önlem alınmazsa ölüme yol açan rahatsızlık, kalp aksesi.

Kriz yöneticiliği : Kriz yöneticisinin yaptığı iş.

Krizalit : Kelebek olmadan önce bir böceğin, koza veya kozasız olarak geçirdiği başkalaşma durumu.

Krizantem : Kasımpatı.

Krizolit : Zebercet.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Fizyolojik : Normal, doğal olarak işleyen. Fizyoloji ile ilgili, vücutla ilgili.

Bozukluk : Bozuk para. Bozuk olma durumu.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Ruhsal : Ruh bilimi ile ilgili, ruh bilimsel, psikolojik. Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psikolojik, psişik.

Bulunma : Bulunmak işi.

İstek : İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi. Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep. Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk. Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu.

Örgüt : Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü. Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat.

Çöküntü : Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Suyun dibine çöken şeyler. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz.

Krizantem köpeği : Kasımpatı yüzlü köpek.

Krizofanik asit : Antrokinon türevi emodinlerin vücutta oluşturduğu metabolit.

Diğer dillerde Kriz anlamı nedir?

İngilizce'de Kriz ne demek? : [Kriz] n. crisis, fit, attack, acme, bout, conjuncture, ictus, invasion, paroxysm

Fransızca'da Kriz : crise [la]; dépression [la]

Almanca'da Kriz : n. Krise, Krisis

adj. krisenfest

Rusça'da Kriz : n. кризис (M), припадок (M), приступ (M)

adj. кризисный