Emersions türkçesi Emersions nedir

Emersions ingilizcede ne demek, Emersions nerede nasıl kullanılır?

Emersion : Kendisini çevreleyen şeyden (sudan tepelerden vs) sıyrılıp kendini gösterme. Sudan çıkma. Gölgeden çıkma. Belirme. Ortaya çıkma. Bir gökcisminin başka bir gökcisminin, gölgesinden dışarı çıkması.

Kremersite : Kremereit.

Emersed : Ortaya çıkmış. Suyun yüzüne çıkan. Belirmiş. Su yüzüne çıkma. Bazı su bitkileri gibi su yüzünde duran. Kendisini çevreleyen şeyden (sudan tepelerden vs) sıyrılıp kendini göstermiş.

Emerson : New jersey eyaletinde yerleşim yeri. İowa eyaletinde şehir. Amerikalı yazar filozof ve bakan. Deneyüstücü çalışmaları olan doğa ve örnek insanların yazarı. Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Ralph waldo emerson (1803-1882). Georgia eyaletinde şehir. Soyadı.

Emerson system : Emerson sistemi. Görevlerinin tamamına ve belli yüzdesine ilişkin saptanan standartların üçte ikisini gerçekleştiren işçiye ücretinin tamamını; bunu aşan kısmına ise ayrıca prim ödenmesine yönelik sistem.

Blasphemers : Kafir.

Demersal : Denizin dibinde veya dibine yakın yerde yaşayan. Batmış. Sualtında. Göl ve denizlerin taban ya da tabana yakın kısımlarında yaşama. Deniz tabanında. Dibe ait, dipte yaşayan. Demersal.

 

Redeemers : Kurtarıcı. Mesih. Kurtarıcı kimse.

Seemers : Sık sık numara yapan kişi.

Bathydemersal : Sularda 200 m derinliğin altında yaşayan. Batidemersal.

İngilizce Emersions Türkçe anlamı, Emersions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Emersions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Emersion : Bir gökcisminin başka bir gökcisminin, gölgesinden dışarı çıkması. Belirme. Ortaya çıkma. Kendisini çevreleyen şeyden (sudan tepelerden vs) sıyrılıp kendini gösterme.

Position : Durum. Makam. Taneciğin yeri, bunu veren konsayılar. Pozisyon. Yerini belirlemek. Görüş. İş. Vaziyet. Rütbe. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon.

Emergence : Çıkma. Sudur. Emergens. Emerjans. Belirme. Ortaya çıkma. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Oluşma. Meydana gelme. Deniz dibinin su üstüne çıkması.

Attitude : Tutum. Dansçının gövdesini tek bacağı üzerine durdururken, öbür bacağını doksan derecelik bir açıyla kaldırması ve dizden bükerek geriye getirmesi. Oyunculukta bir karakterin ya da tipin yetişmesini, özelliklerini, kültürel çevresini ve konumunu belirleyen görünüş. tavır yalnızca hareketlerle değil, konuşmayla da ortaya çıkar. Tavır. Hal. Davranış. Görüş. Poz. Uyumlu duruş. Duruş.

Posture : Kurulmak. Bedenin genel duruşu. Duruş (vücut). Kasım kasım kasılmak. Poz. Jimnastik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kasılmak. Vaziyet. Duruş. Doğum sırasında yavrunun baş, bacaklar ve kuyruk gibi kısımlarının gövdeye göre duruşu, postür. bedenin genel duruşu.

 

Appearance : Dışyüz. Kılık kıyafet. Gösteriş. Kılık. Olay. Zuhur. Görünüm. Dış görünüş. Ortaya çıkma. Belirme.

Uncovering : Ortaya çıkarmak. Keşfetme. Ortaya çıkarma. Açmak. Örtüsünü açmak. Şapka çıkarmak. Deniz dibinin su üstüne yükselmesi.

Emersions zıt anlamlı kelimeler, Emersions kelime anlamı

Disappearance : Yok olma. Gözden kaybolma. Kaybolma. Ses düşmesi. Ortadan kaybolma. Ortadan kalkma. Yalın veya ekler ile genişletilmiş olan kelimelerin ön, iç ve sonlarında bulunan seslerden birinin, çeşitli etkenlerle yitirilmesi olayı. bunlar ön ses düşmesi, iç ses düşmesi ve son ses düşmesi diye gruplandırılabilir: || ısıcak > sıcak, ısıtma > sıtma, uyukla- > yukla- «uyumak, uyuklamak», dirilik > dirlik, ilerile-> ilerle-, aşıla- > aşla-, oyuna- > oyna-; küçükcük > küçücük, yanakcık > yanacık, ufakcık > ufacık, ufakrak > ufarak, çabukcak > çabucak; oğulan > oğlan, çiftçi > çifçi, üstçavuş > üsçavuş, astteğmen > asteğmen, rastgele > rasgele, kelgen > gelen, kelgüçi > gelici vb. Yitimlik. Alıcının saptadığı bir konunun, alıcı durdurulup görüş alanından çıkarılarak çevirime devam edildiği durumlarda bu konunun birdenbire ortadan yitmiş görünmesine dayanan sinema hilesi. Gözden kayboluş.

Immersion : İmersiyon. Suya daldırma. Bir katılımlı gözlemde gözlemcinin duruma ya da olaya, onu yaşayan bireylerden ayrılmayacak biçimde katılması ya da bir topluluk üyelerinin yaşamını paylaşması. Tutulma. Uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir gökcisminin başka bir gökcisminin gölgesine girmesi. Batma. Tamözdeşim. Batırılma. Dalma.

Ingress : Giriş hakkı. Girme. Hava girişi. Gölgelenme. Giriş.