Posture türkçesi Posture nedir
- Poz vermek.
- Postür.
- Kasılmak.
- Tutum.
- Yapmacık tavır takınmak.
- Duruş (vücut).
- Jimnastik, veterinerlik alanlarında kullanılır.
- Poz.
- Kurulmak.
- Kasım kasım kasılmak.
- Tavır.
- Vücudun ve bölümlerinin, kasların duruk çalışma gücü ile, ağırlığın etkisine karşı düzene girmesi ve direnmesi.
- Hal.
- Dik durmak.
- Vaziyet.
- Duruş.
- Bedenin genel duruşu.
- Doğum sırasında yavrunun baş, bacaklar ve kuyruk gibi kısımlarının gövdeye göre duruşu, postür. bedenin genel duruşu.
- Taslamak.
- Durum.
Posture ile ilgili cümleler
English: When bears sleep or lie down, their postures depend on whether they want to get rid of heat or conserve it.
Turkish: Ayılar uyuduğunda ya da uzandığında onların duruşları ısıdan kurtulmak ya da onu korumak isteyip istemediklerine bağlıdır.
Posture ingilizcede ne demek, Posture nerede nasıl kullanılır?
Posture master : Gövdesini türlü biçimlere sokabilen, yapılması zor hareketleri yapabilen kişi. Yer cambazı.
Bad posture : Bozuk duruş. Kötü duruş. Vücudun, ağırlık etkisine karşı koyacak dengeli bir kas gücü tüketmeden aşırı eğrilikle duruşu.
Habitual posture : Vücudun, aşırı güç tüketmeden doğal ve anatomik yüzeyleri arasında kalması. Doğal duruş.
Symbolic posture : Simgesel davranış. Yağmur yakarısı sırasında avuç içlerini yere çevirerek kolları aşağı yukarı oynatma; saygı gösterme amacıyla arka arkaya çekilerek dışarı çıkma; utku sevinciyle havaya sıçrama gibi davranışlarla daha birçok benzerlerinden oluşan simge türü. bk. simge. krş. simgesel oyun.
Postured : Hal. Yapmacık tavır takınmak. Tutum. Vaziyet. Kurulmak. Poz vermek. Dik durmak. Kasım kasım kasılmak. Kasılmak. Taslamak.
Postural syncope : Ayakta fazla durma sonucu kanın alt tarafta göllenmesine bağlı oluşan bayılma. Postüral bayılma.
Imposture : Düzenbazlık. Hile. Desise. Dolap. Sahte tavır. Sahtekarlık. Müzevirlik.
Postural proteinuria : Postüral proteinüri. Ortostatik proteinüri.
Posturer : Kurbağa adam. Poz veren kimse. Öne eğilip başını bacakları arasına sokabilen becerili kişi.
Postures : Durum. Taslamak. Kasım kasım kasılmak. Yapmacık tavır takınmak. Hal. Vaziyet. Kurulmak. Duruş. Tutum. Tavır.
İngilizce Posture Türkçe anlamı, Posture eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Posture ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Case : Hasta. Örnekolay. Yerine koymak (kasa veya kılıf vb). Hukuksal olay. Filmlerin taşınmasında kullanılan, yangına karşı korumalı, genellikle madenden ya da üzeri maden levhayla örtülü kap. Kutulamak. Neden. Sorun. Kanıt.
Order arms : Hazırol.
Assume : Ele geçirmek. Addetmek. Sanmak. Takınmak. Saymak. Üstüne almak. Hükmetmek. Yerine getirmek. Üstlenmek.
Settling down : Yerleştirmek. Kurum. Durulmak. Kurma. Sakinleşme. Dibe düşme. Yola gelmek. Kuruluş. Çöreklenmek.
Squatted : Oturmak. İzinsiz yerleşmek. Araziye sahip çıkmak. Çömelmek. Çömeltmek. Başkasının arazisine kurulmak. Çömeliş. Kanuna aykırı olarak oturmak (kendi malı olmayan bir mülkte). Bodur.
Presence : Kişilik. Yüksek frekansları düzenleyerek sesin canlılığını denetleyen bir çeşit frekans düzenleyici devre. Bulunma. Huzur. Orada bulunma. Ön. Varlık. Buradalık.
Draw oneself up : Dimdik ayakta durmak.
Dissimulating : İki yüzlülük yapmak. Başka türlü göstermek. Duygularını gizlemek. İkiyüzlülük etmek. Belli etmemek. Gizlemek (gerçeği).
Squats : Oturmak. Çömelmek. Bodur. Çömeliş. Kanuna aykırı olarak oturmak (kendi malı olmayan bir mülkte). Çökmek. Başkasının arazisine kurulmak. İzinsiz yerleşmek. Çömeltmek.
Nestle : Yaslamak. Yerleştirmek. Daldalanmak. Dayamak. Sığındırmak. Bağrına basmak. Gömülmek. Sığınmak. Yerleşmek.
Posture synonyms : ballet position, unerect, lotus position, asana, bodily property, manner of walking, state of affairs, decubitus, dissimulate, give oneself airs, stances, ball game, exposure, swaggers, attitudinized, station, tuck, be set up, item, presentation, attitudes, configuration, demeanour, stiffen, circumstance, sits, estate, things, exposals, conditions, halt, affects, slouch.
Posture zıt anlamlı kelimeler, Posture kelime anlamı
Erect : Tesis etmek. Dikilmek. Kalkmış. Dikmek. Ereksiyon halinde. Kurmak. Dik. Diken diken. Yükseltmek. Yapmak.
Gracefulness : İncelik. Zarafet. Zariflik. Nezaket.
Awkwardness : Aksilik. Münasebetsizlik. Sakarlık. Kullanışsızlık. Beceriksizlik. Hantallık. Acemilik. Biçimsizlik. Eli işe yakışmazlık. Uygunsuzluk.
Posture antonyms : unerect.
Posture ingilizce tanımı, definition of Posture
Posture kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The situation or disposition of the several parts of the body with respect to each other, or for a particular purpose. As, to posture one`s self. Also, to pose. To dispose the parts of, with reference to a particular purpose. To assume a particular posture or attitude. To posture a model. Attitude. Especially (Fine Arts), the position of a figure with regard to the several principal members by which action is expressed. To contort the body into artificial attitudes, as an acrobat or contortionist. The position of the body. To place in a particular position or attitude.

Bu kısımda Posture kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Posture ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Posture anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Posture ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.