Emphasising türkçesi Emphasising nedir

  • Vurgulama.
  • Önemine vurgu yapma.
  • Ağırlık verme.
  • Belirtme.
  • Vurgu yapma.
  • Önemini belirtme.
  • Israrla söyleme.
  • Daha belirgin bir şekilde ortaya çıkarmak (emphasizing olarak da yazılır).
  • (britanya ingilizcesi) vurgulama.
  • Altını çizme.
  • Daha iyi bir şekilde açıklama.
  • Daha açık bir şekilde açıklama.
  • Üzerinde durma.

Emphasising ingilizcede ne demek, Emphasising nerede nasıl kullanılır?

Give emphasis to : Üzerinde durmak. -i vurgulamak. -in önemini göstermek.

Lend emphasis to : Vurgulamak. Önem vermek. Önemini belirtmek. Üzerinde durmak.

Character emphasis : Karakter vurgulama.

With emphasis : Fazlasıyla dikkatleri çekerek. Vurgu yaparak. Vurguyla. Vurgulayarak üzerine basarak.

Emphasis : Kuvvet. Bir şeye verilen önem. Vurgu. Vurgulama. Üzerinde durma. Önem. Verilen önem. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Bir soru'nun, dile getirilişine bağlı olarak belli bir konu, kavram ya da görüşün altını çizmesi ya da buna bağlı olarak belli tür yanıtlardan yana belirebilecek saptırıcı etki. Ehemmiyet.

 

Emphasises : Altını çizmek. Daha açık bir şekilde açıklamak. Önemine vurgu yapmak. Daha iyi bir şekilde açıklamak. Daha belirgin bir şekilde ortaya çıkarmak (örneğin, the skirt she is wearing emphasises her waist {giydiği etek belini ortaya çıkarıyor}) (emphasize olarak da yazılır). (britanya ingilizcesi) vurgulamak. Vurgu yapmak.

Preemphasis : Önvurgulama.

Overemphasised : Aşırı vurgulamak. Çok fazla üzerinde durmak (ayrıca overemphasize). Üzerine aşırı vurgu yapmak. Üzerinde çok durulan. Üzerinde çok durulmuş.

Emphasised : Israrla söylenmiş. (britanya ingilizcesi) vurgulamak. Ağırlık verilmiş. Daha açık bir şekilde açıklamak. Altını çizmek. Daha belirgin bir şekilde ortaya çıkarmak (örneğin, the skirt she is wearing emphasises her waist {giydiği etek belini ortaya çıkarıyor}) (emphasize olarak da yazılır). Daha iyi bir şekilde açıklamak. Önemi belirtilmiş. Önemine vurgu yapmak. Üzerinde durulmuş.

Underemphasis : Yetersiz önem. Yetersiz vurgu.

İngilizce Emphasising Türkçe anlamı, Emphasising eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Emphasising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accenting : Üzerinde durmak. Vurgulamak. Vurgulayan. Vurgulu okumak.

Highlighting : Seçkili parlatma. Önemini vurgulama. Belirten.

Denotations : Tarif. İşaret. Ünvan. Mana. Ad. Ayırma. Delalet. İsimlendirme. İfade.

Nigglings : Detaycı. İnsanın kafasını hep kurcalayan. Aşırı titizlenme. Ufak ayrıntıları insanı çok uğraştıran (iş). Titizlenme. Titiz. Çok önemsiz. Ufak ayrıntıları insanı çok uğraştıran iş. Aşırı titiz.

 

Accentuation : Vurgulu okuma. Harekeleme. Ahenk vurgusu. Vurgu işaretleri koyma. Vurgu. Önemle belirtme. Vurgu işaretlerini koyma. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu.

Accentuating : Vurgulayan. Vurgulamak. Üzerinde durmak. Vurgulu okumak.

Designation : Tayin. Ad. Markalama. İşaret koyma. Tayin edilme. Lakap. Atama. Atanma. Nam.

Definitions : Açıklama. Tanımlar. Belirleme. Tarif. Seçiklik. Tanımlama. Kesinleştirme. Tanım.

Underlying : Temel. Geri planda (sıfat olarak). Altık. Temelini oluşturan. Altındaki. Öncelikli. Temelindeki (neden vb). Esas.

Clarification : Açılma. Berraklaştırma. Açıklığa kavuşturma. Temizleme. Bir sorunun ya da bir kavramın tüm içerimleriyle açıklanması. Aydınlatma. Arıtma. Durultma. Açıklığa kavuşma.

Emphasising synonyms : callout, checking, announcing, embodying, determination, emphases, diagnosis, weightings, definition, denotation, determinations, action, accentutation, underscoring, emphasizing, weighting, niggling, underlines, emphasis, underline, clarifications.